İspanya'nın kuzeydoğusundaki pitoresk Catalunya (Katalonya) bölgesinde, Calonge kasabasının kalbinde yer alan Mas Molla bağlarında, bağbozumu telaşı devam ederken, geçmişin dilsel yankıları ve günümüzün iklim krizi endişeleri iç içe geçiyor. Montse Molla, ailesinin nesillerdir işlettiği bu topraklarda, Ağustos sonunda erik hasadını tamamlarken, kısa süre sonra başlayacak üzüm hasadına hazırlanıyor. Ancak Molla ailesi için bu yılın yaz ayları sadece bağbozumu hazırlıklarından ibaret değil; Temmuz başında Gavarres dağlarında çıkan ve kendilerini derinden etkileyen büyük orman yangınlarının korkusu hala taze. Bu zorlu sürecin ortasında, Katalan şarapçılığının dilsel kimliği üzerine süregelen bir tartışma da yeniden gündeme gelmiş durumda: Franco döneminin mirası olan "vi negre" (kara şarap) tabiri mi, yoksa yüzyıllardır Calonge'da kullanılan "vi vermell" (kırmızı şarap) ifadesi mi?
Montse Molla ve kız kardeşleri, şeftali toplarken Gavarres'deki yangının ilk alevlerini kendi gözleriyle görmüşlerdi. Bu korkutucu deneyim, ailenin derin bir endişe yaşamasına neden oldu ve yangınlar kontrol altına alındıktan sonra bile izleri kalıcı oldu. Montse'nin kız kardeşi Núria Molla, 3Cat adlı Katalan kamu yayıncısına verdiği ve kısa sürede viral olan bir videoda, "Gavarres bir barut fıçısı gibi, her yer kuru ve terk edilmiş, bu bir utanç" diyerek bölgedeki orman yönetiminin yetersizliğine dikkat çekti. Núria, aynı zamanda, "yaşam tarzımızı değiştirmemiz, dedelerimiz gibi sade yaşamamız gerektiğini" vurgulayarak modern toplumun doğayla olan bağını yeniden sorgulama çağrısında bulundu. Bu çağrı, sadece yangın riskini azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda tarım uygulamalarının ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini de mercek altına alıyor.
Molla ailesinin yaşadığı bu deneyim, Akdeniz havzasının genelinde artan orman yangınları tehdidinin ve iklim değişikliğinin tarım üzerindeki yıkıcı etkilerinin somut bir örneğini teşkil ediyor. İspanya, özellikle son yıllarda rekor düzeyde sıcaklıklar ve kuraklıklarla mücadele ediyor. 2022 yılında İspanya'da 300.000 hektardan fazla ormanlık alan yangınlarda kül oldu ve bu, Avrupa'daki en yüksek rakamlardan biriydi. Bu durum, Núria Molla'nın "dedelerimiz gibi yaşamak" çağrısının ardındaki derin anlamı ortaya koyuyor: Geleneksel tarım yöntemleri, ormanların bakımı ve kırsal alanların terk edilmemesi, aslında yangın riskini azaltmada ve biyoçeşitliliği korumada kritik bir rol oynuyor. Modernleşme ve kırsaldan kente göçle birlikte terk edilen tarlalar ve ormanlık alanlar, kuru otlar ve çalılıklarla kaplanarak yangınlar için ideal bir zemin oluşturuyor.
Franco Döneminden Kalan Dil Mirası: "Kara Şarap" mı, "Kırmızı Şarap" mı?
Mas Molla'da dolaşırken, Montse Molla'nın bahsettiği "vi negre" ve "vi vermell" arasındaki dilsel ayrım, sadece bir kelime tercihinden öte, İspanya'nın yakın tarihindeki siyasi ve kültürel çatışmaların bir yansıması. Franco diktatörlüğü (1939-1975) döneminde, rejim, İspanyolca'nın tek resmi dil olmasını dayatmış ve bölgesel dillerin, özellikle de Katalanca'nın kullanımını baskı altına almıştı. Bu dönemde, "vino rojo" (kırmızı şarap) yerine "vino negro" (kara şarap) tabirinin yaygınlaşması, muhtemelen siyasi bir tercihten kaynaklanıyordu. "Kırmızı" kelimesi, o dönemde komünizm ve cumhuriyetçilikle ilişkilendirildiği için rejim tarafından istenmeyen bir çağrışım taşıyordu. Bu nedenle, "kara şarap" ifadesi, rejimin ideolojik duruşuna daha uygun görülerek teşvik edildi.
Ancak Catalunya gibi bölgelerde, halk kendi dilini ve geleneklerini korumaya devam etti. Calonge'da Montse Molla'nın belirttiği gibi, "biz her zaman 'vi vermell' dedik." Bu, sadece dilsel bir direniş değil, aynı zamanda kültürel kimliğin ve yerel mirasın korunmasına yönelik bir duruştu. Franco döneminin sona ermesiyle birlikte, Katalanca yeniden resmi statüsüne kavuştu ve yerel kimliklerin yeniden canlanmasıyla birlikte, "vi vermell" gibi geleneksel terimler de tekrar hak ettiği yeri buldu. Bu durum, Katalonya'nın zengin şarapçılık geleneğiyle de örtüşüyor; DO Empordà, Priorat ve Penedès gibi köklü şarap bölgeleriyle tanınan Katalonya, şarap üretiminde hem kaliteyi hem de kültürel özgünlüğü ön planda tutuyor.
İklim Değişikliği ve Tarımın Geleceği: Sürdürülebilirlik Çağrısı
Molla ailesinin hikayesi, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki somut etkilerini ve bu etkilere karşı geliştirilen direnç mekanizmalarını gözler önüne seriyor. Artan sıcaklıklar ve düzensiz yağış rejimleri, üzüm bağları için ciddi tehditler oluşturuyor. Hasat zamanları değişiyor, üzümlerin olgunlaşma süreçleri hızlanıyor ve şarapların karakteristiği üzerinde kalıcı etkiler bırakıyor. Bu durum, şarap üreticilerini yeni çeşitler denemeye, sulama tekniklerini geliştirmeye ve iklim değişikliğine daha dayanıklı tarım yöntemlerine yönelmeye zorluyor. Núria Molla'nın geleneksel yaşama dönüş çağrısı, bu bağlamda sadece bir nostalji değil, aynı zamanda geleceğe yönelik sürdürülebilir bir tarım ve çevre yönetimi felsefesinin temelini oluşturuyor.
Sonuç olarak, Mas Molla'daki Montse Molla'nın hikayesi, İspanya'nın Katalonya bölgesinde hem geçmişin dilsel ve kültürel miraslarının hem de günümüzün iklim krizi ve çevresel zorluklarının kesiştiği bir noktayı temsil ediyor. "Vi negre" ve "vi vermell" arasındaki tartışma, dilin ve kimliğin önemini vurgularken, Gavarres'deki yangınlar ve Núria Molla'nın çağrısı, iklim değişikliğinin aciliyetini ve geleneksel bilgeliğin değerini hatırlatıyor. Bu bağlamda, Molla ailesinin direnişi ve sürdürülebilirlik arayışı, sadece yerel bir hikaye olmaktan öte, küresel çapta karşılaşılan benzer sorunlara ışık tutan ilham verici bir örnektir. Kırsal yaşamın ve tarım mirasımızın korunması, sadece ekonomik bir gereklilik değil, aynı zamanda kültürel kimliğimizin ve gezegenimizin geleceği için hayati bir sorumluluktur.



