İspanya'da kadına yönelik şiddet mağdurları, maruz kaldıkları zulmü bildirmek için devlet kurumlarına başvurduklarında, çoğu zaman bekledikleri destek ve empati yerine yeni bir şiddet türüyle, yani "kurumsal şiddetle" karşılaşıyor. Yargı organları, polis karakolları ve sağlık merkezlerindeki profesyonellerin duyarsız tutumları, kadınları çaresizlik içinde bırakarak, "Acaba doğru mu yaptım, yoksa susmalı mıydım?" sorusunu sormaya itiyor. Bu durum, mağdurların zaten kırılgan olan ruh hallerini daha da kötüleştirerek, adalete olan inançlarını sarsıyor ve onları sistem içinde yalnız bırakıyor.
Bu vahim tabloyu gözler önüne seren önemli bir çalışma, Observatori de les Violències Institucionals Masclistes (OVIM) yani Kurumsal Kadına Yönelik Şiddet Gözlemevi tarafından yürütülüyor. OVIM, kamu hizmetlerinin kadınlara yönelik sergilediği kötü muameleyi görünür kılmak amacıyla açtığı anonim kanal üzerinden geçen yıl 139 şikayet aldı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yirmi civarında bir artışı temsil etse de, gözlemevinin kurucuları, gerçek mağduriyet sayısının çok daha yüksek olduğunu ve "yüksek oranda eksik bildirim" sorunuyla karşı karşıya olduklarını belirtiyorlar. Kadınların yaşadığı bu deneyimler, devletin koruma mekanizmalarının ne denli yetersiz kaldığını ve mağdurları ikinci kez mağdur ettiğini acı bir şekilde ortaya koyuyor.
Mağdurların anlattıkları, sistemin derinlemesine bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Bir kadın, OVIM'e yaptığı anonim bildirimde, "Doğru mu yaptığımı, susmam gerekip gerekmediğini sorguluyorsunuz" diyerek yaşadığı ikilemi özetliyor. Bu ifade, birçok kadının ortak duygusunu yansıtıyor. Şiddet mağdurları, kendilerini koruması gereken adliye, karakol veya sağlık kurumlarında empati eksikliği, yargılayıcı bakış açıları ve bürokratik engellerle karşılaştıklarında, şikayet etme cesaretlerini kaybediyor ve adalete erişim konusunda ciddi engellerle yüzleşiyorlar. Bu durum, sadece bireysel mağduriyetlere yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal düzeyde de kadına yönelik şiddetle mücadeleyi baltalıyor.
İspanya'da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Kurumsal Engeller
İspanya, kadına yönelik şiddetle mücadelede Avrupa'da öncü ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. 2004 yılında yürürlüğe giren Kapsamlı Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Organik Kanunu (Ley Orgánica de Medidas de Protección Integral contra la Violencia de Género), bu alanda önemli yasal düzenlemeler getirmiştir. Bu kanun, şiddeti sadece fiziksel değil, psikolojik, cinsel ve ekonomik boyutlarıyla da tanımlayarak, mağdurlara özel koruma tedbirleri sunmayı hedeflemiştir. Ancak OVIM'in raporları ve mağdur ifadeleri, yasal çerçevenin varlığına rağmen, uygulayıcı kurumların bu yasayı ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirmekte zorlandığını gösteriyor. Kurumsal şiddet, tam da bu noktada devreye girerek, yasal korumayı pratik düzeyde etkisiz hale getiriyor.
İspanya İçişleri Bakanlığı verilerine göre, her yıl binlerce kadın kadına yönelik şiddet mağduru olarak kolluk kuvvetlerine başvurmaktadır. Bu başvuruların önemli bir kısmı, koruma kararlarıyla sonuçlansa da, sistemin içinde yaşanan aksaklıklar, mağdurların kendilerini güvende hissetmelerini engellemektedir. Uzmanlar, bu tür kurumsal şiddetin, kadınların şikayet etme oranlarını düşürdüğünü ve şiddet döngüsünün kırılmasını zorlaştırdığını belirtiyor. Örneğin, bir polis memurunun mağduru sorgulayıcı bir dille sorgulaması veya bir yargıcın mağdurun ifadesine şüpheyle yaklaşması, zaten travmatize olmuş bir kadını daha da içine kapanmaya itebilir. Bu durum, Türkiye gibi ülkelerde de benzer sorunlarla karşılaşan kadınlar için tanıdık bir tablo sunmaktadır; İstanbul Sözleşmesi'nin tartışıldığı bir ortamda, Türkiye'de de kadınların adalete erişiminde benzer güven ve empati sorunları yaşandığı gözlemlenmektedir.
Sistemin Dönüşümü ve Geleceğe Yönelik Çağrılar
OVIM'in çalışmaları, İspanya'da kadına yönelik şiddetle mücadele eden kurumların sadece yasalara uymakla kalmayıp, aynı zamanda mağdur odaklı ve travma bilgili bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Yargı mensupları, emniyet güçleri, sağlık personeli ve sosyal hizmet uzmanları için düzenli ve kapsamlı eğitimler, empati becerilerinin geliştirilmesi ve kurumsal protokollerin mağdurun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu profesyonellerin, kadına yönelik şiddetin karmaşık doğasını ve mağdurların yaşadığı travmayı anlamaları, onlara doğru ve destekleyici bir şekilde yaklaşmalarını sağlayacaktır.
Kurumsal şiddet, sadece mağdur kadınların adalete erişimini engellemekle kalmaz, aynı zamanda toplumun genelinde adalete olan güveni de sarsar. Bir devletin en temel görevlerinden biri, vatandaşlarını korumak ve onlara adalet sağlamaktır. OVIM gibi gözlemevlerinin varlığı, bu eksiklikleri tespit etme ve kamuoyunun dikkatini çekme açısından hayati bir rol oynamaktadır. İspanya hükümeti ve özerk yönetimler, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak, bu sorunu kökten çözmek için somut adımlar atmalıdır. Ancak bu şekilde, kadına yönelik şiddet mağdurları "keşke sussaydım" demek yerine, "iyi ki şikayet ettim" diyebilir ve adil bir geleceğe umutla bakabilirler.


