Katolik Kilisesi lideri Papa Francis, İspanya'nın Kanarya Adaları'na ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden göçmenlerin trajedisine dikkat çekerek küresel kayıtsızlığı sert bir dille eleştirdi. Geçtiğimiz günlerde Gran Canaria adasındaki Arguineguín Limanı'nı ziyaret eden Papa, "Denizin kenarında, buraya ulaşan her yaşam bize insanlığımızdan ne kaldığını soruyor. Er ya da geç, onu koruyup koruyamadığımız veya kayıtsızlığın bizim adımıza konuşmasına izin verip vermediğimiz anlaşılacak" sözleriyle uluslararası topluma, hükümetlere ve menşe ülkelere güçlü bir çağrıda bulundu. Bu ziyaret, özellikle Batı Afrika rotası üzerinden Kanarya Adaları'na ulaşmaya çalışan binlerce göçmenin yaşadığı zorlukları ve ölümleri bir kez daha dünya gündemine taşıdı.
Caminando Fronteras adlı insan hakları örgütünün raporuna göre, bu yılın ilk altı ayında Kanarya Adaları deniz rotasında en az 635 kişi hayatını kaybetti. Bu korkunç rakam, okyanusun ortasında kaybolan veya karaya ulaşamadan can veren sayısız insanın dramını gözler önüne seriyor. Papa Francis'in ziyaret ettiği Arguineguín Limanı, 2020 yılında pandemi nedeniyle 3.000 kadar göçmenin bir araya toplandığı ve "utanç iskelesi" olarak anılmaya başlandığı bir yerdi. Gran Canaria ve El Hierro gibi adalar, Afrika kıtasından gelen göçmenler için sürekli bir varış noktası olmaya devam ediyor ve bu limanlar, insanlık dramının yaşandığı başlıca merkezlerden biri haline gelmiş durumda.
Papa Francis'in bu ziyaret ve açıklamaları, göçmenlerin ve mültecilerin hakları konusunda uzun süredir sergilediği kararlı duruşun bir devamı niteliğinde. Kilise lideri, daha önce de Akdeniz'deki göçmen trajedilerine dikkat çekmek için Lesbos (Midilli) Adası gibi kriz bölgelerini ziyaret etmişti. Kanarya Adaları'ndaki durumu yerinde görmek ve yaşananları birinci ağızdan dinlemek, Papa'nın bu konuya verdiği önemi ve küresel vicdanı harekete geçirme çabasını bir kez daha gösteriyor. Papa, konuşmasında, "Her bir can, bir isim, bir yüz, bir hikaye taşıyor. Onların çığlıkları, sessizliğimizde yankılanmamalı" diyerek, insanlık onurunun korunması gerektiğini vurguladı.
Göçmen Krizinin Küresel Yüzü ve İspanya Deneyimi
Kanarya Adaları rotası, özellikle Fas ve Batı Afrika ülkelerinden gelen göçmenler için Avrupa'ya ulaşmanın en tehlikeli yollarından biri olarak biliniyor. Atlas Okyanusu'nun zorlu koşulları, yetersiz ve derme çatma teknelerle yapılan yolculuklar, yüzlerce kilometrelik mesafeler ve kurtarma operasyonlarının yetersiz kalması, bu rotayı adeta bir ölüm tuzağına dönüştürüyor. İspanya, coğrafi konumu itibarıyla uzun yıllardır Afrika'dan Avrupa'ya göçün ana kapılarından biri olmuştur. Özellikle 2000'li yılların ortalarında yaşanan ve "cayucos krizi" olarak bilinen dönemde, binlerce göçmen ilkel teknelerle bu adalara ulaşmaya çalışmış, yüzlercesi denizde can vermiştir. O günden bu yana, İspanyol hükümetleri ve Avrupa Birliği (AB), bu rotadaki göç akışını kontrol altına almak için çeşitli önlemler almaya çalışsa da, insani dramın önüne geçmekte zorlanmaktadır.
Avrupa Birliği'nin göç politikaları, dış sınırların korunmasına ve düzensiz göçün engellenmesine odaklanmış durumda. AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı Frontex, İspanya ile işbirliği yaparak Kanarya Adaları çevresinde devriye gezse de, göçmen akışını tamamen durdurmak mümkün olmuyor. Üye ülkeler arasında göçmenlerin dağıtımı ve sorumluluk paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar, krizi daha da derinleştiren faktörler arasında yer alıyor. Papa Francis'in eleştirileri, bu politikaların insani boyutunu göz ardı etmemesi gerektiği yönünde bir uyarı niteliği taşıyor. Göçmenlerin sadece birer sayı değil, acı çeken bireyler olduğu gerçeği, uluslararası toplumun vicdanına sunulan önemli bir hatırlatmadır.
İnsanlık Dramı ve Küresel Sorumluluk: Türkiye Bağlantısı
Kanarya Adaları'nda yaşanan göçmen dramı, küresel bir sorunun sadece bir parçasıdır ve benzer trajediler dünyanın farklı bölgelerinde de yaşanmaktadır. Türkiye, coğrafi konumu ve Suriye'deki iç savaş gibi bölgesel çatışmalar nedeniyle milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan ve aynı zamanda Avrupa'ya geçiş için önemli bir transit ülke konumundadır. Ege Denizi'nde yaşanan göçmen ölümleri, Türkiye'nin de uzun yıllardır mücadele ettiği acı bir gerçektir. Papa Francis'in Kanarya Adaları'ndaki çağrısı, bu bağlamda Türkiye için de anlamlıdır; zira Türkiye de, göçmenlerin insanlık onurunu koruma ve onlara güvenli bir yaşam sunma konusunda büyük bir sorumluluk taşımaktadır.
Uzmanlar, göçmen krizinin sadece güvenlik önlemleriyle değil, aynı zamanda yoksulluk, çatışma, iklim değişikliği gibi temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla çözülebileceğini belirtiyor. Papa Francis'in "insanlığımızdan ne kaldı?" sorusu, aslında tüm dünya liderlerine ve uluslararası kuruluşlara yöneltilmiş bir çağrıdır. Küresel dayanışma, daha adil bir dünya düzeni ve insan haklarına saygı, bu tür trajedilerin önüne geçmek için atılması gereken adımların başında gelmektedir. Aksi takdirde, Kanarya Adaları gibi coğrafyalar, insanlık vicdanını sorgulayan utanç anıtları olmaya devam edecektir.



