İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, son dönemde parlamentoda (Congreso de los Diputados) Fas'ın göçmen politikalarını savunurken kendini yalnız buldu. Bu durum, özellikle Fas'ın binlerce göçmenin İspanya sınırına doğru ilerlemesine "göz yumduğu" iddiaları üzerine ortaya çıktı. Sánchez'in hükümeti, Fas'ın sınır kontrolü konusunda yeterli olmadığını savunsa da, bu argüman İspanyol kamuoyunda ve siyasi çevrelerde büyük şüpheyle karşılandı. Zira Fas, topraklarını kontrol etme yeteneğiyle bilinen bir ülke olarak, bu türden kitlesel hareketlilikleri fark etmemesinin inandırıcılığı sorgulanıyor.
Hükümetin Moncloa (Başbakanlık Konutu) tarafından yapılan açıklamalar, Fas'ın bu olaylardaki sorumluluğunu azaltmaya yönelik olsa da, muhalefet partileri ve hatta koalisyon içindeki bazı ortaklar tarafından eleştirildi. Sánchez, konuşmasında bazı "nüanslar" ekleyerek Fas'ın eylemlerini tam olarak onaylamadığını ima etse de, genel duruşu Rabat'a yönelik destekleyici bir ton taşıyordu. Bu durum, İspanya'nın Fas ile olan karmaşık ilişkilerinde, özellikle de göçmen akınlarının bir siyasi koz olarak kullanılması bağlamında yeni bir gerilimi işaret ediyor.
Fas'ın göçmenleri siyasi baskı aracı olarak kullanması yeni bir durum değil. En yakın örneklerden biri, 2021 yılında İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Ceuta'da yaşandı. O dönemde, binlerce göçmen, Fas makamlarının adeta "göz yummasıyla" Ceuta'ya akın etmişti. Bu kriz, İspanya'nın Batı Sahra'da bağımsızlık isteyen Polisario Cephesi liderine İspanya'da tıbbi tedavi izni vermesine Fas'ın bir misillemesi olarak yorumlanmıştı. Ceuta krizi, Fas'ın göçmen akınlarını İspanya üzerindeki diplomatik ve siyasi baskıyı artırmak için etkili bir araç olarak kullanabileceğinin açık bir göstergesiydi.
İspanya-Fas İlişkilerinde Göçmen Kartı ve Tarihsel Arka Plan
İspanya ve Fas arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak sömürgecilik mirası, toprak anlaşmazlıkları (Ceuta ve Melilla gibi İspanyol enklavları) ve özellikle Batı Sahra sorunu nedeniyle oldukça gerilimli olmuştur. Fas, İspanya'nın Kuzey Afrika'ya açılan kapısı konumundadır ve Sahra Altı Afrika'dan Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenler için kilit bir geçiş ülkesidir. Bu coğrafi konum, Fas'a İspanya üzerinde önemli bir kaldıraç sağlamaktadır. İspanya, Avrupa Birliği'nin güney sınırını koruma yükümlülüğü nedeniyle, Fas'ın sınır kontrolü konusundaki işbirliğine büyük ölçüde bağımlıdır.
Pedro Sánchez hükümetinin geçtiğimiz yıl Batı Sahra konusundaki geleneksel tarafsızlığını terk ederek Fas'ın özerklik planını desteklemesi, bu karmaşık ilişkilerde dönüm noktası olmuştu. İspanya, uzun yıllar boyunca Birleşmiş Milletler'in referandum çağrısını desteklerken, Sánchez'in bu politika değişikliği, Fas'tan göçmen akınlarını kontrol etme ve terörle mücadelede daha fazla işbirliği sözü karşılığında atılmış bir adım olarak görüldü. Ancak bu hamle, İspanya'nın Cezayir ile ilişkilerini gererken (Cezayir, Fas'ın rakibi ve Polisario Cephesi'nin destekçisidir), iç siyasette de büyük tartışmalara yol açtı.
Sánchez'in Yalnız Savunması ve İç Siyasi Yankıları
Sánchez'in Fas'ı savunmadaki yalnızlığı, İspanyol siyaset sahnesindeki derin bölünmeleri de ortaya koydu. Hükümetin koalisyon ortağı Unidas Podemos dahi, Fas'ın insan hakları sicili ve Batı Sahra politikası nedeniyle Başbakan'ın tutumunu eleştirdi. Ana muhalefet partisi PP (Halk Partisi) ve aşırı sağcı VOX partisi ise, Sánchez'i İspanya'nın ulusal çıkarlarını Fas'a satmakla suçladı. Muhalefet, hükümetin, Fas'ın göçmenleri bir silah olarak kullanmasına karşı yeterince sert bir duruş sergilemediğini savunuyor.
Bu durum, Sánchez'in hükümetinin hem uluslararası arenada hem de iç siyasette zorlu bir denge üzerinde olduğunu gösteriyor. Bir yandan Fas ile stratejik işbirliğini sürdürmek zorunda olan İspanya, diğer yandan bu işbirliğinin siyasi ve etik maliyetleriyle yüzleşiyor. Kamuoyunda, İspanya'nın Fas'ın göçmen tehdidi karşısında adeta "esir alındığı" algısı güçlenirken, bu durum hükümetin popülaritesini de olumsuz etkiliyor. İspanya'nın Fas'la olan bu "çıkmazı", sadece Pedro Sánchez'in değil, ülkenin genel dış politikasının ve egemenliğinin de sınandığı bir döneme işaret ediyor.



