İspanya'nın kuzeydoğusundaki özerk bölge Katalonya'nın polis teşkilatı Mossos d'Esquadra, 2024 yılına ait kadına yönelik şiddet verilerini içeren kapsamlı bir rapor yayımladı. Buna göre, geçen yıl boyunca çift içi şiddet, aile içi şiddet ve cinsel şiddetle ilgili toplam 27.763 şikayet kayıtlara geçti. Bu çarpıcı rakamlar, Katalonya'da kadına yönelik şiddetin ciddiyetini ve bu alandaki mücadelenin devam eden aciliyetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Mossos d'Esquadra'ya bağlı Mağdur Destek Grubu (Grup d'Atenció a la Víctima), bu yılın Mart ayına kadar 24.044 kadının durumunu takip ettiğini açıkladı. Bu kadınların %76,14'ü geçerli bir adli koruma tedbirine sahipken, takip edilen vakaların %53,7'si (12.921 kadın) çift içi şiddet mağdurlarından oluşuyor. Geri kalan vakalar ise aile içi şiddet, cinsel saldırılar, kadın sünneti, zorla evlilikler, nefret ve ayrımcılık suçları ile insan ticareti gibi farklı şiddet türlerini kapsıyor. Bu çeşitlilik, kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel boyutta kalmayıp, farklı sosyal ve kültürel bağlamlarda da kendini gösterdiğini ortaya koyuyor.
Koruma önlemleri açısından, 2024 yılında 1.471 polis koruması aktif hale getirildi. Bu rakam, bir önceki yıl olan 2023'e göre %26,3'lük önemli bir artışı temsil ediyor. Bu artış, tespit edilen risk seviyesinin yükseldiğini ve güvenlik önlemlerinin daha fazla devreye sokulduğunu gösteriyor. Halihazırda 151 kadın polis koruması altında bulunurken, bu kadınların 135'i orta, 8'i yüksek ve 8'i çok yüksek risk grubunda yer alıyor. Cinsel saldırılara ilişkin ise Katalan polisi, 2024'te 3.163 şikayet aldığını ve bu sayının 2023'e göre %3,6'lık bir artış gösterdiğini bildirdi. En sık görülen cinsel saldırı türleri arasında nüfuzsuz ve şiddetsiz cinsel saldırılar (%25,8), nüfuzlu ve şiddetli cinsel saldırılar (%19,4) ile nüfuzlu ve şiddetsiz cinsel saldırılar (%14,5) bulunuyor.
Rapor, cinsel suçların diğer boyutlarına da ışık tutuyor. Polis, 2024'te 83 teşhircilik suçunu tespit ettiğini (%29,7 artış) ve 16 yaşından küçük çocuklara yönelik nüfuzlu ve şiddetsiz 216 cinsel saldırı vakası kaydettiğini belirtti. Toplamda 4.230 mağdura destek sağlandığı, bunların 1.321'inin reşit olmayan bireyler olduğu ifade edildi. Bu suçlarla ilgili olarak 3.555 failin gözaltına alındığı veya haklarında soruşturma başlatıldığı, bunların çoğunluğunun yetişkin olduğu ve 1.558'inin tutuklandığı bildirildi. Kadın cinayetleri (feminicidios) konusunda ise 2024 yılında 11 vaka kaydedildiği, bu sayının 2023'teki 19 vakaya göre bir düşüş olduğu belirtildi. Ancak bu düşüşe rağmen, her bir kadın cinayetinin toplumda derin yaralar açtığı ve mücadelenin ne denli hayati olduğunu gösterdiği unutulmamalıdır.
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede İspanya'nın Rolü ve Katalonya Bağlamı
İspanya, kadına yönelik şiddetle mücadelede Avrupa'da öncü ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. 2004 yılında yürürlüğe giren "Ley Orgánica 1/2004, de 28 de diciembre, de Medidas de Protección Integral contra la Violencia de Género" (Kadına Yönelik Şiddete Karşı Kapsamlı Koruma Tedbirleri Organik Yasası), bu alandaki ilk bütünsel yasal düzenlemelerden biriydi. Bu yasa, şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve faillerin cezalandırılması gibi çok boyutlu bir yaklaşım benimsemektedir. Mossos d'Esquadra gibi özerk polis teşkilatları da bu yasanın uygulanmasında ve yerel düzeyde kadına yönelik şiddetle mücadelede kritik bir role sahiptir.
Katalonya, İspanya'nın en kalabalık ve ekonomik olarak en gelişmiş bölgelerinden biri olup, toplumsal farkındalığın ve feminist hareketlerin de oldukça güçlü olduğu bir yerdir. Bu durum, şikayet sayılarının yüksek olmasında bir etken olarak görülebilir; zira artan farkındalık, kadınların şiddeti daha fazla rapor etmesini teşvik edebilir. Ancak, bu yüksek sayılar aynı zamanda sorunun köklerinin ne kadar derinlere indiğini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin hala ciddi bir sorun olduğunu da göstermektedir. İspanya genelinde de kadına yönelik şiddet, İçişleri Bakanlığı tarafından düzenli olarak takip edilen ve kamuoyunu meşgul eden önemli bir gündem maddesidir. Ülke genelinde her yıl yüzlerce kadın şiddet mağduru olmakta, onlarcası ise hayatını kaybetmektedir. Bu durum, yasal düzenlemelerin ve koruma mekanizmalarının sürekli olarak gözden geçirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Verilerin Analizi ve Türkiye ile Karşılaştırmalı Bir Bakış
Katalonya'dan gelen bu veriler, kadına yönelik şiddetin karmaşık doğasını ve mücadeledeki zorlukları bir kez daha gözler önüne seriyor. Şikayet sayılarındaki artış, bir yandan kadınların haklarını arama ve seslerini duyurma konusunda daha cesur hale geldiğini gösterirken, diğer yandan şiddetin hala yaygın bir sorun olduğunu ve birçok kadının yaşamını tehdit ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle on yıllık perspektifte çift içi şiddet şikayetlerindeki %25,9'luk artış, farkındalık çalışmalarına rağmen şiddetin kök nedenlerine inilmediği sürece bu sorunun devam edeceğine işaret ediyor. Polis koruması altındaki kadın sayısının artması, risk altındaki kadınların tespitinde ve korunmasında ilerleme kaydedildiğini gösterse de, bu durumun birincil hedef olan şiddetin önlenmesi değil, sonuçlarıyla mücadele etmek olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye'de de kadına yönelik şiddet, toplumsal bir yara olmaya devam etmektedir. Ülkemiz, 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olsa da, 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" ile kadına yönelik şiddetle mücadeleyi sürdürmektedir. Ancak, Türkiye'deki kadın örgütleri ve aktivistler, yasal düzenlemelerin etkin uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve şiddetle mücadele politikalarının güçlendirilmesi konusunda sürekli çağrılarda bulunmaktadır. Katalonya'da görülen şikayet ve koruma mekanizmalarındaki artış, Türkiye için de benzer mekanizmaların güçlendirilmesi ve kadınların adalete erişiminin kolaylaştırılması gerektiğinin bir göstergesi olabilir. Her iki ülkede de verilerin şeffaf bir şekilde paylaşılması, sorunun boyutlarının anlaşılması ve etkili çözüm yollarının geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kadın cinayetlerinin sayısındaki düşüş olumlu bir gelişme gibi görünse de, bu tür verilerin dalgalanmalar gösterebileceği ve tek başına yeterli bir başarı göstergesi olmadığı unutulmamalıdır; asıl hedef sıfır kadın cinayeti olmalıdır.
Sonuç olarak, Katalonya'dan gelen bu rapor, kadına yönelik şiddetle mücadelenin küresel bir sorun olduğunu ve bu alandaki çabaların sürekli, kapsamlı ve çok yönlü olması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Toplumsal farkındalığın artırılması, yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, mağdurlara yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesi ve faillerin caydırıcı bir şekilde cezalandırılması, bu mücadelenin temel taşlarını oluşturmaktadır. Kadına yönelik şiddetle mücadele, sadece devletlerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.



