🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

İspanya'da Kilise'nin 'Haksız Tescil' Tartışması: Kordoba Camii'nden Çiftçi Evlerine

12 Haziran 2026, Cuma
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
İspanya'da Kilise'nin 'Haksız Tescil' Tartışması: Kordoba Camii'nden Çiftçi Evlerine

İspanya, Katolik Kilisesi'nin binlerce gayrimenkulü kendi adına tescil etmesiyle ilgili süregelen bir tartışmayla çalkalanıyor. Bu tartışma, sadece tarihi anıtlar ve dini yapılarla sınırlı kalmayıp, kamuya ait arazilerden, hatta özel şahıslara ait evlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Özellikle 1998 yılında yapılan bir yasal düzenlemenin ardından hız kazanan bu tesciller, İspanyol toplumunda büyük yankı uyandırırken, Kilise'nin tarihi ayrıcalıklarını ve mülkiyet haklarını sorgulayan ciddi bir gündem maddesi haline geldi.

Kordoba Üniversitesi Medeni Hukuk Profesörü Antonio Manuel Rodríguez Ramos, bu durumu "büyük bir gasp" olarak nitelendiriyor. Ramos, gazeteci Aristóteles Moreno Villafaina ile birlikte kaleme aldığı "El expolio de las inmatriculaciones de la iglesia. La mezquita de Córdoba y otros casos de libro" (Kilise'nin İlk Tescil Gaspları. Kordoba Camii ve Diğer Örnek Vakalar) adlı kitabında konuyu derinlemesine inceliyor. Profesör Ramos'a göre, sorun Kilise'nin mülk sahibi olmasında değil; Franco rejiminden miras kalan ve demokrasi döneminde de devam eden bir ayrıcalığı kötüye kullanarak kamuya ait veya tapusuz mülkleri kendi üzerine geçirmesinde yatıyor. Bu durum, özellikle 1998'deki ipotek reformu yasasıyla daha da kötüleşti.

Tarihi Bir Ayrıcalığın Gölgesinde: 'Inmatriculaciones' Kavramı

"Inmatriculaciones" olarak bilinen bu yasal süreç, İspanya'da Katolik Kilisesi'ne tanınan özel bir hakka dayanıyor. Bu hak, Kilise'nin mülkleri, özellikle de daha önce tapu kaydı olmayan veya mülkiyeti belirsiz olan gayrimenkulleri, herhangi bir üçüncü tarafın onayına veya kapsamlı bir belge sunma zorunluluğuna gerek kalmadan, sadece kendi beyanıyla tapuya tescil ettirmesine olanak tanıyordu. Bu uygulama, Franco diktatörlüğü döneminde Kilise'ye verilen geniş yetkilerin bir parçasıydı ve İspanya'nın demokratikleşme sürecine rağmen uzun yıllar yürürlükte kaldı.

Tartışmanın fitilini ateşleyen en kritik dönüm noktalarından biri, José María Aznar liderliğindeki sağcı Halk Partisi (PP) hükümeti tarafından 1998 yılında yapılan ipotek yasası reformuydu. Bu reformla, Kilise'nin "inmatriculaciones" yetkisi daha da genişletildi ve tapu kayıtlarında "ilk tescil" yapma hakkı adeta sınırsız hale geldi. Böylece Kilise, sadece ibadethaneleri değil, aynı zamanda manastırları, arazileri, hatta çeşmeler, tarım alanları ve Katalonya'nın Bages bölgesindeki bir çiftçinin evi gibi çok çeşitli mülkleri kendi adına kolayca tescil edebildi. Bu durum, kamuoyunda büyük bir "gasp" olarak algılandı ve Kilise'nin mülkiyetinin şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.

Kordoba Camii-Katedrali Vakası ve Toplumsal Tepkiler

Bu "haksız tescil" vakalarının en sembolik ve en çok tartışılan örneklerinden biri, şüphesiz Endülüs'ün tarihi şehri Kordoba'daki (Córdoba) dünyaca ünlü Camii-Katedrali'dir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve hem İslam hem de Hristiyan medeniyetlerinin izlerini taşıyan bu eşsiz yapı, Kilise tarafından 2006 yılında tamamen kendi mülkü olarak tescil edildi. Bu tescil, yapının tarihsel ve kültürel evrenselliğini göz ardı ettiği gerekçesiyle yerel halktan, sivil toplum kuruluşlarından ve entelektüellerden büyük tepki topladı. "Mezquita de Córdoba es de todos" (Kordoba Camii hepimizindir) sloganıyla başlatılan kampanyalar, yapının kamuya ait bir kültürel miras olarak kalması gerektiğini savundu.

İspanya hükümetinin 2021 yılında açıkladığı verilere göre, 1998 ile 2015 yılları arasında Katolik Kilisesi, İspanya genelinde toplam 34.964 gayrimenkulü kendi adına tescil etti. Bu mülklerin yaklaşık %20'si (yani 6.000 civarı) daha önce hiçbir tapu kaydı bulunmayan, mülkiyeti belirsiz veya kamuya ait olduğu düşünülen varlıklardı. Bu rakamlar, tartışmanın boyutunu ve Kilise'nin bu ayrıcalığı ne denli yaygın kullandığını gözler önüne serdi. Tescil edilen mülkler arasında sadece dini yapılar değil, tarım arazileri, konutlar, depolar, hatta tarihi köprüler ve çeşmeler bile bulunuyordu. Bu durum, Kilise'nin sadece dini değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi gücünü de pekiştirdiği yönünde eleştirilere yol açtı.

Miras ve Laiklik Tartışmaları: İspanya'dan Türkiye'ye Bir Bakış

İspanya'daki bu "haksız tescil" tartışmaları, ülkenin laiklik anlayışı, tarihsel adalet ve kültürel mirasın korunması konularında derinlemesine bir sorgulamayı tetikledi. Kilise'nin yüzyıllardır süregelen ayrıcalıklı konumu, modern bir demokratik devlette ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme getiriyor. İspanyol hükümeti, sivil toplumun ve siyasi partilerin baskısıyla, bu tescillerin yasal dayanaklarını inceleme ve olası haksızlıkları giderme yönünde adımlar atmaya çalışıyor. Ancak, Kilise'nin güçlü lobisi ve derin tarihsel kökleri, bu sürecin kolay olmayacağını gösteriyor.

Türkiye'de de benzer şekilde tarihi mirasın ve vakıf mülklerinin yönetimi konusunda zaman zaman tartışmalar yaşanmaktadır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma vakıf eserlerinin mülkiyeti ve kullanımı, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün rolü gibi konular, Türkiye'de de kültürel mirasın korunması ile mülkiyet hakları arasındaki hassas dengeyi gündeme getirmektedir. Her ne kadar İspanya'daki "inmatriculaciones" vakası kendine özgü yasal ve tarihsel koşullara sahip olsa da, her iki ülkenin de kültürel ve dini mirasın toplumun tüm kesimlerine ait olduğu ilkesi etrafında şekillenen benzer hassasiyetleri paylaştığı söylenebilir. Bu tür tartışmalar, modern devletlerin tarihsel miraslarını nasıl yönetecekleri ve mülkiyet haklarını nasıl dengeleyecekleri konusunda evrensel bir örnek teşkil etmektedir.

Etiketler:
#ispanya#kilise#gayrimenkul#hukuk#kordoba-camii
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat