Barselona'da iş dünyasına adım atan genç kadın girişimciler, kariyerlerinin başlangıcında önemli engellerle karşılaşıyor. Yaş ve cinsiyet ayrımcılığı, onların projelerini ve vizyonlarını ilk etapta ciddiye alınmamasının temel nedenleri arasında yer alıyor. Ancak bu kadınlar, kararlılıkları ve özgüvenleriyle bu zorlukların üstesinden gelerek kendi başarı hikayelerini yazmaya devam ediyorlar. Bu haberde, Barselona'nın farklı sektörlerinden genç kadın girişimcilerin deneyimlerini ve mücadelelerini ele alacağız.
Barselona'nın hareketli Eixample (Ensanche) bölgesinde yer alan, gastronomi ve sanatı harmanlayan Maldita Barra restoranının sahibi Ana de Espona, sadece 24 yaşında olmasına rağmen sektördeki önyargıları derinden hissettiğini belirtiyor. "Başlangıçta dinlenilmemek insana çok dokunuyor," diyen Espona, özellikle yaşının genç olması ve çoğunlukla erkeklerin domine ettiği bir ortamda bulunmasının bu durumu tetiklediğini ifade ediyor. Ancak genç girişimci, projesine olan inancını ve sorumluluk bilincini vurgulayarak, "Sonunda kim karar verecek? Ben, değil mi? O zaman ben böyle istiyorum," diyerek kendi yolunu çizdiğini anlatıyor. Espona'nın bu duruşu, genç kadınların iş dünyasındaki varlıklarını kabul ettirme mücadelesinin bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Dijital dünyada yenilikçi bir adım atan Pia Mill ve Berta Quirante ise, influencer'ları markalarla buluşturan UGC Slalom adlı web pazar yerini kurdular. Sektörlerinde kadınların yoğun olmasına rağmen, üst düzey pozisyonların hala erkek egemenliğinde olmasından şikayet eden Mill, işin belirli aşamalarında kendilerine karşı bir "acaba" bakışıyla karşılaştıklarını belirtiyor. Quirante ise, "Kadın olmaktan ziyade, genç olmanızdan dolayı size güvenmeleri biraz daha zor olabiliyor," diyerek yaş ayrımcılığına dikkat çekiyor. Bu genç girişimciler, otoriter tavırlar sergileyen belirli yaştaki erkek figürler karşısında yılmamak ve kendi seviyelerinde olduklarını hissetmek için "kendini kabul ettirmenin" önemini vurguluyorlar.
Gran Via yakınlarındaki Forn de Pa Rocafort'un sahibi Ana María Martínez Prados, fırıncılık işinde kadın olmaktan kaynaklanan bir zorluk yaşamadığını belirtse de, yirmi yılını geçirdiği restoran sektöründeki deneyimlerinin çok daha farklı olduğunu dile getiriyor. Dört restoranı yönettiği bu dönemde, "Tüm erkekler bir kadının kendilerine emir vermesini kabul etmiyor," diyerek cinsiyetçi yaklaşımların zorlayıcılığını anlatıyor. Prados, bu durumun kendisini güçlendirdiğini ve "hayır, bu böyledir" demeyi öğrettiğini, ancak asla ezilmediğini ekliyor. Ayrıca, iş hayatının yoğunluğuna ek olarak ailevi sorumlulukların da kadınlar üzerindeki yükünü vurgulayarak, "İki cephede de güçlü olmalıyım," ifadesiyle kadınların karşılaştığı çifte yükü özetliyor.
Floristeria Berta'nın üçüncü kuşak temsilcisi Eva Fuster ise, kadınların iş dünyasında bazen daha az değer gördüğü hissine kapıldığını paylaşıyor. Fuster, bir çiçekçinin erkek olması durumunda daha fazla prestij kazandığını, oysa bir kadının işlettiği çiçekçiliğin "sıradan bir çiçekçi dükkanı" olarak algılandığını gözlemlediğini belirtiyor. "Erkek bir çiçekçi her zaman 'çok iyi çalışıyor' denilerek övgü alırken, kadınlar aynı işi yapsa bile bu kadar takdir görmüyor," diyerek sektördeki cinsiyetçi algıya dikkat çekiyor. Bu durum, kadınların profesyonel başarılarının erkek meslektaşlarına kıyasla daha az görünür kılınması sorununa işaret ediyor.
Verónica García, Matea BCN adlı kadın giyim ve aksesuar mağazasının sahibi. Özellikle kadın tasarımcıların markalarını ön planda tutan ve çevrimiçi satışın yükselişiyle kaybolan kişisel hizmeti yeniden sunmayı hedefleyen García, kariyerinde önemli bir dönüm noktası yaşamış. On dört yıl boyunca çalıştığı çokuluslu bir şirkette, iş ve aile hayatını uzlaştırmanın imkansız hale geldiğini anlatan García, "Anne olduğumda karar vermek zorunda kaldım," diyor. On iki saatlik mesailer ve sürekli seyahatler nedeniyle şirketinden ayrılarak kendi işini kurmaya karar vermiş. Bu adım, onun için hem bir hayali gerçekleştirme hem de ailesine daha fazla zaman ayırma fırsatı sunmuş. García, bu süreçte Barcelona Activa (Barselona Aktif) gibi kurumların sunduğu destek programlarının kendisi için çok değerli olduğunu özellikle vurguluyor. Bu tür kurumlar, kadın girişimcilerin iş kurma ve geliştirme süreçlerinde önemli bir rol oynuyor.
Kadın Girişimciliğin Arka Planı ve Küresel Bağlam
İspanya ve özelde Catalunya (Katalonya) bölgesinde kadın girişimciliğin önemi giderek artmakla birlikte, kadınlar hala erkek meslektaşlarına göre daha fazla zorlukla karşılaşıyor. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, AB genelinde kendi işini kuranların yaklaşık üçte biri kadınlardan oluşuyor. İspanya'da bu oranlar biraz daha iyi olsa da, kadınların genellikle daha küçük ölçekli işletmeler kurduğu ve yüksek büyüme potansiyeli olan sektörlerde temsil oranlarının düşük kaldığı gözlemleniyor. Kadın girişimcilerin finansmana erişimde, ağ oluşturmada ve toplumsal önyargılarla mücadelede ek engellerle karşılaştığı biliniyor. Özellikle genç kadınlar için, deneyimsizlik algısı ve cinsiyetçi stereotipler, iş ortakları, yatırımcılar veya hatta kendi çalışanları tarafından ciddiye alınmamalarına neden olabiliyor.
Barselona gibi yenilikçi ve girişimci bir şehirde bile, bu tür sorunlar varlığını sürdürüyor. Ajuntament de Barcelona (Barselona Belediyesi) ve Barcelona Activa gibi kurumlar, kadın girişimciliği desteklemek amacıyla özel programlar ve danışmanlık hizmetleri sunarak bu eşitsizliği gidermeye çalışıyor. Bu programlar, kadınlara iş planı geliştirme, finansal yönetim, pazarlama ve liderlik becerileri konusunda eğitimler veriyor. Türkiye'de de benzer durumlar yaşanmakta olup, kadın girişimcilerin sayısı artarken, özellikle finansmana erişim, mentorluk eksikliği ve toplumsal cinsiyet rolleri gibi konularda benzer zorluklarla karşılaşıyorlar. Türk hükümeti ve sivil toplum kuruluşları da kadın girişimciliği teşvik etmek için çeşitli hibe programları ve eğitimler düzenliyor; ancak küresel çapta bu alandaki mücadele devam ediyor.
Geleceğe Yönelik Etkiler ve Çözüm Önerileri
Barselona'daki bu genç kadın girişimcilerin hikayeleri, sadece kişisel başarı öyküleri değil, aynı zamanda daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir iş dünyası için verilen mücadelenin de bir parçasıdır. Onların karşılaştığı zorluklar, cinsiyet ve yaş temelli önyargıların hala ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne seriyor. Ancak bu kadınların gösterdiği direnç, özgüven ve kararlılık, diğer genç kadınlara ilham vererek kendi işlerini kurmaları ve hayallerinin peşinden gitmeleri için cesaretlendirici bir örnek teşkil ediyor.
Gelecekte daha fazla kadın girişimcinin başarılı olabilmesi için, mentorluk programlarının yaygınlaştırılması, kadınlara özel finansman kaynaklarının artırılması ve iş dünyasındaki cinsiyetçi algıların yıkılması büyük önem taşıyor. Ayrıca, iş ve aile yaşamını dengelemeyi kolaylaştıracak politikaların desteklenmesi, kadınların kariyerlerini kesintiye uğratmadan sürdürebilmeleri için kritik bir faktördür. Bu tür destekler, kadınların sadece iş kurmalarına değil, aynı zamanda işletmelerini sürdürülebilir bir şekilde büyütmelerine de yardımcı olacaktır. Toplumsal farkındalığın artırılması ve genç yaşlardan itibaren cinsiyet eşitliği bilincinin aşılanması, uzun vadede bu engellerin ortadan kalkmasına katkı sağlayacaktır.



