Filistin'in tarihi ve kültürel açıdan zengin şehri Nablus, kent planlamasına cinsiyet perspektifini entegre etmek amacıyla önemli bir adım attı. Bu hedef doğrultusunda, Nablus'tan bir kadın heyeti, uzun yıllardır kapsayıcı şehircilik uygulamalarını hayata geçiren Barselona'yı ziyaret etti. Heyet, Barselona sokaklarını gözlemleyerek ve yerinde incelemeler yaparak, kentsel tasarımın kadınların güvenliğini, hareketliliğini ve günlük yaşamını nasıl etkilediği konusunda eğitim aldı. Ziyaret, Avrupa Hareketlilik Haftası ile eş zamanlı olarak gerçekleşti ve Ciutat Vella (Eski Şehir) bölgesinde yapılan keşif yürüyüşleriyle başladı.
Nablus Belediyesi'nin şehircilikten sorumlu meclis üyesi Dr. Randa Shelleh liderliğindeki Filistinli heyet, Barselona'nın tarihi merkezindeki bu yürüyüşlerde, sokak aydınlatmasının durumu, caddelerin görünürlüğü ve kadınlarda güvensizlik hissi yaratan potansiyel noktalar gibi kritik unsurlara odaklandı. Bu gözlemler, kentsel altyapının cinsiyet eşitliği üzerindeki doğrudan etkisini somut bir şekilde anlamalarını sağladı. Barselona'nın "superilles" (süper bloklar) adı verilen, araç trafiğini azaltıp yayalara ve kamusal alanlara öncelik veren mahalle düzenlemeleri ile Parc de Glòries gibi yenilikçi kentsel alanlar da heyetin referans alacağı örnekler arasında yer aldı.
Bu uluslararası işbirliği, Akdeniz şehirleri arasında sürdürülebilir kentsel kalkınmayı teşvik eden MedCities derneği tarafından, SAFESPACES projesi kapsamında organize edildi. Nablus heyetinin temel amacı, Barselona'dan edindiği bu değerli bilgileri, şehrin 2027-2030 yıllarını kapsayan stratejik belediye planına entegre etmek. Bu sayede Nablus, kadınların kent yaşamındaki deneyimlerini merkeze alan, daha güvenli, erişilebilir ve kapsayıcı bir şehir olma yolunda önemli adımlar atmayı hedefliyor.
Cinsiyet Odaklı Şehircilik: Kapsayıcı Kentlerin Anahtarı
Cinsiyet odaklı şehircilik, 1970'lerde feminist coğrafya çalışmalarıyla ortaya çıkan ve kadınların kentteki deneyimlerinin erkeklerden farklı olduğunu kabul eden bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, kent planlama süreçlerinde kadınların hareketliliği, güvenliği, kamusal alan kullanımı, bakım ekonomisi gibi özel ihtiyaçlarını ve perspektiflerini merkeze alır. Geleneksel şehircilik genellikle erkeklerin iş merkezli hareketliliğini ve güvenlik algısını temel alırken, cinsiyet odaklı planlama, kadınların çocuk bakımı, alışveriş, sosyal aktiviteler gibi çoklu ve karmaşık rotalarını, toplu taşıma kullanım alışkanlıklarını ve kamusal alanlardaki güvenlik endişelerini göz önünde bulundurur.
Barselona, bu alanda Viyana gibi öncü şehirlerden biri olarak kabul edilmektedir. Şehir, yıllardır kamusal alanların tasarımında, aydınlatma sistemlerinin iyileştirilmesinde, yaya yollarının genişletilmesinde ve "süper blok" projeleriyle araç trafiğini azaltıp mahallelerde sosyal etkileşimi artırarak cinsiyet eşitliğini destekleyen politikalar yürütmektedir. Bu uygulamalar, sadece kadınlar için değil, çocuklar, yaşlılar ve engelliler de dahil olmak üzere tüm kent sakinleri için daha yaşanabilir, güvenli ve erişilebilir bir çevre yaratmayı amaçlar. Barselona'nın bu alandaki deneyimleri, Nablus gibi gelişmekte olan şehirler için değerli bir model teşkil etmektedir.
Nablus'un Filistin'deki konumu ve Batı Şeria'nın karmaşık sosyo-politik yapısı düşünüldüğünde, bu tür bir şehircilik yaklaşımı daha da büyük bir önem kazanmaktadır. Filistin şehirleri, altyapı sınırlamaları, planlama kısıtlamaları ve devam eden çatışmalar nedeniyle özel zorluklarla karşı karşıyadır. Bu bağlamda, kadınların kent yaşamındaki rolleri ve karşılaştıkları engeller, toplumsal kalkınma açısından kritik öneme sahiptir. Nabluslu kadınların Barselona'daki eğitimleri, Filistin'deki kentlerin gelecekteki gelişiminde kadınların sesinin daha fazla duyulmasına ve ihtiyaçlarının daha etkin bir şekilde karşılanmasına katkı sağlayacaktır.
Uluslararası İşbirliği ve Geleceğe Yönelik Etkiler
Nabluslu kadın heyetinin Barselona ziyareti, uluslararası işbirliğinin ve bilgi paylaşımının küresel kent sorunlarına çözüm bulmadaki gücünü bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu proje, sadece Nablus'un kentsel planlama stratejilerini dönüştürmekle kalmayacak, aynı zamanda Filistin'deki diğer şehirler için de ilham verici bir örnek teşkil edecektir. Cinsiyet odaklı şehircilik uygulamaları, kadınların kent yaşamına daha aktif katılımını teşvik ederek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında ve genel refahın artırılmasında kilit bir rol oynar.
Daha güvenli, erişilebilir ve kapsayıcı şehirler, tüm toplumun yaşam kalitesini artırır. Kadınların kentte kendilerini güvende hissetmeleri, onların sosyal, ekonomik ve kültürel hayata katılımlarını doğrudan etkiler. Bu tür projeler, sadece fiziksel altyapıyı iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal normları ve algıları da dönüştürerek daha adil ve eşitlikçi bir gelecek inşa etmeye yardımcı olur. Türkiye'deki şehirler de, benzer demografik ve sosyal zorluklarla karşı karşıya kalmaları nedeniyle, Barselona ve Nablus arasındaki bu işbirliğinden çıkarılacak dersleri kendi kent planlama süreçlerine entegre etme potansiyeline sahiptir.


