Katalonya'nın eski Başkanı Carles Puigdemont'un avukatı Gonzalo Boye, İspanya'yı af yasasını uygulamamakla suçlayarak Avrupa Komisyonu'na resmi bir şikayette bulundu. Bu hamle, İspanya'nın yüksek yargı organlarından biri olan Tribunal de Cuentas'ın (Sayıştay), Avrupa Adalet Divanı'nın (TJUE) onayıyla yürürlüğe giren af yasasını başlangıçta uygulamayı reddetmesi ve süreci geciktirici adımlar atması üzerine geldi. Boye'nin şikayeti, af yasasının uygulanmasının kolay olmayacağına dair ilk güçlü işaret olarak yorumlanıyor ve İspanya'daki yargı ile yürütme arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Vilaweb tarafından ilk kez duyurulan ve ARA haber sitesinin eriştiği belgede, Boye, Tribunal de Cuentas'ın af yasasıyla ilgili olarak "gereksiz" bulduğu bir itiraz sürecini yeniden başlatarak, yasanın uygulanması için belirlenen süreyi fiilen askıya aldığını iddia ediyor. Bu durumun, geçen hafta açıklanan Avrupa Adalet Divanı kararını doğrudan ihlal ettiğini belirten avukat, İspanyol yargısının siyasi motivasyonlarla hareket ettiğini ve yasalara uymadığını savunuyor. Şikayet, Avrupa Birliği'nin hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılığı açısından İspanya'nın durumunu yakından incelemesini talep ediyor.
Tribunal de Cuentas'ın bu kararı, özellikle Katalan bağımsızlık yanlısı liderlerin 2017'deki bağımsızlık referandumu için kamu kaynaklarını kullanmaktan doğan mali sorumluluklarını inceleyen bir kurum olması nedeniyle büyük önem taşıyor. Daha önce Puigdemont ve diğer bağımsızlık yanlısı liderlere kamu fonlarını kötüye kullanmaktan dolayı yüksek meblağlarda tazminat ödeme yükümlülüğü getirmiş olan Sayıştay, şimdi af yasası kapsamında bu sorumlulukların kaldırılması gerekirken, süreci uzatarak engellemeye çalıştığı iddia ediliyor. Bu durum, Katalan liderlerin ve avukatlarının gözünde, Sayıştay'ın siyasi bir aktör gibi davranarak af yasasının ruhuna aykırı hareket ettiğinin net bir göstergesi.
Af Yasası ve Arka Plan: İspanya'nın Siyasi Çalkantısı
İspanya'da af yasası, Başbakan Pedro Sánchez'in liderliğindeki İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) hükümetinin kurulmasında kilit rol oynayan Katalan bağımsızlık yanlısı partilerin (özellikle Junts per Catalunya - Junts ve Esquerra Republicana de Catalunya - ERC) desteğini sağlamak amacıyla çıkarıldı. Yasa, 2012'den bu yana Katalonya'daki bağımsızlık süreciyle bağlantılı olarak yargılanan, hüküm giyen veya soruşturulan binlerce kişiyi kapsıyor. Bu kişiler arasında, 2017'deki yasa dışı bağımsızlık referandumu ve tek taraflı bağımsızlık ilanı sonrası İspanya'dan kaçan Carles Puigdemont da bulunuyor. Af yasasının temel amacı, Katalonya'daki siyasi ve sosyal gerilimi azaltmak ve bölgede normalleşmeyi sağlamak olarak belirtiliyor.
Ancak yasa, İspanya'da derin siyasi ve toplumsal kutuplaşmalara yol açtı. Muhafazakar Halk Partisi (PP) ve aşırı sağcı Vox Partisi başta olmak üzere birçok muhalefet partisi, yasanın anayasaya aykırı olduğunu, hukukun üstünlüğünü zedelediğini ve yargı bağımsızlığına müdahale ettiğini savunuyor. Yargı çevresinden de önemli eleştiriler alan yasa, özellikle Katalan liderlerin kamu fonlarını kötüye kullanma veya isyan gibi suçlamalardan muaf tutulmasını eleştiren kesimler tarafından "cezasızlık" olarak nitelendiriliyor. Bu geniş çaplı muhalefet, af yasasının uygulanması sürecinin başından itibaren zorlu geçeceğinin sinyallerini vermişti.
Avrupa Boyutu ve Hukukun Üstünlüğü Tartışması
Carles Puigdemont'un Avrupa Komisyonu'na yaptığı şikayet, İspanya'daki iç siyasi ve hukuki çekişmeyi Avrupa Birliği düzeyine taşıyor. Avrupa Komisyonu, AB antlaşmalarının koruyucusu olarak, üye devletlerin AB hukukuna ve hukukun üstünlüğü ilkelerine uygun hareket etmesini denetleme yetkisine sahip. Eğer Komisyon, İspanya'nın af yasasını uygulamamakla veya süreci engellemekle AB hukukunu ihlal ettiğine karar verirse, İspanya'ya karşı bir ihlal prosedürü başlatabilir. Bu tür bir prosedür, nihayetinde Avrupa Adalet Divanı'na taşınabilir ve İspanya'nın AB hukuku karşısında yükümlülüklerini yerine getirmesi yönünde bir karar alınmasına yol açabilir.
Bu durum, sadece İspanya'nın iç siyaseti için değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konusundaki duruşu için de önemli sonuçlar doğurabilir. Bir üye devletin kendi iç yargı organlarının, AB Adalet Divanı kararlarına rağmen bir yasayı uygulamayı reddetmesi, AB hukuk sisteminin bütünlüğünü sorgulatabilir. Puigdemont'un şikayeti, İspanya'daki siyasi uzlaşının yargı engellerine takılması durumunda, Avrupa'nın bu duruma nasıl bir tepki vereceğini test edecek bir dönüm noktası olabilir. Bu karmaşık hukuki ve siyasi süreç, İspanya'nın yakın gelecekteki siyasi istikrarını ve Katalonya ile ilişkilerini derinden etkileyecek gibi görünüyor.



