Fransız yaratıcı Mohamed El Khatib, 2021 yılında Finir en beauté adlı eseriyle Festival Grec'e katıldığından bu yana, toplumun gölgesinde kalan hikayeleri sahneye taşıma konusundaki hassasiyetini defalarca kanıtlamıştır. Sanatçı şimdi Barselona'ya, yaşlılıkta arzu ve aşk üzerine cesur bir bakış sunan yeni oyunu La vie secrète des vieux (Yaşlıların Gizli Hayatı) ile geri dönüyor. Avignon Festivali'nde büyük ilgi gören bu eser, bu haftadan itibaren Teatre Lliure'de (Özgür Tiyatro) sahnelenerek, izleyicileri tabuları yıkmaya ve yaşlılığa dair önyargıları sorgulamaya davet ediyor.
El Khatib'in son eseri, yaşlı bireylerin cinsel ve duygusal yaşamlarına odaklanarak, genellikle göz ardı edilen veya tabu olarak görülen bir konuyu mercek altına alıyor. Oyun, gençlerin "yaşlıların cinsel ve aşk hayatından bahsetmek bile istemediği" yönündeki yaygın algıyı sorgulayarak, bu konunun ne denli hassas ve konuşulmayan bir alan olduğunu gözler önüne seriyor. Sanatçının belgesel tiyatro yaklaşımıyla harmanladığı bu yapım, gerçek tanıklıklar ve samimi anlatılar aracılığıyla, yaşlılığın getirdiği fiziksel ve sosyal değişimlere rağmen insan doğasının temel arzularının nasıl varlığını sürdürdüğünü inceliyor.
Mohamed El Khatib, daha önce annesinin ölümüyle ilgili kişisel ve dokunaklı bir anlatı olan Finir en beauté ile eleştirmenlerden tam not almıştı. Bu eser de yine kişisel deneyimleri evrensel temalarla harmanlayarak, yas, kayıp ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını sahneye taşımıştı. El Khatib'in sanatsal çizgisi, bireysel hikayelerden yola çıkarak toplumsal normları sorgulaması ve izleyiciyi rahatsız edici olabilecek gerçeklerle yüzleştirmesiyle öne çıkıyor. La vie secrète des vieux de bu geleneği sürdürerek, yaşlıların sadece "büyükanne ve büyükbaba" rolleriyle sınırlı olmadığını, onların da tutkuları, arzuları ve derin duygusal dünyaları olduğunu hatırlatıyor.
Toplumsal Tabular ve Yaşlılığa Bakış
Yaşlılık ve cinsellik konusu, birçok toplumda, özellikle de Batı ve Doğu kültürlerinde derin kökleri olan tabularla çevrilidir. Gençlik ve güzellik kültünün egemen olduğu günümüz dünyasında, yaşlı bedenler genellikle arzu nesnesi olmaktan çıkarılır ve yaşlıların cinsel yaşamları yok sayılır. Bu durum, yaşlı bireylerin kendilerini görünmez veya değersiz hissetmelerine yol açabilir. Mohamed El Khatib'in oyunu tam da bu noktaya parmak basarak, yaşlıların cinsel kimliklerinin ve duygusal ihtiyaçlarının inkar edilmesinin, aslında insan doğasının temel bir yönünü göz ardı etmek anlamına geldiğini vurguluyor.
İstatistikler, dünya genelinde yaşlı nüfusun hızla arttığını gösteriyor. İspanya, Avrupa'nın en uzun yaşam beklentisine sahip ülkelerinden biri olup, yaşlı nüfus oranı giderek yükselmektedir. Bu demografik değişim, yaşlıların yaşam kalitesi, sosyal entegrasyonu ve psikolojik iyi oluşu gibi konuları daha da önemli hale getirmektedir. Yalnızlık, yaşlılıkta karşılaşılan en büyük sorunlardan biridir ve sevgi, şefkat ve fiziksel yakınlık ihtiyacı yaşla birlikte ortadan kalkmaz. Aksine, bu ihtiyaçlar, yaşamın ilerleyen dönemlerinde daha da büyük bir anlam kazanabilir ve ruh sağlığı için kritik bir rol oynayabilir.
Sahne Sanatlarının Dönüştürücü Gücü
Barselona gibi kültürel bir merkezde, Teatre Lliure (Özgür Tiyatro) gibi prestijli bir sahnede böylesine cesur bir eserin yer alması, sanatın toplumsal dönüşümdeki gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Teatre Lliure, Katalan tiyatro sahnesinin önde gelen kurumlarından biri olup, yenilikçi ve düşündürücü yapımlara ev sahipliği yapmasıyla bilinir. El Khatib'in oyunu, izleyicilere sadece bir hikaye sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi önyargılarını sorgulama, empati kurma ve yaşlılığa dair daha kapsayıcı bir bakış açısı geliştirme fırsatı veriyor.
Bu tür eserler, yaşlıların sadece bakım ve sağlık hizmetleri alan pasif bireyler olmadığını, aksine aktif, duygusal ve cinsel varlıklar olduğunu hatırlatır. Türkiye'de de yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte, yaşlılık ve cinsellik gibi konuların daha açık bir şekilde tartışılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Mohamed El Khatib'in La vie secrète des vieux oyunu, Barselona'dan tüm dünyaya yayılan bir mesajla, insan olmanın tüm evrelerinde sevgiye, arzuya ve bağlantıya duyulan evrensel ihtiyacın altını çiziyor. Bu oyun, sadece bir tiyatro gösterisi değil, aynı zamanda yaşlılık algımızı yeniden şekillendirmek için güçlü bir çağrıdır.

