🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Hizbullah'tan İsrail'e Uzun Süreli Savaş Hazırlığı: Bölgede Gerilim Tırmanıyor

21 Mart 2026, Cumartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Hizbullah'tan İsrail'e Uzun Süreli Savaş Hazırlığı: Bölgede Gerilim Tırmanıyor

Lübnan'ın güneyindeki tepelerde, cephenin boş köyler ve bombalanmış yollar arasında yeniden açıldığı bu günlerde, Hizbullah geri çekilen bir güç gibi savaşmıyor. Aksine, aylardır bu anı bekleyen, hazırlıklı bir örgüt gibi mücadele ediyor. Bu durum, örgütün bir yıldan uzun süredir yansıttığı imajla keskin bir tezat oluşturuyor. 27 Kasım 2024'te, Parlamento Başkanı Şii Nabih Berri'nin ABD arabuluculuğuyla müzakere ettiği anlaşmanın ardından, Hizbullah bir süre için itidal sinyalleri vermişti. En azından resmi olarak, Lübnan cephesini Gazze'den ayırmayı kabul etmiş ve Birleşmiş Milletler (BM) 1701 sayılı kararı doğrultusunda Litani Nehri'nin güneyine devlet güçlerinin konuşlandırılmasına rıza göstermişti. Aylarca geri çekiliyor, işbirliği yapıyor ve hatta yeni bir iç dengeye uyum sağlıyor gibi görünmüştü.

Ancak, son dönemdeki gelişmeler, bu uzlaşmacı tutumun sona erdiğini ve Hizbullah'ın stratejik bir değişim içinde olduğunu gösteriyor. Güney Lübnan'daki çatışmaların şiddeti artarken, örgütün İsrail'e yönelik saldırıları daha sofistike ve kararlı bir nitelik kazanmış durumda. Sınır hattındaki boşaltılmış köylerde ve harabeye dönmüş yollarda yaşanan çatışmalar, Hizbullah'ın sadece misilleme yapmakla kalmayıp, uzun soluklu bir yıpratma savaşına hazırlandığının somut kanıtlarını sunuyor. Bu durum, bölgedeki tansiyonu zirveye taşırken, uluslararası toplumun endişelerini de artırıyor.

Hizbullah'ın mevcut duruşu, 2006 Lübnan Savaşı'ndan bu yana edindiği askeri tecrübe ve kapasite artışıyla da yakından ilgili. Örgüt, Suriye iç savaşındaki aktif rolü sayesinde muharebe yeteneklerini geliştirmiş, insansız hava araçları (İHA), güdümlü füzeler ve tanksavar sistemleri gibi modern silahları envanterine katmıştır. İsrail askeri kaynakları, Hizbullah'ın on binlerce roket ve füzeden oluşan önemli bir cephaneliğe sahip olduğunu tahmin ediyor. Bu kapasite, örgütün İsrail'in derinliklerine ulaşabilecek ve geniş bir alana zarar verebilecek bir tehdit oluşturmasına olanak tanıyor.

Bölgesel Gerilimin Kökenleri ve Hizbullah'ın Rolü

Hizbullah'ın kökenleri, 1982'deki İsrail işgaline ve Lübnan İç Savaşı'na dayanmaktadır. İran'ın desteğiyle kurulan bu Şii örgüt, başlangıçta İsrail işgaline karşı bir "direniş hareketi" olarak ortaya çıkmış ve zamanla Lübnan siyasetinde önemli bir güç haline gelmiştir. 2000 yılında İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi ve 2006'daki büyük çatışma, Hizbullah'ın askeri gücünü ve bölgesel etkisini pekiştirmiştir. 2006 savaşının ardından kabul edilen BM 1701 sayılı kararı, Litani Nehri'nin güneyinde Lübnan ordusu ve BM Geçici Gücü (UNIFIL) dışında hiçbir silahlı grubun bulunmamasını öngörüyordu. Ancak, Hizbullah bu kararı hiçbir zaman tam olarak uygulamamış ve varlığını sürdürmüştür.

Gazze'deki çatışmaların 7 Ekim 2023'te başlamasının ardından, Hizbullah, Hamas'a destek vermek amacıyla İsrail'in kuzey sınırına yönelik saldırılarını artırmıştı. Bu durum, İsrail'in de Lübnan topraklarına yönelik misillemelerine yol açarak sınır hattında sürekli bir gerilim yaratmıştır. İran'ın bölgedeki "direniş ekseni" stratejisinin önemli bir parçası olan Hizbullah, Tahran'ın politikalarını yansıtan bir vekil güç olarak hareket etmektedir. Dolayısıyla, örgütün mevcut saldırgan tutumu, sadece yerel dinamiklerle değil, aynı zamanda daha geniş bölgesel güç mücadelesiyle de ilişkilidir.

Bu çatışmaların bölgesel ve uluslararası yansımaları da oldukça önemlidir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki istikrarın korunması ve insani yardım çabaları konusunda aktif bir rol oynamaktadır. Bölgedeki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkileme potansiyeli taşımaktadır. İspanya ise, BM Barış Gücü UNIFIL bünyesinde Lübnan'da önemli sayıda asker bulundurmaktadır. Bu nedenle, Lübnan sınırındaki çatışmalar, İspanya'nın dış politikası ve askerlerinin güvenliği açısından doğrudan bir endişe kaynağıdır. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri, diplomatik yollarla gerilimi düşürmeye çalışsa da, Hizbullah'ın son hamleleri bu çabaları zorlaştırmaktadır.

Geleceğe Yönelik Senaryolar ve Olası Sonuçlar

Uzmanlar, Hizbullah'ın bu yeni duruşunun birkaç olası senaryoya yol açabileceğini belirtiyor. Birincisi, mevcut gerilimin tam ölçekli bir savaşa dönüşme riski bulunmaktadır. Bu, hem Lübnan hem de İsrail için yıkıcı sonuçlar doğuracak, bölgeyi daha derin bir istikrarsızlığa sürükleyecektir. İkincisi, sınırlı çatışmaların devam etmesi ve bir yıpratma savaşına dönüşmesi, her iki tarafın da kaynaklarını tüketirken sivil kayıpları artıracaktır. Üçüncüsü ise, uluslararası arabuluculuk ve diplomatik baskılarla bir de-eskalasyonun sağlanmasıdır, ancak mevcut atmosferde bu oldukça zor görünmektedir.

Hizbullah'ın eylemleri, analistlere göre, İsrail üzerinde baskı kurmayı, Hamas'a destek vermeyi ve İran'ın bölgesel nüfuzunu pekiştirmeyi amaçlayan hesaplı adımlardır. İsrail ise, kuzey sınırındaki güvenliği yeniden tesis etmek ve Hizbullah'ı sınırdan uzaklaştırmak için kararlı bir duruş sergilemektedir. Bu durum, Lübnan'da zaten kırılgan olan ekonomik ve siyasi durumu daha da kötüleştirecek, yeni bir insani krize yol açabilecek potansiyele sahiptir. Bölgedeki bu tehlikeli tırmanış, uluslararası toplumun daha güçlü ve koordineli bir müdahalesini gerektirmekte, aksi takdirde Orta Doğu'da uzun süreli ve yıkıcı bir çatışmanın kapısını aralayabilir.

Etiketler:
#hizbullah#israil#lübnan#savaş#gerilim
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat