🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Güney Lübnan'da İsrail Saldırıları Durmuyor: "Devlet Kontrolü Kaybetti"

10 Ağustos 2026, Pazartesi
3 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Güney Lübnan'da İsrail Saldırıları Durmuyor: "Devlet Kontrolü Kaybetti"

Lübnan'ın güneyindeki "serbestleştirilmiş bölge" olarak adlandırılan Zautar al-Gharbiyah kasabasında, her birkaç dakikada bir duyulan patlama sesleri, bölgedeki gerilimin günlük bir parçası haline gelmiş durumda. Kuru ve şiddetli patlamaları takiben yükselen duman bulutları, Ali Taher tepesinin üzerinde belirginleşirken, bir İsrail insansız hava aracı (İHA) köyün girişinde yavaşça uçuş yapıyor. Lübnan ordusuna ait küçük bir kontrol noktası, köye erişimi düzenlemeye çalışsa da, bu çabalar bölgedeki derin kontrolsüzlüğü gözler önüne seriyor.

Bu bölge, Lübnan ve İsrail arasında ABD'nin arabuluculuğunda müzakere edilen bir anlaşma kapsamında, Lübnan devletinin güneye dönüşünün sembolü olması beklenen ilk "pilot bölge" olarak tasarlanmıştı. Kağıt üzerinde, bu anlaşma barışın ve istikrarın başlangıcını müjdelemeliydi. Ancak sahada, sürekli devam eden bombardımanlar ve gerilim altında bir yaşamın yeniden inşa edilmesinin ne kadar zor olduğu, hatta imkansız olduğu açıkça görülüyor. Bölge sakinleri için normal bir yaşam hayalden öteye geçemiyor.

Sürekli patlamalar ve gökyüzünde dolaşan İsrail İHA'ları, bölge halkı üzerinde derin bir psikolojik baskı yaratıyor. Çocuklar okula gidemiyor, çiftçiler tarlalarına inemiyor ve aileler evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Bu durum, sadece fiziksel yıkımı değil, aynı zamanda toplumsal dokunun da paramparça olduğunu gösteriyor. Güvenliğin olmadığı bir ortamda, devletin varlığına dair inanç da zayıflıyor ve "devlet hiçbir şeyi kontrol etmiyor" söylemi, bölgenin acı gerçeğini özetliyor.

Lübnan devletinin güneydeki kontrol eksikliği, özellikle Hizbullah gibi devlet dışı aktörlerin bölgedeki güçlü varlığıyla daha da karmaşık bir hal alıyor. Lübnan ordusunun sınırlı gücü ve siyasi bölünmeler, bu boşluğu doldurmasını engelliyor. Bu durum, uluslararası anlaşmaların ve barış çabalarının, sahadaki gerçeklik karşısında ne kadar kırılgan olabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Bölge halkı, hem İsrail saldırılarının hem de kendi devletlerinin yetersizliğinin kurbanı oluyor.

Güney Lübnan'daki Çatışmanın Tarihsel Arka Planı

Lübnan'ın güneyi, onlarca yıldır İsrail ile yaşanan çatışmaların merkez üssü olmuştur. İsrail'in 1978 ve 1982'deki işgalleri, bölgenin stratejik önemini ve sürekli gerilim altında yaşamasını tetiklemiştir. 2000 yılında İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi, kısa süreli bir rahatlama getirse de, 2006'daki büyük Lübnan Savaşı, bölgeyi yeniden yıkımın eşiğine getirmiştir. Bu savaşın ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı Kararı kabul edilmiş, bu karar Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını ve İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesini öngörmüştür.

Ancak 1701 sayılı Karar, tam olarak uygulanamamıştır. Hizbullah, bölgedeki askeri varlığını ve siyasi etkisini sürdürmüş, bu da Lübnan devletinin güneyde tam egemenlik kurmasını engellemiştir. Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL) bölgede konuşlanmış olsa da, güçleri sınırlıdır ve kalıcı bir barışı sağlamakta yetersiz kalmıştır. Gazze'deki son çatışmaların başlamasıyla birlikte, Hizbullah'ın Hamas'a destek vermek amacıyla İsrail'in kuzeyine yönelik saldırılarını artırması, Güney Lübnan'daki gerilimi yeniden tırmandırmış ve bölgeyi yeni bir savaşın eşiğine getirmiştir.

Bölgesel Etkiler ve Uluslararası Tepkiler

Güney Lübnan'daki tırmanan gerilim, sadece yerel halkı değil, tüm bölgeyi derinden etkiliyor. On binlerce Lübnanlı ve İsrailli sivil, sınır bölgelerindeki evlerini terk etmek zorunda kalmış, bu da büyük bir insani krize yol açmıştır. Tarım arazileri ve altyapı ağır hasar görmüş, bölge ekonomisi felç olmuştur. Bu durum, zaten ekonomik krizle boğuşan Lübnan için ek bir yük oluşturmaktadır.

Uluslararası toplum, bölgedeki gerilimi düşürmek için çağrılar yapsa da, somut bir çözüm bulunamamıştır. Türkiye gibi bölgesel aktörler de Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanması yönündeki çabalarını sürdürmekte, ancak mevcut dinamikler uluslararası arabuluculuk çabalarını zorlaştırmaktadır. Güney Lübnan'daki durum, Gazze'deki çatışmanın bölgesel yayılım potansiyelini ve devletlerin kırılganlığını gözler önüne seren acı bir örnek teşkil etmektedir. Bölgede kalıcı bir barışın sağlanması, ancak tüm tarafların uluslararası hukuka saygı göstermesi ve yapıcı diyalog yolları bulmasıyla mümkün olacaktır.

Etiketler:
#lbnan#israil#saldr#hizbullah#devlet-kontrol
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat