🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Brexit'in On Yılı: İngiltere'yi Sarsan Depremin Artçıları Devam Ediyor

20 Haziran 2026, Cumartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Brexit'in On Yılı: İngiltere'yi Sarsan Depremin Artçıları Devam Ediyor

23 Haziran 2016 tarihinde, Birleşik Krallık (BK) seçmenleri, kırk bir yıldır üyesi oldukları Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini sonlandırma kararı alarak dünya siyasetinde bir depreme yol açtı. Referandumda, seçmenlerin %51,9'u AB'den ayrılma (Leave) yönünde oy kullanırken, %48,1'i kalma (Remain) yönünde tercihini belirtti. Bu dar farkla alınan karar, Birleşik Krallık'ta siyasi ve toplumsal fay hatlarını harekete geçirdi ve etkileri on yıl sonra bile derinden hissedilmeye devam ediyor.

Oylamanın ertesi günü, 24 Haziran 2016'da, sonuçların açıklanmasıyla birlikte tüm dünya şaşkınlık yaşadı. Başbakan David Cameron, referandum sözünü vererek AB karşıtı muhalifleri yatıştırmayı hedeflemiş ancak sonuçların ardından istifa etmek zorunda kalmıştı. Brexit, sadece bir siyasi karardan öte, İngiliz toplumunda derin bir bölünme yaratmış, aileler ve arkadaşlıklar arasında bile görüş ayrılıklarına neden olmuştu. Londra'daki finans piyasaları ilk şoku atlatmaya çalışırken, sterlinin değeri hızla düşüşe geçmişti.

AB'den ayrılma süreci, Lizbon Antlaşması'nın 50. maddesinin işletilmesiyle başladı ve karmaşık, sancılı müzakerelerle dolu uzun bir döneme yayıldı. Theresa May'in başbakanlığı döneminde "Brexit Brexit'tir" sloganıyla yürütülen müzakereler, Parlamento'da defalarca reddedilen anlaşma taslaklarıyla çıkmaza girmişti. Ardından göreve gelen Boris Johnson, "Brexit'i bitirin" vaadiyle iktidara gelerek süreci hızlandırmış ve nihayetinde 31 Ocak 2020'de Birleşik Krallık AB'den resmen ayrılmıştı. Ancak bu, sadece bir başlangıçtı; gelecekteki ilişkileri belirleyecek ticaret anlaşması müzakereleri daha da zorlu geçti.

Brexit'in Tarihsel Arka Planı ve Vaatler

Birleşik Krallık'ın Avrupa ile ilişkisi her zaman karmaşık olmuştur. 1973'te Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) katılmasına rağmen, ülke hiçbir zaman Avrupa entegrasyonunun tam bir parçası olmamıştır. Euro para birimini ve Schengen bölgesini reddeden Birleşik Krallık, daima kendine özgü bir pozisyon benimsemiştir. Özellikle 1990'lardan itibaren yükselen Avro-şüphecilik, Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) gibi partilerin etkisiyle ana akım siyasete taşınmıştır. David Cameron'ın referandum vaadi, bu siyasi baskının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Ayrılık kampanyasının temel argümanları, "kontrolü geri almak", AB bütçesine yapılan katkıları ulusal hizmetlere harcamak ve göçü kontrol altına almaktı. Nigel Farage ve Boris Johnson gibi figürler, egemenlik, bürokrasiden kurtulma ve serbest ticaretin yeni ufukları gibi vaatlerle halkı ikna etmeye çalıştı. Buna karşılık, AB'de kalma kampanyası, ekonomik istikrar, barış ve küresel etki gibi faydaları vurguladı. Ancak ayrılıkçıların mesajları, özellikle İngiltere'nin kırsal ve sanayi bölgelerinde daha geniş yankı buldu ve sonuçta referandumun kaderini belirledi.

Ekonomik ve Sosyal Etkiler: On Yılın Bilançosu

Brexit'in ekonomik etkileri üzerine tartışmalar on yıldır devam ediyor. Sterlinin değer kaybı, enflasyonist baskılar ve AB ile ticaretin karmaşıklaşması, Birleşik Krallık ekonomisi üzerinde önemli bir yük oluşturdu. Özellikle gümrük kontrolleri ve bürokratik engeller, AB ülkeleriyle olan ticareti yavaşlattı ve bazı sektörlerde tedarik zinciri sorunlarına yol açtı. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine göre, Brexit sonrası dönemde Birleşik Krallık'ın GSYİH büyümesi yavaşlamış ve AB ile ticaret hacmi daralmıştır. Özellikle tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinde AB'den gelen işgücünün azalmasıyla ciddi eleman açıkları yaşanmıştır.

Sosyal ve politik etkiler de derin olmuştur. Kuzey İrlanda Protokolü, adadaki barış sürecinin temelini oluşturan Hayırlı Cuma Anlaşması'nı korumak amacıyla tasarlanmış olsa da, Birleşik Krallık ile AB arasındaki ticaret anlaşmazlıklarının ana kaynağı haline gelmiştir. Bu durum, Kuzey İrlanda'da siyasi istikrarsızlığa yol açarken, İskoçya'da bağımsızlık çağrılarını yeniden alevlendirmiştir. Brexit, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın küresel sahnedeki rolünü de yeniden şekillendirmiş, ülke yeni ticaret anlaşmaları arayışına girmiş ve uluslararası ilişkilerde farklı bir denge kurmaya çalışmıştır.

Brexit'in İspanya ve Türkiye gibi ülkelerle bağlantıları da önemlidir. İspanya'da yaşayan yüz binlerce İngiliz vatandaşı, Brexit sonrası oturum, sağlık ve emeklilik hakları konusunda belirsizlikler yaşadı. Benzer şekilde, Birleşik Krallık'ta yaşayan İspanyol vatandaşları da yeni kurallara adapte olmak zorunda kaldı. Cebelitarık'ın (Gibraltar) statüsü ise Birleşik Krallık ile İspanya arasındaki ilişkilerde hala çözüme kavuşturulmamış önemli bir konu olmaya devam etmektedir. Türkiye açısından ise Brexit, AB'nin geleceği ve genişleme politikaları üzerine farklı yorumlara yol açmıştır. Birleşik Krallık'ın ayrılığı, bazı kesimlerde "ulusal egemenliği geri alma" fikrinin cazibesini artırırken, AB'nin gelecekteki yapısı ve Türkiye'nin uzun süredir devam eden üyelik süreci üzerindeki etkileri hala tartışılmaktadır.

On yıl sonra, Brexit'in Birleşik Krallık için bir başarı mı yoksa bir hata mı olduğu konusunda hala net bir görüş birliği bulunmuyor. Ayrılık kampanyasının vaatlerinin ne ölçüde gerçekleştiği, ekonomiye ve topluma olan uzun vadeli etkileri, siyasi liderlerin ve uzmanların gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Birleşik Krallık, AB ile yeni bir denge kurmaya çalışırken, Brexit'in yarattığı "depremin artçıları" ülkenin siyasi ve toplumsal yapısını şekillendirmeye devam edecektir. Gelecek yıllar, bu büyük değişimin nihai sonuçlarını daha net ortaya koyacaktır.

Etiketler:
#brexit#ingiltere#avrupa-birligi#politika#referandum
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat