İspanya'nın Balear Adaları'na bağlı Mallorca'daki Capdepera kasabasında meydana gelen ciddi bir trafik kazasına karışan bir sürücü, alkollü olmasına rağmen beraat etti. Palma Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, sürücünün kazaya neden olan alkol zehirlenmesi durumunun, içtiği üç biranın alkolsüz olduğuna dair samimi inancından kaynaklandığına hükmedildi. Bu şaşırtıcı karar, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırırken, kişisel sorumluluk ve kasıt kavramları üzerine önemli tartışmaları beraberinde getirdi.
Olay, Capdepera'da meydana gelmiş ve sürücünün neden olduğu kazada iki kişi yaralanmıştı. Kaza sonrası yapılan testlerde, kadın sürücünün kanındaki alkol oranının yasal limitin tam üç katı olduğu tespit edildi. Bu durum, İspanya'daki trafik güvenliği yasalarına göre ciddi bir ihlal teşkil ediyordu. Savcılık, sürücü hakkında trafik güvenliğini tehlikeye atma ve dikkatsizlik sonucu yaralamadan dolayı para cezası ile ehliyetine el konulmasını talep ediyordu. Ancak mahkeme, sanığın savunmasını dikkate alarak geleneksel beklentilerin dışında bir sonuca ulaştı.
Sanık, savunmasında avukatı Tomeu Vidal aracılığıyla, hayatı boyunca alkol tüketmediğini ve bu tür içeceklerden özellikle kaçındığını belirtti. Gerekçe olarak ise "Fetal Alkol Spektrum Bozukluğu" (FASD) sendromundan muzdarip olduğunu öne sürdü. Bu sendromun, alkolün vücudundaki etkilerini önemli ölçüde artırdığını ve bu nedenle kasıtlı olarak alkol almaktan özellikle kaçındığını ifade etti. Kazaya neden olan biraları da, şişelerin üzerindeki "sin alcohol" (alkolsüz) ibaresine güvenerek tamamen alkolsüz sandığını ve bu yüzden tükettiğini vurguladı.
Yargıç, sanığın bu beyanlarını ve tıbbi durumunu göz önünde bulundurarak, sürücünün "zehirlenme durumunun kasıtlı olarak aranmadığı" sonucuna vardı. Bu durum, İspanyol hukukunda "eksik sorumluluk muafiyeti" (eximente incompleta) olarak bilinen bir ilkenin uygulanmasına yol açtı. Bu ilke, bir eylemin hukuka aykırılığını tamamen ortadan kaldırmasa da, kişinin kusurunu azaltarak cezai sorumluluğunda hafifletme sağlayabiliyor. Bu özel durumda ise, sürücünün alkolsüz olduğuna dair samimi inancı ve tıbbi durumu, kasıt eksikliği olarak değerlendirilerek beraatle sonuçlandı.
Fetal Alkol Spektrum Bozukluğu ve İspanyol Hukukundaki Yeri
Fetal Alkol Spektrum Bozukluğu (FASD), annenin hamilelik sırasında alkol tüketmesi sonucu bebekte ortaya çıkan bir dizi gelişimsel ve bilişsel bozukluğu ifade eder. Bu sendroma sahip bireylerde öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği, davranış sorunları ve alkole karşı artan hassasiyet görülebilir. Sanığın bu durumu, mahkemenin kararında merkezi bir rol oynadı. İspanyol ceza hukuku, bazı durumlarda sanığın iradesi dışında gelişen veya kasıt unsuru taşımayan eylemlerde "eksik sorumluluk muafiyeti" gibi hükümler uygulayabilir. Bu, kişinin eyleminin sonuçlarını tam olarak öngörememesi veya kontrol edememesi durumunda cezai sorumluluğunun azaltılması anlamına gelir. Bu davada, sürücünün alkolsüz olduğuna inandığı içeceği tüketmesi, kasıt unsurunun eksikliği olarak yorumlanmıştır.
İspanya'da alkollü araç kullanımı, trafik güvenliği açısından ciddi bir suçtur. Genel sürücüler için yasal alkol sınırı, nefeste 0.25 mg/L veya kanda 0.5 g/L'dir. Yeni sürücüler ve profesyonel sürücüler için bu sınırlar daha düşüktür. Sınırın aşılması durumunda para cezaları, ehliyet puanı kaybı, ehliyetin askıya alınması ve hatta hapis cezası uygulanabilir. İspanya Trafik Genel Müdürlüğü (DGT) verilerine göre, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, trafik kazalarının önde gelen nedenlerinden biridir. 2022 yılında ölümlü kazaların önemli bir kısmında sürücülerin alkol veya uyuşturucu etkisi altında olduğu tespit edilmiştir. Bu tür bir beraat kararının, kamuoyunda alkollü araç kullanımına karşı yürütülen kampanyaları nasıl etkileyeceği merak konusu olmuştur.
Türkiye'de ise alkollü araç kullanımına karşı çok daha katı bir tutum sergilenmektedir. Özel araç sürücüleri için yasal alkol sınırı 0.50 promil iken, ticari araç sürücüleri ve kamu hizmeti veren şoförler için bu sınır 0.20 promildir. Alkollü olarak araç kullanırken yakalanan sürücülere ağır para cezaları uygulanmakta, ehliyetlerine el konulmakta ve tekrarlayan ihlallerde hapis cezası söz konusu olabilmektedir. İspanya'daki bu özel durum, Türk hukuk sisteminde benzer bir savunmanın ne denli kabul göreceği konusunda farklı yorumlara yol açabilir. Zira Türk hukukunda "kasıt" unsuru ve "hata" kavramı, benzer durumlarda farklı şekillerde değerlendirilerek davanın seyrini değiştirebilir, ancak bu denli bir beraat kararı nadir görülebilir.
Kararın Etkileri ve Yol Güvenliği Tartışmaları
Palma Ceza Mahkemesi'nin bu kararı, İspanya'da yol güvenliği ve alkollü araç kullanımıyla mücadele çabaları açısından önemli tartışmaları beraberinde getirdi. Bir yandan, sanığın tıbbi durumu ve kasıtsızlık argümanı hukuki açıdan makul bulunurken, diğer yandan, alkollü bir sürücünün neden olduğu ciddi bir kazadan beraat etmesi, kamuoyunda adaletin tecellisi ve trafik güvenliği bilinci açısından endişelere yol açabilir. Uzmanlar, bu tür istisnai kararların, genel caydırıcılık ilkesini zedeleyebileceği ve sürücülerin alkollü araç kullanma konusunda daha az çekinceli davranmasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak mahkeme, her davanın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini ve bu kararın genel bir emsal teşkil etmeyebileceğini vurgulamıştır. Yine de, bu vaka, kişisel sorumluluk, kasıt ve tıbbi durumların hukuki sonuçlar üzerindeki karmaşık etkileşimini bir kez daha gözler önüne sermiştir.



