Rusya, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin yeni bir büyük çaplı saldırı hazırlığı uyarısından sadece saatler sonra, başkent Kíiv (Kiev) ve ülkenin diğer şehirlerine onlarca seyir füzesi ve insansız hava aracıyla yeniden saldırdı. Bu geceki saldırılarda en az 10 kişi hayatını kaybederken, ikisi çocuk olmak üzere 56 kişi de yaralandı. Kíiv Şehir Askeri Yönetimi Başkanı Tymur Tkachenko ve Belediye Başkanı Vitali Klitschko, saldırının bilançosunu kamuoyuna duyurdu.
Saldırılar, Ukrayna genelinde geniş bir alana yayılarak, sivil altyapı ve yerleşim bölgelerini hedef aldı. Özellikle Kíiv'de, patlamaların şiddeti ve hava savunma sistemlerinin aktifleşmesiyle şehir sakinleri büyük panik yaşadı. Ukrayna Hava Kuvvetleri, Rusya'nın attığı füzelerin ve dronların önemli bir kısmını havada imha etmeyi başardıklarını açıklasa da, düşen enkazlar ve hedeflerine ulaşan mühimmatlar can kayıplarına ve yıkıma neden oldu. Yerel yetkililer, kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalanları arama çalışmalarına hızla başladığını ve yaralılara tıbbi müdahalede bulunulduğunu bildirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Moskova'nın yaklaşan kış öncesinde Ukrayna'nın enerji altyapısını ve sivil yerleşim yerlerini hedef alarak ülkeyi karanlığa ve soğuğa mahkum etme stratejisini sürdürdüğü yönünde daha önce defalarca uyarıda bulunmuştu. Bu son saldırı, Rusya'nın bu stratejisini periyodik olarak ve büyük ölçekte uygulamaya devam ettiğini gösteriyor. Kíiv Belediye Başkanı Klitschko, saldırıların ardından yaptığı açıklamada, sivil halkın güvenliğini sağlamak için tüm önlemlerin alındığını ve hasar gören altyapının onarımı için çalışmaların başladığını belirtti.
Ukrayna Savaşı'nda Rusya'nın Taktikleri ve Uluslararası Tepkiler
Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya başlattığı tam ölçekli işgalin ardından, çatışmalar sadece cephe hatlarıyla sınırlı kalmadı. Rusya, Ukrayna'nın askeri direncini kırmak ve halkın moralini bozmak amacıyla enerji santralleri, su şebekeleri, konut binaları ve diğer sivil altyapıları hedef alan düzenli füze ve drone saldırıları düzenliyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında bu tür saldırılar yoğunlaşarak, Ukrayna halkını elektriksiz, ısınmasız ve susuz bırakma amacı taşıyor. Bu taktik, uluslararası hukukta savaş suçu olarak kabul edilen sivil hedeflere yönelik saldırılar kapsamında değerlendiriliyor ve Birleşmiş Milletler ile birçok uluslararası kuruluş tarafından kınanıyor.
Geçmişte de benzer büyük çaplı saldırılarla Ukrayna'nın şehirleri hedef alınmış, on binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve milyonlarcasının yerinden edilmesine neden olunmuştu. Bu saldırılar, Ukrayna'nın batılı müttefiklerinden daha fazla hava savunma sistemi talep etmesine yol açtı. Özellikle Patriot ve IRIS-T gibi gelişmiş hava savunma sistemleri sayesinde Ukrayna, Rus füzelerinin ve dronlarının önemli bir kısmını etkisiz hale getirebilse de, saldırıların yoğunluğu ve kullanılan mühimmatın çeşitliliği, savunma sistemleri için sürekli bir meydan okuma oluşturuyor.
Saldırının Etkileri ve Geleceğe Yönelik Beklentiler
Bu son saldırı, Ukrayna'daki insani krizi daha da derinleştirme potansiyeli taşıyor. Can kayıpları ve yaralı sayısının yanı sıra, altyapıda meydana gelen hasarlar, milyonlarca insanın günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Özellikle kış aylarında ısınma ve elektrik kesintileri, halk sağlığı için ciddi riskler oluşturuyor. Uluslararası yardım kuruluşları, Ukrayna'ya acil insani yardım ve altyapı onarım desteği sağlamaya devam etse de, Rusya'nın saldırıları bu çabaları sürekli olarak sekteye uğratıyor.
Siyasi arenada ise bu tür saldırılar, uluslararası toplumun Rusya'ya yönelik baskısını artırıyor ve Ukrayna'ya olan desteğin devamlılığını pekiştiriyor. Batılı ülkeler, Rusya'nın bu tür eylemlerinin cezasız kalmayacağını ve Ukrayna'ya askeri ve mali yardımın süreceğini vurguluyor. Türkiye de, Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşması gibi diplomatik girişimlerle taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenmiş olsa da, savaşın acımasız gerçekliği ve Rusya'nın saldırgan tutumu, barış görüşmelerinin önündeki engelleri büyütüyor. Uzmanlar, Rusya'nın bu tür saldırılarla Ukrayna'yı müzakere masasına zorlamayı veya batılı ülkelerin desteğini zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor ancak bu taktiğin şimdiye kadar beklenen sonucu vermediğini, aksine Ukrayna'nın direncini ve uluslararası dayanışmayı güçlendirdiğini ifade ediyorlar.



