Geçtiğimiz Ekim ayında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığı haberiyle László Krasznahorkai (Gyula, 1954) büyük bir sevinç yaşamış olsa da, bu sevinç kısa sürede derin bir endişeye dönüştü. O anı takip eden aylarda Barselona'da (Barcelona) yaşadıklarını anlatan yazar, "Bir anda herkes benimle konuşmak istedi: beni tebrik ettiler, röportaj talebinde bulundular, oysa birçok gazeteci beni daha önce hiç okumamıştı. Hatta doğduğum kasabadan, ihtiyaç duydukları yeni bir ahşap köprünün parasını ödemem için bir mektup bile aldım" diye hatırlıyor.
"Tek istediğim ortadan kaybolmaktı" diye vurguluyor. Bu hayalini ancak Ocak ayında, Stockholm'de (Stockholm) Nobel konuşmasını yaptıktan kısa bir süre sonra gerçekleştirebildi. Konuşmasında "umut" temasını ele alırken, 90'lı yılların başında Berlin metrosunda yaşadığı kişisel bir anıyı da paylaşmıştı: peronun yasak bir köşesinde büyük zorluklarla idrarını yapan evsiz bir adam ve durumu fark ettikten sonra onu tutuklamak için peşine düşen bir polis.


