İspanya'dan yükselen ilham verici bir hikaye, iş dünyasının sıkça göz ardı ettiği ancak büyük bir potansiyel barındıran "görünmez yetenek" kavramını bir kez daha gündeme getiriyor. 52 yaşındaki Noemí Selfín, agresif bir kanserle mücadelesi ve tedavisi nedeniyle iş hayatından 16 yıl uzak kaldıktan sonra, kariyerine yeniden başlamanın zorluklarıyla yüzleşti. Özgeçmişinin güncel piyasa koşullarına uygun olmadığını ve rekabette geride kalacağını düşünen Selfín, bu durumu bir dönüşüm fırsatına çevirerek teknoloji alanında yoğun bir eğitim programına katıldı. Onun hikayesi, yaş, engellilik veya uzun süreli işsizlik gibi nedenlerle potansiyeli göz ardı edilen bireylerin, doğru destek ve fırsatlarla nasıl değerli birer iş gücü haline gelebileceğinin çarpıcı bir örneğini sunuyor.
Noemí Selfín'in yaşadığı zorluklar, birçok kişinin karşılaştığı ancak nadiren dile getirilen bir gerçekliği yansıtıyor. Uzun süreli bir hastalık ve ardından gelen uzun bir iş molası, bireyin özgüvenini sarsarken, işverenlerin de önyargılarını tetikleyebiliyor. Selfín, "İş piyasasının dışında geçirdiğim onca yıl profilimi pek de çekici kılmıyordu. Yeniden eğitim almam gerekiyordu" sözleriyle bu durumu özetliyor. Pandemi döneminde, teknolojiye yönelme kararı alarak, Eurofirms Foundation tarafından desteklenen yoğun teknoloji eğitim kamplarından (bootcamp) birine kaydoldu. Bu adım, onun sadece kariyerini değil, aynı zamanda hayata bakış açısını da değiştiren kritik bir dönüm noktası oldu.
Görünmez Yetenek: Bir Toplumsal ve Ekonomik Potansiyel
Noemí'nin deneyimi, "görünmez yetenek" olarak adlandırılan, genellikle yaşları, engellilik durumları veya uzun süreli işsizlikleri nedeniyle iş piyasasında dezavantajlı konumda bulunan ancak değerli becerilere ve deneyimlere sahip bireylerin varlığını vurguluyor. Bu kişiler, şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılık hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olabilecek, farklı bakış açıları sunan ve problem çözme yetenekleri gelişmiş birer kaynak olabilirler. Ancak geleneksel işe alım süreçleri ve önyargılar, bu potansiyelin çoğunlukla gözden kaçmasına neden oluyor. Eurofirms Foundation gibi kuruluşların sağladığı eğitim ve mentorluk programları, bu boşluğu doldurarak, bireylerin dijital çağın gerektirdiği becerileri edinmelerine ve kendilerini yeniden konumlandırmalarına olanak tanıyor.
İstatistikler, bu "görünmez yetenek" havuzunun büyüklüğünü ve önemini gözler önüne seriyor. Avrupa Birliği genelinde, engelli bireylerin istihdam oranı, engelsiz bireylere göre önemli ölçüde düşük seyretmektedir. Eurostat verilerine göre, 2022 yılında AB'de 16-64 yaş arası engelli bireylerin istihdam oranı %50,8 iken, engelsiz bireylerde bu oran %75,1 idi. İspanya'da da benzer bir tablo mevcuttur. Türkiye'de ise, TÜİK verilerine göre, 2022 yılında engelli bireylerin işgücüne katılım oranı %21,8 iken, istihdam oranı %18,8 olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlar, engelli bireylerin iş gücüne entegrasyonunda hala büyük zorluklar yaşandığını göstermektedir. Ayrıca, 50 yaş üzeri çalışanların iş bulma veya iş değiştirme süreçlerinde karşılaştığı yaş ayrımcılığı (ageism) da küresel bir problem olarak öne çıkmaktadır. Bu demografik gruplar, yılların getirdiği tecrübe, bağlılık ve sorumluluk duygusu gibi değerli niteliklere sahip olmalarına rağmen, sıklıkla esnek olmamakla veya teknolojik gelişmelere ayak uyduramamakla etiketlenmektedir.
Kapsayıcı İstihdamın Şirketlere ve Topluma Faydaları
Noemí Selfín'in hikayesi ve benzeri vakalar, şirketlerin işe alım stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğinin altını çiziyor. Kapsayıcı bir işgücü, sadece etik bir sorumluluk değil, aynı zamanda somut ekonomik faydalar da sunar. Çeşitli yeteneklere sahip ekipler, daha yenilikçi çözümler üretme, farklı müşteri segmentlerine hitap etme ve daha güçlü bir kurumsal kültürü teşvik etme potansiyeline sahiptir. Uzun süreli işsizlikten veya dezavantajlı koşullardan gelen çalışanlar, genellikle işlerine daha bağlı, motivasyonu yüksek ve öğrenmeye açık bireylerdir. Ayrıca, dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde, sürekli öğrenme ve yeniden beceri kazanma (reskilling) yeteneği, her yaştan ve geçmişten gelen çalışan için kritik hale gelmiştir. Bu bağlamda, Noemí gibi bireylerin teknolojiye yönelmesi, hem kişisel gelişimleri hem de şirketlerin dijital yetenek açığını kapatmaları açısından büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, Noemí Selfín'in azmi ve Eurofirms Foundation gibi kurumların desteği, iş dünyasına önemli bir mesaj vermektedir: Gerçek yetenek, geleneksel özgeçmiş kalıplarının ötesinde, her bireyin içinde saklı olabilir. Şirketlerin bu "görünmez yetenekleri" keşfetmek ve onlara fırsatlar sunmak için önyargılarını kırmaları, esnek eğitim modellerini desteklemeleri ve kapsayıcı işe alım politikaları geliştirmeleri gerekmektedir. Bu sadece dezavantajlı gruplar için bir iyilik değil, aynı zamanda şirketlerin rekabet gücünü artıracak, toplumsal refahı yükseltecek ve daha adil bir iş dünyası inşa edecek stratejik bir yatırımdır. İspanya'dan gelen bu örnek, her bireyin potansiyelini değerlendirmenin, sadece bireysel değil, toplumsal ve ekonomik kalkınma için de ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.



