Gazze Şeridi'nde yaklaşık yedi aydır devam eden İsrail saldırıları, bölgenin sağlık sistemini tamamen çöküşün eşiğine getirdi. Hayatta kalma mücadelesi veren doktorlar, temel ekipmanlardan yoksun, yıkılmış bir altyapının ortasında imkansız koşullarda çalışıyor. Bölgedeki az sayıdaki kısmen faal hastaneden birinde travmatolog olarak görev yapan Doktor Abdelrahman, yaşadıkları dramı ve kronikleşen insani krizi tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Daha önce Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgede yer alan ve şu an hizmet dışı olan Endonezya Hastanesi'nde çalışan Doktor Abdelrahman, bombalamalar nedeniyle nüfusun büyük çoğunluğunun yerinden edildiği güneydeki Han Yunus'ta bulunan, en büyük ve hâlâ kısmen işlevsel olan Nasır Tıp Kompleksi'ne geçmek zorunda kalmış.
Doktor Abdelrahman'ın tanıklığı, Gazze'deki sağlık çalışanlarının her gün karşılaştığı dehşet verici tabloyu özetliyor. Yetersiz tıbbi malzeme, ilaç eksikliği, elektrik ve su kesintileri, hastanelerin kapasitesinin çok üzerinde hasta yüküyle başa çıkma çabaları, bölgedeki insani felaketin boyutlarını gözler önüne seriyor. Hastaneler, sadece yaralılara değil, aynı zamanda açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla mücadele eden binlerce yerinden edilmiş insana da sığınak olmaya çalışıyor. Bu durum, sağlık hizmetlerinin sunumunu neredeyse imkansız hale getirirken, tedaviye muhtaç hastaların kaderini belirsizliğe itiyor.
Gazze Sağlık Sisteminin Yıkımı ve Arka Planı
Gazze Şeridi'ndeki sağlık sistemi, mevcut çatışmadan çok önce de İsrail ablukası altında ciddi kısıtlamalarla mücadele ediyordu. 2007'den bu yana uygulanan abluka, tıbbi malzeme, ilaç ve ekipman girişini zorlaştırarak, sağlık altyapısının gelişimini engellemişti. Ancak 7 Ekim 2023'te başlayan ve Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından İsrail'in Gazze'ye başlattığı yoğun askeri operasyonlar, bu kırılgan sistemi tamamen yok etti. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, Gazze'deki hastanelerin büyük çoğunluğu ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar alarak hizmet dışı kaldı. Kalan az sayıdaki hastane ise aşırı kalabalık, yetersiz personel ve temel kaynaklardan yoksun bir şekilde faaliyet göstermeye çalışıyor.
Bu yıkım, sadece fiziksel altyapıyla sınırlı değil; sağlık çalışanları da hedef haline geldi. DSÖ raporlarına göre, çatışmalar başladığından bu yana yüzlerce sağlık çalışanı hayatını kaybetti veya yaralandı. Uluslararası insancıl hukuka göre hastaneler ve sağlık personeli korunması gereken varlıklar olmasına rağmen, Gazze'de bu ilke defalarca ihlal edildi. Özellikle Şifa Hastanesi gibi büyük sağlık kompleksleri, İsrail güçlerinin operasyonlarına sahne oldu, bu da sağlık hizmetlerinin tamamen durmasına ve binlerce hastanın kaderinin belirsizleşmesine yol açtı. Yerinden edilmiş nüfusun büyük bir kısmının sığındığı güneydeki Han Yunus'ta dahi, Nasır Tıp Kompleksi gibi hayati öneme sahip tesisler de yoğun saldırıların hedefi oldu.
Uluslararası Tepkiler ve Türkiye'nin Rolü
Gazze'deki insani kriz ve sağlık sisteminin çöküşü, uluslararası toplumda büyük endişe yaratmaktadır. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli insani yardım kuruluşları, bölgeye kesintisiz insani yardım erişimi sağlanması ve derhal ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır. Uzmanlar, sağlık hizmetlerinin yokluğunun, özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında salgın hastalıkların yayılmasına ve önlenebilir ölümlerin artmasına neden olacağı konusunda uyarıyor. Temiz su, sanitasyon ve gıda eksikliği, durumu daha da kötüleştirerek, Gazze'yi tam teşekküllü bir insani felaketin eşiğine getirmiştir.
Türkiye, Gazze'deki insani dram karşısında aktif bir rol üstlenmektedir. Türk Kızılayı ve AFAD gibi kuruluşlar aracılığıyla bölgeye tıbbi yardım, ilaç ve gıda sevkiyatları düzenlenmiş, ayrıca Mısır üzerinden Gazze'den tahliye edilen yaralı ve hasta Filistinlilerin Türkiye'de tedavi görmesi sağlanmıştır. Türkiye, uluslararası platformlarda da Gazze'deki saldırıların durdurulması, kalıcı bir ateşkes sağlanması ve iki devletli çözüm temelinde adil bir barışın tesis edilmesi için güçlü diplomatik çabalar sarf etmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze'deki insanlık dışı koşulları sık sık dile getirerek, uluslararası toplumu daha fazla sorumluluk almaya davet etmiştir. Bu çabalar, Gazze halkının acılarını hafifletmeye yönelik önemli adımlar olarak öne çıkmaktadır.
Sonuç olarak, Gazze'deki sağlık sistemi, sadece çatışmanın bir kurbanı olmakla kalmamış, aynı zamanda bölgedeki insani krizin en acı göstergelerinden biri haline gelmiştir. Doktor Abdelrahman gibi fedakar sağlık çalışanlarının imkansızlıklar içinde verdiği mücadele, uluslararası toplumun vicdanına bir çağrı niteliğindedir. Acil ateşkes, kesintisiz insani yardım erişimi ve sağlık altyapısının yeniden inşası için küresel çapta kararlı adımlar atılmazsa, Gazze'deki insani felaket daha da derinleşecek ve onarılamaz sonuçlar doğuracaktır. Bu durum, sadece Filistin halkı için değil, tüm insanlık için utanç verici bir tablo oluşturmaktadır.



