Güney Koreli yönetmen Jinyeob Lee'nin Elephants Laugh topluluğuyla sahneye koyduğu sıra dışı tiyatro oyunu Muljil, Barselona'daki prestijli Teatre Lliure'de, dünya çapında tanınan Grec Festivali kapsamında sanatseverlerle buluştu. Çarşamba ve Perşembe günleri izleyici karşısına çıkan bu yapım, ülkenin en acı verici gerçeklerinden biri olan yüksek intihar oranlarına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Yönetmen Lee, bu derin toplumsal sorunu ele alırken, Güney Kore'nin köklü geleneklerinden biri olan Jeju Adası'nın nefes kesen dalgıç kadınları (haenyeo) pratiğinden ilham alarak, sahneye dört su dolu kübik yerleştiriyor ve performansçıları burunlarına kadar suya batırarak izleyiciye unutulmaz ve düşündürücü bir deneyim sunuyor. Bu özgün yaklaşım, hem estetik hem de duygusal bir derinlik vaat ediyor.
Oyunun merkezinde, yönetmen Jinyeob Lee'nin de belirttiği gibi, "oldukça acı verici" bir performans yatıyor. Sahnedeki dört kübik, her biri birer performansçıyı barındırıyor ve bu sanatçılar, burunlarına kadar suya batmış halde, sürekli olarak burunlarından su yutmak zorunda kalıyorlar. Lee'nin "yorulmadan burunlarından su yutuyorlar" ifadesi, hem fiziksel bir eziyeti hem de Güney Kore toplumunda bireylerin karşılaştığı görünmez baskıları ve acıları sembolize ediyor. Bu zorlayıcı koreografi, izleyiciye yalnızca görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda performansçıların bedensel mücadelesi aracılığıyla, intiharın eşiğindeki insanların yaşadığı boğucu çaresizliği ve acıyı derinden hissettiriyor. Suyun içinde verilen bu mücadele, hayatın zorlukları karşısında nefes almaya çalışmanın metaforik bir yansıması olarak sahneye taşınıyor.
Muljil'in ilham kaynağı olan Jeju Adası'nın haenyeo'ları, yani "deniz kadınları", yüzyıllardır oksijen tüpü kullanmadan, sadece nefeslerini tutarak deniz ürünleri toplayan kadın dalgıçlardır. Bu güçlü ve dirençli kadınlar, zorlu deniz koşullarına rağmen geçimlerini sağlamak için büyük bir fiziksel ve zihinsel dayanıklılık sergilerler. Haenyeo'ların bu hayatta kalma mücadelesi, Jinyeob Lee için Güney Kore toplumunun modern dünyadaki varoluşsal çabalarıyla paralellik gösteriyor. Onların derin sulara dalıp nefeslerini tutarak yaşam mücadelesi vermesi, ülkenin bireyleri üzerindeki yoğun toplumsal ve ekonomik baskı altında ayakta kalma çabasının sanatsal bir yorumu haline geliyor. Oyun, bu geleneksel pratiği çağdaş bir bağlamda ele alarak, bireyin içsel mücadelesini ve toplumsal yükleri suyun altında verilen bir savaşa dönüştürüyor.
Güney Kore'nin Acı Gerçeği: İntihar Oranları ve Toplumsal Baskı
Güney Kore, ne yazık ki dünyanın en yüksek intihar oranlarından birine sahip. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, 2021 itibarıyla her 100.000 kişiden yaklaşık 24.1'i intihar ederek hayatını kaybediyor. Bu oran, birçok gelişmiş ülkenin çok üzerinde. Bu trajik durumun arkasında yatan nedenler oldukça karmaşık ve çok yönlüdür. Ülkedeki yoğun akademik rekabet, çocukluktan itibaren başlayan aşırı baskı, iş piyasasındaki acımasız rekabet, uzun çalışma saatleri, ekonomik belirsizlikler ve yaşlı nüfus arasındaki yalnızlık hissi gibi faktörler, bireyler üzerinde muazzam bir yük oluşturuyor. Ayrıca, Güney Kore toplumunda akıl sağlığı sorunlarının stigmatize edilmesi ve bu konularda yardım aramanın zayıflık olarak görülmesi, birçok kişinin sorunlarıyla tek başına mücadele etmesine ve durumu daha da kötüleştirmesine yol açıyor. Muljil oyunu, bu görünmez acılara ışık tutarak, toplumun bu derin yarasına ayna tutmayı hedefliyor.
Yönetmen Jinyeob Lee, bu hassas konuyu ele alırken, sadece istatistikleri sunmak yerine, izleyiciye doğrudan bir deneyim yaşatmayı tercih ediyor. Performansçıların suyun içinde verdiği fiziksel mücadele, intihar düşüncesiyle boğuşan bir bireyin iç dünyasındaki çalkantıyı, nefes alamama hissini ve yalnızlığı simgeliyor. Bu sanatsal ifade biçimi, izleyicinin empati kurmasını sağlayarak, akıl sağlığı sorunlarının sadece bireysel bir mesele olmadığını, aynı zamanda tüm toplumu ilgilendiren acil bir sorun olduğunu vurguluyor. Barselona'daki Grec Festivali gibi uluslararası bir platformda bu tür bir eserin sergilenmesi, Güney Kore'nin bu toplumsal sorununu küresel bir tartışma konusu haline getiriyor ve farklı kültürlerden insanların bu evrensel acıya tanıklık etmesine olanak tanıyor.
Sanatın Gücü: 'Muljil' ile Farkındalık Yaratmak
Muljil, sanatın toplumsal konulara dikkat çekme ve farkındalık yaratma gücünün çarpıcı bir örneği. Yönetmen Lee'nin amacı, sadece bir hikaye anlatmak değil, aynı zamanda izleyiciyi rahatsız etmek, düşünmeye sevk etmek ve belki de harekete geçmeye teşvik etmek. Performansçıların burunlarından su yutma eylemi, izleyicinin zihnine kazınarak, intiharın ardındaki görünmez acıyı somutlaştırıyor. Bu, kelimelerin yetersiz kaldığı durumlarda sanatın nasıl güçlü bir iletişim aracı olabileceğini gösteriyor.
Oyunun Barselona'da sahnelenmesi, Avrupa'daki sanat çevrelerinde de Güney Kore'nin bu önemli sosyal sorununa yönelik bir diyalog başlatıyor. Kültürel farklılıklara rağmen, insan psikolojisinin evrenselliği ve akıl sağlığı mücadeleleri, Muljil'in mesajının tüm dünyada yankı bulmasını sağlıyor. Jinyeob Lee'nin bu cesur ve yenilikçi eseri, tiyatronun sadece eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda toplumsal eleştiri, farkındalık ve dönüşüm için güçlü bir katalizör olabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Muljil, izleyicisine sadece bir gösteri değil, aynı zamanda derin bir vicdan muhasebesi ve insanlık durumuna dair sarsıcı bir bakış açısı sunuyor.



