Barselona, İspanya – Universitat de la Pau (Barış Üniversitesi) Başkanı Neus Sotomayor, katıldığı "Bon dia, Barcelona" (Günaydın, Barselona) programında aşırı sağ ideolojilerin barış kavramıyla bağdaşmadığını vurguladı. Sotomayor, aşırı sağın barışı yalnızca "savaşın yokluğu" olarak algıladığını, ancak gerçek barışın bu tanımın çok ötesine geçtiğini belirtti. Ona göre, "pozitif barış" kavramının yeniden canlandırılması, sadece çatışmaların sona ermesini değil, aynı zamanda toplumsal refah ve adaleti de güvence altına almayı gerektiriyor.
Sotomayor, gerçek barışın temel unsurlarının güvenlik, insana yakışır konutlara erişim, kaliteli sağlık hizmetleri, ihtiyaç sahiplerini kucaklama ve siyasi özgürlük olduğunu ifade etti. Bu unsurların bir bütün olarak ele alındığında "barış içinde olmak" anlamına geldiğini savundu. Bu bağlamda, aşırı sağ partilerin, politikalarını "farklı olanı hedef gösterme" üzerine kurmaları nedeniyle barışçıl bir toplumda yerlerinin olmadığını kesin bir dille dile getirdi.
Pozitif Barış ve Aşırı Sağ İdeolojilerin Çatışması
Neus Sotomayor'un vurguladığı "pozitif barış" kavramı, sadece fiziksel şiddetin veya savaşın olmaması anlamına gelen "negatif barış"tan farklıdır. Pozitif barış, sosyal adaletin, eşitliğin, insan haklarının ve sürdürülebilir kalkınmanın var olduğu bir durumu ifade eder. Bu tanıma göre, bir toplumda yoksulluk, ayrımcılık, eşitsizlik ve baskı devam ettiği sürece, savaş olmasa bile gerçek bir barıştan söz edilemez. Aşırı sağ ideolojiler ise genellikle ulusal kimlik, homojenlik ve dışlayıcılık üzerine kuruludur. Bu durum, "farklı olanı hedef gösterme" eğilimini besler ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir.
Aşırı sağın göçmen karşıtı söylemleri, azınlık gruplarına yönelik ayrımcı politikaları ve genellikle otoriter yönetim biçimlerine olan eğilimi, pozitif barışın temel direkleri olan kapsayıcılık, eşitlik ve insan hakları ile doğrudan çelişmektedir. Avrupa genelinde yükselişte olan aşırı sağ partiler, ekonomik krizler, göç dalgaları ve kimlik tartışmaları gibi karmaşık sorunları basitleştirerek, genellikle "öteki"ni günah keçisi ilan eden bir retorik kullanmaktadır. Bu durum, toplum içinde gerilimleri artırarak barışın temellerini sarsmaktadır.
İspanya ve Avrupa Bağlamında Aşırı Sağın Yükselişi
İspanya'da da aşırı sağın yükselişi son yılların önemli siyasi gelişmelerinden biridir. Özellikle 2018'den bu yana, Vox Partisi gibi aşırı sağcı oluşumlar, Katalonya bağımsızlık hareketi, göçmenlik ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda sert ve milliyetçi bir duruş sergileyerek önemli bir seçmen kitlesi edinmiştir. Bu partilerin söylemleri, Neus Sotomayor'un eleştirilerine benzer şekilde, genellikle "biz ve onlar" ayrımını derinleştirmekte ve toplumsal uyumu tehdit etmektedir. İspanya'nın demokratik geçiş sürecinden bu yana aşırı sağın marjinal kaldığı düşünüldüğünde, bu yükseliş hem ülke içinde hem de Avrupa genelinde endişeyle izlenmektedir.
Avrupa Birliği genelinde de aşırı sağ partiler, Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya ve İsveç gibi ülkelerde siyasi arenada güç kazanmaktadır. Bu partiler, genellikle AB'nin entegrasyon politikalarına karşı çıkarak ulusal egemenliği ön planda tutmakta, göçmenlik ve güvenlik konularında sert politikalar savunmaktadır. Bu durum, Avrupa'nın temel değerleri olan çok kültürlülük, hoşgörü ve dayanışma ilkelerini sorgulatmakta, kıtanın barış ve istikrarına yönelik potansiyel tehditler oluşturmaktadır. Türkiye'de de benzer şekilde milliyetçi ve muhafazakar söylemlerin siyasi arenada güçlü bir karşılık bulduğu ve "öteki" üzerinden siyaset yapma eğilimlerinin zaman zaman gözlemlendiği düşünüldüğünde, Sotomayor'un uyarıları evrensel bir nitelik taşımaktadır.
Barış Eğitimi ve Toplumsal Diyalogun Rolü
Universitat de la Pau gibi kurumların çalışmaları, bu bağlamda büyük önem taşımaktadır. Barış eğitimi, genç nesillere farklılıklara saygı duymayı, eleştirel düşünmeyi ve çatışmaları şiddet dışı yollarla çözmeyi öğretmeyi hedefler. Sotomayor'un vurguladığı gibi, barış sadece savaşın yokluğu değil, aynı zamanda aktif bir çaba ve toplumsal bir inşa sürecidir. Bu süreçte, eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve medya, aşırı sağın kutuplaştırıcı söylemlerine karşı bir panzehir görevi görebilir.
Toplumsal diyaloğun teşvik edilmesi, farklı görüşlere sahip gruplar arasında köprülerin kurulması ve ortak paydaların bulunması, pozitif barışın tesis edilmesi için elzemdir. Aşırı sağın yükselişine karşı koymak, yalnızca siyasi önlemlerle değil, aynı zamanda toplumun her kesiminde barış kültürünün güçlendirilmesiyle mümkündür. Neus Sotomayor'un çağrısı, bu yönde atılması gereken adımların altını çizmekte ve barışın sadece bir ideal değil, aynı zamanda sürekli korunması ve geliştirilmesi gereken somut bir değer olduğunu hatırlatmaktadır.



