Lübnan'ın güneyindeki tarihi Sidon (Sayda) kentinde, yeni eğitim-öğretim yılının başlangıcı, diğer yıllardan çok farklı bir manzaraya sahne oluyor. Şehrin devlet okullarından birinde, dersliklerin bir kısmı, son çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş aileler tarafından barınak olarak kullanılmaya devam ediyor. Normalde öğrencilerin sıralarının yer alması gereken bu alanlar, battaniyeler ve kişisel eşyalarla dolu küçük uyku köşelerine bölünmüş durumda. Bu durum, ülkenin zaten kırılgan olan eğitim sistemini daha da derin bir krize sürüklerken, binlerce çocuğun geleceğini de belirsizliğe itiyor.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF'in verilerine göre, bu yıl Lübnan'da yaşanan çatışmalar sırasında bir milyondan fazla kişi yerinden edildi. Bu kişilerin yaklaşık 390.000'ini çocuklar oluşturuyor. Kuruluş ayrıca, ülke genelinde 340 okulun hasar gördüğünü veya tamamen yıkıldığını, bu durumun da binlerce öğrencinin yeni eğitim yılına bir sınıf olmadan başlama riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olduğunu belirtiyor. Sınıfların yerinden edilmiş ailelere ev sahipliği yapması, hem bu ailelerin zorlu yaşam koşullarını gözler önüne seriyor hem de çocukların temel eğitim haklarından mahrum kalmasına yol açıyor.
Sınıfların yatakhaneye dönüşmesi, eğitim altyapısının ne denli büyük bir baskı altında olduğunun somut bir göstergesi. Öğrenciler, ders kitapları ve defterler yerine, başkalarının eşyaları ve uyku düzenleriyle çevrili bir ortamda eğitim görmeye çalışıyor. Bu durum, çocukların öğrenme motivasyonunu düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda onların psikolojik ve sosyal gelişimlerini de olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletler uzmanları, çatışma bölgelerinde eğitimin kesintiye uğramasının, çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve anksiyete gibi sorunlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Lübnan'daki Krizin Derinleşen Gölgesi
Lübnan, son yıllarda birden fazla krizle boğuşan bir ülke. 2019'dan bu yana devam eden derin ekonomik çöküş, para biriminin değer kaybetmesi, bankacılık sistemindeki sorunlar ve yoksulluğun hızla artmasıyla kendini gösterdi. 2020'deki Beyrut Limanı patlaması, ülkenin başkentinin büyük bir bölümünü harabeye çevirerek bu krizi daha da derinleştirdi. Siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk da Lübnan'ın toparlanmasını engelleyen temel faktörler arasında yer alıyor.
Son dönemde ise, İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaların Lübnan'ın güney sınırına yayılması, özellikle Hizbullah'ın çatışmalara dahil olmasıyla bölgedeki gerilim tırmandı. Bu durum, Lübnan'ın güneyindeki sivillerin yerinden edilmesine ve okulların barınak olarak kullanılmasına neden olan son dalgayı tetikledi. Ülke, zaten Suriye'deki iç savaştan kaçan yüzbinlerce mülteciye ev sahipliği yaparken, kendi içindeki yerinden edilmiş kişi sayısı da artarak insani krizi daha da karmaşık hale getiriyor. Bu çok katmanlı kriz, eğitim, sağlık ve temel hizmetler gibi kritik sektörler üzerinde muazzam bir baskı oluşturuyor.
Bu bağlamda, İspanya ve Türkiye gibi ülkeler, Lübnan'a yönelik uluslararası yardım çabalarında aktif rol oynuyor. İspanya, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinde Lübnan'daki istikrarın ve barışın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunurken, insani yardım programlarına da destek veriyor. Türkiye ise, köklü tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğu Lübnan'a Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla çeşitli kalkınma ve insani yardım projeleri yürütüyor. Türkiye'nin Suriye krizi sırasında milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapma tecrübesi, Lübnan'daki yerinden edilmiş kişilerin durumuna yönelik derin bir empati ve anlayış geliştirmesine olanak tanıyor.
Eğitimin Geleceği ve Uluslararası Toplumun Sorumluluğu
Eğitim, bir ülkenin geleceği için temel bir yatırım olup, çatışma ve kriz dönemlerinde kesintiye uğraması, "kayıp bir nesil" riskini beraberinde getirir. Lübnan'daki durum, yüz binlerce çocuğun kaliteli eğitime erişiminin engellenmesiyle, ülkenin uzun vadeli gelişim potansiyelini ciddi şekilde tehdit ediyor. Okul ortamından uzaklaşan çocuklar, erken yaşta çalışmaya zorlanma, çocuk evlilikleri veya silahlı gruplara katılma gibi risklerle daha fazla karşı karşıya kalabilirler. Bu durum, sadece bireylerin değil, tüm toplumun geleceğini olumsuz etkileyen bir döngü yaratır.
Uluslararası toplumun, Lübnan'daki eğitim krizine acil ve kapsamlı çözümler üretmesi büyük önem taşıyor. UNICEF ve diğer insani yardım kuruluşları, hasar gören okulların onarılması, geçici öğrenim alanlarının oluşturulması ve öğretmenlere destek sağlanması gibi konularda yoğun çaba harcıyor. Ancak bu çabalar, krizin boyutları karşısında yetersiz kalabiliyor. Lübnan hükümetinin de, uluslararası destekle birlikte, eğitim sektörünü önceliklendiren, yerinden edilmiş aileler için sürdürülebilir barınma çözümleri üreten ve çocukların okula dönüşünü sağlayacak politikalar geliştirmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Lübnan'ın geleceği, eğitimden mahrum kalmış bir neslin omuzlarında daha da ağırlaşacaktır.



