İspanya sinemalarında bu hafta gösterime giren La buena hija (İyi Kız Evlat) filmi, yönetmen Júlia de Paz'ın (Sant Cugat del Vallès, 1995) imzasını taşıyor ve vekaleten şiddet ile toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Genellikle göz ardı edilen bu küçük mağdurların yaşadığı travmaları mercek altına alan yapım, 12 yaşındaki Carmela'nın hikayesi üzerinden izleyiciyi derinden etkilemeyi hedefliyor. Film, Carmela'nın, başlangıçta idol olarak gördüğü babasıyla periyodik olarak bir buluşma noktasında bir araya gelmek zorunda kalmasını ve bu süreçte babasının gerçek yüzünü, uyguladığı psikolojik şiddeti yavaş yavaş keşfetmesini konu alıyor.
Film, vekaleten şiddetin karmaşık doğasını ve çocukların bu tür bir istismarın doğrudan mağduru olabileceği gerçeğini vurguluyor. Vekaleten şiddet, bir ebeveynin (genellikle babanın), diğer ebeveyne (genellikle anneye) zarar vermek amacıyla çocukları bir araç olarak kullanması anlamına gelir. Bu, çocukları zorla görüştürme, diğer ebeveyni kötüleme veya çocuklara psikolojik baskı uygulama gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. La buena hija, bu hassas konuyu Carmela'nın bakış açısından sunarak, çocukların iç dünyasında yaşanan korku, kafa karışıklığı ve sadakat çatışmasını etkileyici bir dille aktarıyor.
Kaynak haberde belirtilen "çocukların babalarını görmeye zorlandıkları için panik atak geçirdikleri" ifadesi, bu durumun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. İspanya'da, ayrılmış veya boşanmış ebeveynler arasında, özellikle şiddet vakalarının olduğu durumlarda çocukların ebeveynleriyle güvenli bir ortamda görüşmesini sağlamak amacıyla "puntos de encuentro familiar" (aile buluşma noktaları) adı verilen merkezler bulunmaktadır. Ancak film, bu merkezlerin dahi, şiddet uygulayan bir ebeveynle zorunlu temasa maruz kalan çocuklar için ne kadar travmatik olabileceğini sorguluyor. Çocukların, kendilerine zarar veren bir ebeveynle zorla bir araya getirilmesi, onların ruhsal sağlığında derin ve kalıcı yaralar açabilmektedir.
İspanya'da Vekaleten Şiddet ve Yasal Düzenlemeler
İspanya, vekaleten şiddetle mücadelede önemli adımlar atmış bir ülke konumundadır. Ülke, 2021 yılında yürürlüğe giren ve çocukları şiddete karşı kapsamlı bir şekilde korumayı amaçlayan Ley Orgánica 8/2021 (Organik Yasa 8/2021) ile çocukları toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin doğrudan mağduru olarak tanımıştır. Bu yasa, şiddet uygulayan ebeveynlerin çocuklarıyla ortak velayet hakkını kısıtlamakta veya tamamen kaldırmakta, böylece çocukların istismarcı ebeveynlerle zorunlu temastan korunmasını hedeflemektedir. İspanya Eşitlik Bakanlığı'nın verilerine göre, 2013 yılından bu yana toplumsal cinsiyete dayalı şiddet bağlamında babaları tarafından öldürülen çocuk sayısı 50'yi aşmıştır; bu rakam, vekaleten şiddetin en trajik ve nihai sonucunu gözler önüne sermektedir. Bu tür filmler, yasal düzenlemelerin önemini ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatır.
Yönetmen Júlia de Paz'ın memleketi olan Sant Cugat del Vallès, Catalunya (Katalonya) özerk bölgesinde yer almaktadır ve bu bölge, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadelede öncü politikalar benimsemiştir. La buena hija gibi sanatsal yapımlar, bu politikaların toplumsal yansımalarını ve bireyler üzerindeki etkilerini daha geniş kitlelere ulaştırmada kritik bir rol oynamaktadır. Filmin, özellikle psikolojik şiddetin gözle görülür yaralar bırakmasa da, çocukların zihinsel ve duygusal gelişimleri üzerindeki tahrip edici etkisini ustalıkla işlemesi, uzmanlar tarafından da takdirle karşılanmaktadır. Psikologlar, çocukların maruz kaldığı bu tür şiddetin uzun vadede anksiyete, depresyon, güven sorunları ve travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtmektedir.
Türkiye'deki Benzer Durumlar ve Farkındalık
Vekaleten şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin çocuklar üzerindeki etkileri, ne yazık ki sadece İspanya'ya özgü bir sorun değildir; Türkiye'de de benzer vakalarla karşılaşılmaktadır. Türkiye'de 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, kadınları ve aile bireylerini şiddetten korumayı amaçlamaktadır. Ancak, çocukların bu tür şiddet eylemlerinde doğrudan mağdur olarak tanınması ve korunması konusunda hala kat edilmesi gereken yollar bulunmaktadır. İspanya'daki yasal düzenlemeler ve toplumsal tartışmalar, Türkiye için de önemli bir örnek teşkil edebilir. Çocukların ruh sağlığını korumak adına, şiddet uygulayan ebeveynlerle çocukların temasının yeniden değerlendirilmesi ve bu konuda daha sıkı tedbirler alınması gerekliliği, her iki ülkede de gündemin önemli maddelerinden biridir.
La buena hija filmi, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda toplumsal sorunlara ayna tutan, farkındalık yaratan ve değişimi tetikleyen güçlü bir mecra olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Júlia de Paz'ın bu cesur ve dokunaklı eseri, vekaleten şiddetin görünmez yüzünü aydınlatarak, çocukların çığlıklarını duyurmayı ve onların hak ettikleri güvenli ve sevgi dolu ortamları talep etmeyi amaçlıyor. Film, izleyicilere sadece bir hikaye sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu tür şiddet mağduru çocuklara karşı toplumsal duyarlılığın artırılması ve daha etkin koruma mekanizmalarının geliştirilmesi yönünde bir çağrı niteliği taşıyor. Çocukların sessiz acılarına kulak vermek ve onları korumak, her toplumun öncelikli sorumluluğudur.



