İspanya'da, özellikle yaşlı ve kırılgan bireylerin yaşadığı konut krizi, son dönemde kamuoyunun gündemine oturan acı hikayelerle bir kez daha gözler önüne serildi. Madrid'deki Mari Carmen'in durumu, ülkedeki konut hakkı mücadelesinin sembolü haline gelirken, Barselona'da da benzer dramlar yaşanıyor. Bu vakalardan biri de, hayatının tamamını aynı evde geçirmiş olan 67 yaşındaki Josep Beltrán'ın hikayesi. Barselona'nın Sants semtindeki Burgos Caddesi'nde, ailesinin 1943'ten beri yaşadığı evden yaklaşık bir yıl önce tahliye edilen Beltrán, "Böyle bir durumu yaşamak sizi bir suçlu gibi hissettiriyor, sizi işlevsizleştiriyor ve depresif yapıyor" sözleriyle yaşadığı derin üzüntüyü dile getiriyor.
Beltrán'ın durumu, ne yazık ki İspanya genelinde münferit bir olay değil. Özellikle büyük şehirlerde kira fiyatlarındaki fahiş artışlar, uzun süreli kira sözleşmelerinin yenilenmemesi ve mülk sahiplerinin spekülatif amaçlarla evleri boşaltma eğilimi, binlerce aileyi ve özellikle yaşlıları evsiz kalma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, İspanya Anayasası'nda güvence altına alınan konut hakkının fiilen ne kadar zor erişilebilir olduğunu gösteriyor ve sosyal devlet ilkesinin sorgulanmasına yol açıyor.
Sants'tan Uzakta Yeni Bir Hayat ve Kaybolan Anılar
Josep Beltrán, 67 yaşında ve tüm hayatını Barselona'nın Sants semtinde geçirdi. 2021 yılında babasının vefatının ardından, ev sahibi kira sözleşmesini devralmayı (subrogación) reddetti ve Beltrán'ın karşılayamayacağı yeni bir sözleşme teklif etti. Bu olay, Beltrán'ın hayatını tamamen değiştirdi. O günden bu yana iki farklı hostelde kalan Beltrán, şimdi doğup büyüdüğü mahalleden çok uzakta, duygusal olarak da kendisini olumsuz etkileyen bir ortamda yaşıyor. "Yüzde 65 oranında engelli olduğum resmi olarak tanınmış durumda ve bu durum ruh halimi daha da kötüleştiriyor. Ben tüm gün dışarıda olmaya, yürüyüş yapmaya veya işlerimi halletmeye çalışıyorum ki bu ortamda kalmayayım" diyerek içinde bulunduğu zor durumu ifade ediyor.
Tahliye süreciyle birlikte Beltrán, eşyalarının önemli bir kısmını geride bırakmak zorunda kaldı. Bazı eşyaları hala eski evinde dururken, bazılarını Sant Andreu de la Barca'daki bir depoda saklıyor. Ancak bir kısmı da bu süreçte kayboldu ve bu durum, üç nesilden biriken anıların da bir parçasının yitirilmesi anlamına geliyor. Ev eşyalarının ötesinde, bir ömrün birikimi olan hatıraların, kişisel tarihin ve aidiyet duygusunun kaybı, yaşlı bireyler için tahliyenin maddi boyutundan çok daha ağır bir yük oluşturuyor. Bu durum, sadece fiziksel bir yer değişikliği değil, aynı zamanda kişisel kimliğin ve geçmişin bir parçasıyla vedalaşma anlamına geliyor.
İspanya'da Konut Krizi ve Benzer Vakalar
Beltrán'ın hikayesi, Barselona'da ve İspanya genelinde yaşlı veya kırılgan durumdaki kişilerin evlerini terk etmek zorunda kaldığı diğer vakalara ekleniyor. Bu vakalardan en çok medyada yer bulanlardan biri, dört yıl önce Gòtic (Gotik) semtinde tüm hayatını geçirdiği evden ayrılmak zorunda kalan, yüzde 65 engellilik derecesine sahip 74 yaşındaki Amparo Martínez'in durumu oldu. Martínez şu anda Raval semtinde denetimli bir dairede yaşıyor. Bu tür 'denetimli daireler', sosyal hizmetler tarafından sağlanan, genellikle yaşlı veya özel ihtiyaçları olan kişilere yönelik geçici veya kalıcı konut çözümleri sunan yerlerdir.
Benzer şekilde, 78 yaşındaki Blanca Espinosa da iki yıl önce 55 yıldır yaşadığı daireden ayrılmak zorunda kaldı. Anlaşmazlık, Espinosa'nın yapılan bazı tadilatlar için 88 Euro'luk bir ödemeyi kabul etmemesiyle başladı. Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) ile mülk sahibi arasındaki haftalar süren müzakerelere rağmen, Espinosa evini terk etmek zorunda kaldı. Bu örnekler, küçük meblağlar veya anlaşmazlıklar nedeniyle bile yaşlıların ne kadar kolay bir şekilde evsiz kalma riskiyle karşı karşıya kalabildiğini gösteriyor. İspanya'da kira piyasasının yükselişi, özellikle büyük şehirlerde, yaşlıların sabit ve düşük gelirleriyle başa çıkmasını zorlaştırıyor. Sosyal konut politikalarının yetersizliği ve yasal boşluklar, bu tür trajedilerin artmasına zemin hazırlıyor.
İstatistikler de bu dramatik tabloyu destekliyor. İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, son yıllarda tahliye oranları, özellikle kira sözleşmesi sona eren veya yenilenmeyen kiracılar için artış gösteriyor. 2023 yılında, İspanya genelinde 30.000'den fazla tahliye işlemi gerçekleştirildi ve bunların önemli bir kısmı yaşlı veya ekonomik olarak dezavantajlı kişileri etkiledi. Bu durum, İspanyol hükümetini konut yasalarında reform yapmaya ve daha koruyucu önlemler almaya itiyor, ancak mevcut yasal çerçeve hala birçok kırılgan grubu korumakta yetersiz kalıyor. Türkiye'de de benzer şekilde kira artışları ve konut erişimi sorunları yaşanırken, İspanya'daki bu vakalar, yaşlıların ve dezavantajlı grupların konut güvencesi konusunda uluslararası bir sorun olduğunu gösteriyor.


