Geçtiğimiz Perşembe günü, Yemen'in orta kesimlerindeki birçok askeri üsse yönelik Husilerin düzenlediği saldırılarda en az 30 Yemen askeri hayatını kaybetti. Bu saldırı, Nisan 2022'de Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda sağlanan ve çatışmaların yoğunluğunu büyük ölçüde azaltan ateşkesin ardından yaşanan en ölümcül olaylardan biri olarak kayıtlara geçti. Bölgedeki gerilimi yeniden tırmandıran bu gelişme, kırılgan barış sürecinin geleceği hakkında ciddi endişeler doğurdu.
Saldırılar, Yemen hükümetine bağlı güçlerin kontrolündeki bölgelerde, özellikle Marib ve Şabva vilayetlerinde yoğunlaştı. Husiler, bu bölgelerdeki stratejik askeri noktaları hedef alarak önemli kayıplara yol açtı. Yerel kaynaklar ve güvenlik yetkilileri, ölü sayısının artabileceğini belirtirken, yaralı askerlerin sayısının da oldukça yüksek olduğu bildirildi. Bu türden kapsamlı ve koordineli saldırılar, ateşkesin ruhuna aykırı hareket edildiğini ve taraflar arasındaki güvenin daha da zedelendiğini gösteriyor.
BM'nin arabuluculuğunda 2022 yılının Nisan ayında ilan edilen ateşkes, Yemen'deki yedi yılı aşkın süredir devam eden yıkıcı savaşa bir nebze olsun nefes aldırmıştı. Ateşkesin yürürlüğe girmesiyle birlikte, çatışmaların şiddeti azalmış, insani yardımların ulaştırılması kolaylaşmış ve taraflar arasında dolaylı da olsa müzakerelerin yolu açılmıştı. Ancak, bu son saldırı, ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu ve bölgedeki siyasi istikrarsızlığın derinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yemen'deki Kanlı Çatışmanın Arka Planı
Yemen, 2014'ten bu yana devam eden ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açan bir iç savaşla boğuşuyor. Çatışmanın temelinde, İran destekli Şii Husi isyancıları ile uluslararası alanda tanınan ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon tarafından desteklenen hükümet güçleri arasındaki iktidar mücadelesi yatıyor. Husiler, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirerek hükümeti devirmiş ve bu durum, Suudi Arabistan'ın askeri müdahalesine yol açmıştı. O günden bu yana, ülke adeta bir vekalet savaşı alanına dönüşmüş durumda.
Çatışmalar, Yemen halkı üzerinde yıkıcı etkiler yarattı. BM verilerine göre, savaş nedeniyle on binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve ülke nüfusunun büyük bir kısmı gıda güvensizliği ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Sağlık altyapısı çökmüş, temiz suya erişim kısıtlı hale gelmiş ve kolera gibi salgın hastalıklar yaygınlaşmıştır. Bu insani felaket, uluslararası toplumun sürekli olarak dikkatini çekse de, kalıcı bir çözüm bulmakta zorlanılmaktadır.
Bölgesel Etkiler ve Barış Sürecinin Geleceği
Husilerin son saldırısı, Yemen'deki barış çabalarına büyük bir darbe vurdu. Bu tür eylemler, taraflar arasındaki güveni sarsarak müzakerelerin yeniden başlamasını zorlaştırıyor. Analistler, saldırının Husilerin müzakere masasında elini güçlendirme veya askeri üstünlük sağlama amacı taşıyabileceğini belirtiyor. Ancak, bu durumun, zaten kırılgan olan ateşkesi tamamen sona erdirme ve çatışmayı daha da tırmandırma riski taşıdığı da vurgulanıyor.
Türkiye, Yemen'deki insani krize karşı duyarlılığını her fırsatta dile getiren ve barışçıl bir çözüm çağrısı yapan ülkelerden biridir. Ankara, insani yardım kuruluşları aracılığıyla Yemen halkına destek sağlamakta ve çatışmanın sona ermesi için uluslararası çabalara katkıda bulunmaktadır. Ancak, bölgedeki karmaşık siyasi dinamikler ve dış müdahaleler, kalıcı bir çözümün önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Bu son saldırı, Yemen'deki barış umutlarını bir kez daha gölgeleyerek, uluslararası toplumun daha güçlü ve kararlı bir müdahale ihtiyacını ortaya koymaktadır.

