🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

İran Gerilimi Netanyahu'nun Popülaritesini Nasıl Yükseltti? Siyasi Bir Fırsat

19 Mart 2026, Perşembe
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
İran Gerilimi Netanyahu'nun Popülaritesini Nasıl Yükseltti? Siyasi Bir Fırsat

Son haftalarda Orta Doğu'da tırmanan İsrail-İran gerilimi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu için beklenmedik bir siyasi fırsata dönüştü. Bölgedeki tansiyonun artması ve İran'ın İsrail'e yönelik doğrudan saldırısı ile İsrail'in buna verdiği karşılık, ülkenin iç siyaset gündemini kökten değiştirdi. Uzun süredir Gazze'deki savaş nedeniyle hem uluslararası alanda hem de kendi ülkesinde eleştirilerin hedefi olan Netanyahu, bu yeni krizle birlikte kamuoyunun dikkatini Gazze'den uzaklaştırarak, çok daha geniş bir ulusal konsensüse sahip olduğu İran tehdidine odaklamayı başardı.

Söz konusu çatışma, Netanyahu'nun siyasi kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Gazze'deki savaşın uzaması, rehinelerin durumu ve İsrail ekonomisi üzerindeki yük, İsrail halkında ciddi bir yorgunluğa ve hükümete karşı artan bir hoşnutsuzluğa yol açmıştı. Ancak İran ile yaşanan doğrudan gerilim, İsrail kamuoyunda "ulusal güvenlik" algısını yeniden en üst sıraya taşıdı ve halkı hükümetin arkasında birleşmeye teşvik etti. Analistler, bu durumun Netanyahu'nun düşen popülaritesini geçici de olsa yükselttiğini ve siyasi pozisyonunu güçlendirdiğini belirtiyor.

İsrail'in önde gelen siyaset bilimcileri ve kamuoyu araştırmacıları, İran tehdidinin İsrail toplumunda her zaman güçlü bir birleştirici unsur olduğunu vurguluyor. İran'ın nükleer programı, bölgedeki vekil güçleri (Hizbullah, Hamas gibi) aracılığıyla İsrail'e yönelik tehditleri, yıllardır İsrail'in ulusal güvenlik stratejisinin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle, İran'dan gelen doğrudan bir saldırı, siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden gelen eleştirileri bastırarak, ulusal bir refleksle hareket etme ihtiyacını ön plana çıkardı. Bu durum, Netanyahu'nun kişisel siyasi geleceği açısından son derece kritik bir zamanda ortaya çıktı.

Netanyahu'nun Siyasi Dirayeti ve Arka Plan

Benjamin Netanyahu, İsrail siyasetinin en deneyimli ve tartışmalı figürlerinden biri olarak biliniyor. Uzun yıllardır başbakanlık koltuğunda oturan Netanyahu, "Bay Güvenlik" imajıyla tanınıyor ve ulusal güvenlik konularında sert bir duruş sergiliyor. Ancak son dönemde yargı reformu girişimleri, yolsuzluk iddiaları ve Gazze'deki savaşın yönetimi nedeniyle ciddi bir siyasi baskı altındaydı. 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırıları öncesinde bile ülkedeki protestolar ve siyasi kutuplaşma zirveye ulaşmıştı.

7 Ekim saldırıları, Netanyahu hükümetinin güvenlik zafiyeti nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalmasına neden oldu. Kamuoyunda erken seçim çağrıları yükselirken, Netanyahu'nun koalisyon ortakları arasında bile çatlaklar oluşmaya başlamıştı. Ancak İran'ın İsrail'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısı, bu iç siyasi tartışmaları bir anda rafa kaldırdı. İsrail Savaş Kabinesi, bu saldırıya karşı ortak bir duruş sergileyerek, ulusal birliği pekiştirme mesajı verdi. Bu durum, Netanyahu'nun liderliğinde birleşme çağrılarını güçlendirdi ve halkın dikkatini dış tehdide yöneltti.

İsrail'deki son anketler, İran ile gerilimin tırmanmasıyla Netanyahu'nun popülaritesinde gözle görülür bir artış olduğunu gösteriyor. Özellikle Likud Partisi'ne verilen destek ve Netanyahu'nun kişisel onay oranları, Gazze savaşının ilk aylarından bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu yükseliş, Netanyahu'nun siyasi rakiplerinin elini zayıflatırken, ona uluslararası arenada da daha güçlü bir müzakere pozisyonu sağlıyor. Krizin, Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatabileceği ve hatta erken seçim senaryolarını erteleyebileceği yorumları yapılıyor.

Bölgesel ve Küresel Etkiler: Türkiye ve İspanya Bağlantısı

İsrail-İran geriliminin tırmanması, sadece Orta Doğu'yu değil, küresel çapta birçok ülkeyi endişelendiriyor. Türkiye, bölgedeki önemli bir aktör olarak, gerilimin düşürülmesi ve diplomatik çözümler bulunması konusunda aktif bir rol oynamaya çalışıyor. Ankara, hem İsrail hem de İran ile ilişkileri olan bir ülke olarak, çatışmanın yayılmasını önlemek için taraflara itidal çağrısında bulunuyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği, ticari ilişkileri ve mülteci akınları gibi konularda doğrudan etkileyecek potansiyele sahip.

Avrupa ülkeleri, özellikle İspanya gibi Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler de bu gerilimden dolaylı olarak etkileniyor. Orta Doğu'daki çatışmalar, enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturarak Avrupa ekonomilerini zorlayabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Avrupa'ya yönelik yeni göç dalgalarını tetikleme potansiyeli taşıyor. İspanya ve diğer Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için diplomatik çabalara destek veriyor ve uluslararası hukuka uygun çözümlerin bulunması gerektiğini vurguluyor. Barselona gibi önemli liman kentleri, küresel ticaret yollarının güvenliği ve istikrarı açısından bu tür gerilimleri yakından takip ediyor.

Sonuç olarak, İran ile yaşanan gerilim, Benjamin Netanyahu için siyasi bir can simidi görevi görmüş gibi duruyor. Gazze'deki savaşın yarattığı iç ve dış baskıları, ulusal güvenlik tehdidi adı altında birleştirici bir faktöre dönüştürme becerisi, Netanyahu'nun siyasi becerilerini bir kez daha ortaya koydu. Ancak bu popülarite artışının ne kadar sürdürülebilir olacağı, çatışmanın seyrine ve Netanyahu'nun gelecekteki kararlarına bağlı olacak. Bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması, sadece İsrail'in değil, tüm dünyanın öncelikli gündem maddesi olmaya devam ediyor.

Etiketler:
#iran-israil#netanyahu#siyaset#orta-dogu#ulusal-guvenlik
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat