Önümüzdeki Salı günü, modern Avrupa tarihinin en dönüştürücü olaylarından biri olan Brexit referandumunun üzerinden tam on yıl geçmiş olacak. Birleşik Krallık'ın (İngiltere) Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma kararı, sadece İngiliz siyasetini ve ekonomisini değil, tüm Avrupa kıtasını derinden sarsan bir "deprem" etkisi yaratmıştı. Bu on yıl, ayrılık kararının hem Birleşik Krallık hem de AB üyesi ülkeler, dolayısıyla tüm dünya için ne denli kapsamlı ve kalıcı sonuçlar doğurduğunu gözler önüne serdi.
23 Haziran 2016'da yapılan referandumda, Birleşik Krallık seçmenlerinin %51,9'u AB'den ayrılma yönünde oy kullanırken, %48,1'i kalma taraftarı olmuştu. Bu sonuç, dönemin Başbakanı David Cameron'ın istifasına yol açmış ve ülke, Lizbon Antlaşması'nın 50. maddesini işleme koyarak resmi ayrılık sürecini başlatmıştı. Ayrılık süreci, karmaşık müzakereler, siyasi çalkantılar ve üç farklı başbakan (Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss) döneminde yaşanan krizlerle dolu zorlu bir yolculuk oldu. Sonunda 31 Ocak 2020'de Birleşik Krallık resmen AB'den ayrıldı, ancak geçiş süreci ve sonrasında imzalanan ticaret anlaşması, ilişkilerin karmaşıklığını ve belirsizliklerini tam olarak gideremedi.
Brexit'in Ekonomik ve Sosyal Yankıları
Brexit'in ekonomik etkileri, özellikle Birleşik Krallık için oldukça belirgin oldu. Ayrılık sonrası yapılan birçok analiz ve rapor, ülkenin gayri safi yurt içi hasılasında (GSYİH) beklenen büyümenin altında kalındığını gösteriyor. İngiltere Merkez Bankası'nın ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) tahminlerine göre, Brexit'in Birleşik Krallık ekonomisine maliyeti milyarlarca avroya ulaştı. Ticaret engelleri, gümrük kontrolleri ve işgücü hareketliliğindeki kısıtlamalar, özellikle tarım, balıkçılık ve hizmet sektörlerinde ciddi aksaklıklara neden oldu. İş dünyası, yeni bürokratik yükler ve tedarik zincirindeki aksamalar nedeniyle adaptasyon süreçlerinde zorluklar yaşadı. Örneğin, Avrupa'dan ucuz işgücü akışının kesilmesi, bazı sektörlerde eleman sıkıntısına yol açtı ve enflasyonist baskıları artırdı.
Sosyal alanda ise Brexit, Birleşik Krallık toplumunda derin bir bölünmeye yol açtı. Ayrılık yanlıları ve karşıtları arasındaki gerilim, siyasi söylemi kutuplaştırdı. Göçmenlik konusu, referandum kampanyasının temel argümanlarından biri olmasına rağmen, ayrılık sonrası göçmen sayısında beklenen düşüş yaşanmadı; aksine, AB dışından gelen göçmen sayısında artış görüldü. Kuzey İrlanda Protokolü ise, İrlanda adasında barışın korunması ve AB tek pazarına erişim arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, siyasi gerilimleri ve ticari pürüzleri beraberinde getirdi.
AB ve Uluslararası Bağlamda Brexit
Avrupa Birliği cephesinde ise Brexit, ilk şokun ardından birliğin kendi içinde daha güçlü bir konsolidasyon sürecine girmesine neden oldu. Birleşik Krallık gibi büyük bir ekonominin ve önemli bir askeri gücün ayrılmasına rağmen, AB'nin bütünlüğü korundu ve kalan 27 üye ülke arasında işbirliği ruhu pekişti. Brexit, AB'nin gelecekteki genişleme politikaları ve üyelik kriterleri üzerinde de düşündürücü bir etki yarattı. Bazı uzmanlar, Brexit'in diğer "exit" (çıkış) hareketlerini tetiklemediğini, aksine birliğin önemini ve avantajlarını daha net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor.
İspanya ve Türkiye gibi ülkeler için de Brexit'in farklı yansımaları oldu. İspanya, Birleşik Krallık'ta yaşayan çok sayıda İspanyol vatandaşı ve İspanya'da ikamet eden yüz binlerce İngiliz vatandaşı nedeniyle Brexit'ten doğrudan etkilenen ülkelerden biriydi. İspanyol tarım ürünlerinin İngiltere'ye ihracatında yaşanan aksamalar ve turizm sektöründeki belirsizlikler dikkat çekiciydi. Ayrıca, Cebelitarık (Gibraltar) statüsü konusu, Brexit sonrası İspanya ile Birleşik Krallık arasında sürekli bir müzakere başlığı olarak kaldı. Türkiye açısından bakıldığında ise, kendi AB üyelik sürecinde uzun yıllardır bekleyen bir ülke olarak, Brexit'in AB'nin geleceği ve genişleme politikaları üzerine etkileri yakından takip edildi. Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılması, Türkiye için yeni ticaret anlaşmaları ve stratejik ortaklıklar kurma fırsatları da yaratmış olsa da, AB ile ilişkilerin genel seyrini etkilemedi.
Brexit'in üzerinden geçen on yıl, bir ülkenin uluslararası bir birlikten ayrılmasının ne denli karmaşık ve çok boyutlu sonuçlar doğurabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Birleşik Krallık'ta yapılan anketler, halkın Brexit konusundaki görüşlerinin hala derinlemesine bölünmüş olduğunu ortaya koyuyor; bazıları ayrılık kararının ülkeye uzun vadede fayda sağlayacağına inanırken, önemli bir kesim ise yeniden AB ile yakınlaşma veya birliğe geri dönme çağrısı yapıyor. Gelecek on yıl, Brexit'in Birleşik Krallık ve Avrupa'nın kaderini nasıl şekillendireceğini daha net bir şekilde ortaya koyacak, ancak şimdiden bu kararın modern tarihin en önemli jeopolitik olaylarından biri olduğu aşikardır.



