🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Trump'ın Tutulmayan Sözleri İranlıları Hayal Kırıklığına Uğrattı: "Çok Yanılmışım"

12 Ağustos 2026, Çarşamba
3 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Trump'ın Tutulmayan Sözleri İranlıları Hayal Kırıklığına Uğrattı: "Çok Yanılmışım"

Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı protestoculara yönelik verdiği destek sözleri ve "yardım yolda" vaadi, aradan geçen yıllara rağmen gerçekleşmeyince, İran halkında derin bir hayal kırıklığına yol açtı. Özellikle 2019-2020 yıllarında ülkeyi sarsan büyük protesto dalgaları sırasında Washington'dan umutlu mesajlar alan birçok İranlı, ABD'nin müdahalesinin hayatlarını iyileştirmek yerine daha da kötüleştirdiğini düşünüyor. Bu durum, dışarıdan gelen vaatlerin ne kadar kırılgan olabileceğini acı bir şekilde gözler önüne serdi.

Trump, başkanlık döneminde İran hükümetine karşı ayaklanan protestoculara açıkça destek vermiş, onlara "katillerin ve zalimlerin isimlerini akıllarında tutmalarını" ve kendisinin onlara yardım edeceğini vaat etmişti. Bu sözler, rejime muhalif kesimlerde büyük bir beklenti ve umut yaratmıştı. Ancak, ABD'nin "maksimum baskı" kampanyası ve ağır yaptırımları, İran ekonomisini felç ederken, halkın günlük yaşamını daha da zorlaştırdı ve beklenen siyasi değişim bir türlü gelmedi.

ABD'nin 2018'de İran nükleer anlaşmasından (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesi ve ardından uyguladığı kapsamlı yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını ciddi şekilde vurdu. Bu durum, ülkedeki enflasyonun rekor seviyelere ulaşmasına, ulusal para biriminin değer kaybetmesine ve işsizliğin artmasına neden oldu. Protestoların temelinde yatan ekonomik sıkıntılar, ABD'nin vaat ettiği "yardım" yerine daha da derinleşen bir krizle sonuçlandı. Halkın öfkesi, hem kendi hükümetine hem de dışarıdan gelen boş vaatlere yöneldi; zira birçok kişi, yaşam standartlarının Trump döneminde hissedilir derecede kötüleştiğini ifade etti.

İran Nükleer Anlaşması ve Maksimum Baskı Stratejisinin Arka Planı

ABD ile İran arasındaki gerilimin kökenleri, 1979 İslam Devrimi'ne kadar uzanır. Ancak son dönemin en kritik gelişmesi, 2015 yılında P5+1 ülkeleri (ABD, Çin, Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya) ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşma (JCPOA) oldu. Bu anlaşma, İran'ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında uluslararası yaptırımların hafifletilmesini öngörüyordu. Barack Obama yönetimi tarafından stratejik bir başarı olarak görülen bu anlaşma, Trump yönetimi tarafından "korkunç bir anlaşma" olarak nitelendirilerek 2018'de tek taraflı olarak feshedildi.

Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesinin temel gerekçesi, JCPOA'nın İran'ın balistik füze programını ve bölgesel nüfuzunu yeterince kısıtlamadığı yönündeydi. Bunun yerine, İran'ı müzakere masasına geri döndürmeyi ve daha kapsamlı bir anlaşma yapmayı amaçlayan "maksimum baskı" stratejisi benimsendi. Ancak bu strateji, İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak bir yana, daha da hızlandırmasına yol açarken, bölgedeki gerilimi tırmandırdı ve İran halkının ekonomik durumunu ağırlaştırdı. Reformist kanadın gücünü zayıflatıp muhafazakarların elini güçlendirdiği de gözlemlendi.

Uluslararası Güven Krizi ve Gelecek Perspektifi

Donald Trump'ın İranlı protestoculara verdiği sözleri tutmaması, ABD'nin uluslararası arenadaki güvenilirliğini ciddi şekilde sarstı. Bu durum, gelecekte başka ülkelerdeki muhalif hareketlerin dış destek arayışlarını sorgulamalarına neden olabilir. Zira dışarıdan gelen vaatlerin, çoğu zaman siyasi konjonktüre bağlı olarak kolayca değişebileceği ve sonuçlarının beklenenin aksine olabileceği acı bir ders olarak kaydedildi.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, özellikle Almanya, Fransa ve İspanya, nükleer anlaşmayı korumak ve İran ile diplomatik kanalları açık tutmak için ABD'den farklı bir yol izlemeye çalıştı. Bu durum, ABD'nin tek taraflı adımlarının Batı ittifakı içinde de farklı görüşlere ve stratejilere yol açtığını gösterdi. Türkiye gibi bölgesel aktörler de İran ile olan ilişkilerini ve ABD'nin bu politikalarının bölge üzerindeki etkilerini kendi ulusal çıkarları doğrultusunda değerlendirmek durumunda kaldı. İran rejiminin ise ABD'nin bu adımlarını kendi propagandası için kullanarak halkı "dış düşmanlara" karşı konsolide etme çabası, ülkedeki siyasi dinamikleri daha da karmaşık hale getirdi.

Sonuç olarak, Trump'ın İranlılara verdiği tutulmayan sözler, sadece İran halkında değil, uluslararası ilişkilerde de derin izler bıraktı. Bu durum, dış politikada verilen vaatlerin ve uygulanan stratejilerin, hedef ülkelerin halkları üzerindeki insani ve siyasi etkilerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Gelecekteki diplomatik girişimlerde, bu tür hayal kırıklıklarının yaratabileceği güven kaybının dikkate alınması, daha sürdürülebilir ve etkili çözümlerin bulunması açısından kritik öneme sahip olacaktır.

Etiketler:
#iran#abd#trump#yaptrm#protesto
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat