Barselona'da siyasi sahne, 2027 yerel seçimlerine bir yıldan fazla bir süre kala hareketleniyor. Ajuntament de Barcelona (Barselona Belediyesi) tarafından yayınlanan son yarıyıllık Baròmetre (anket) sonuçları, kentin siyasi iklimine dair önemli ipuçları sunuyor. Eğer seçimler bugün yapılsa, mevcut Belediye Başkanı Jaume Collboni liderliğindeki PSC (Katalonya Sosyalist Partisi), ERC'nin (Katalonya Cumhuriyetçi Solu) çok az farkla önünde birinci parti olarak sandıktan çıkacaktı. Ancak anketin en çarpıcı sonucu, bir önceki yerel seçimlerin galibi olan Junts per Catalunya (Katalonya İçin Birlikte) partisinin meclisteki temsil edilen partiler arasında son sıraya gerilemesi oldu. Hatta aşırı sağcı Aliança Catalana (Katalan İttifakı) partisinin Junts'tan daha fazla destek bularak dördüncü sıraya yükseldiği görülüyor.
Bu anket, Barselona'nın karmaşık siyasi yapısını ve seçmen tercihlerindeki dinamik değişimleri bir kez daha gözler önüne seriyor. PSC'nin liderliğini koruması, Collboni'nin göreve gelmesinin ardından şehir yönetimindeki istikrar arayışının bir yansıması olarak yorumlanabilir. Ancak ERC'nin sosyalistlerin hemen arkasında yer alması, Katalan bağımsızlık yanlısı hareketin şehirdeki etkisini sürdürdüğünü ve önümüzdeki dönemde daha güçlü bir muhalefet veya potansiyel koalisyon ortağı olabileceğini gösteriyor. Bu sonuçlar, Katalonya siyasetinin genelindeki bağımsızlık yanlısı ve anayasalcı bloklar arasındaki çekişmenin Barselona ölçeğinde de devam ettiğini teyit ediyor.
Junts per Catalunya içinse bu anket sonuçları tam anlamıyla bir hezimet anlamına geliyor. 2023 yerel seçimlerinde Xavier Trias liderliğinde en çok oyu almalarına rağmen, PSC, BComú (Barselona Ortakları) ve PP (Halk Partisi) arasındaki koalisyon anlaşması nedeniyle belediye başkanlığını kaybetmişlerdi. Bu düşüş, partinin seçmen tabanında yaşanan hayal kırıklığının ve liderlik değişimlerinin etkisinin bir göstergesi olabilir. Anketin, Junts'un 2027 seçimleri için Jordi Martí'yi aday seçmesinden bir ay önce yapılmış olması, yeni adayın bu olumsuz havayı tersine çevirme potansiyelinin olup olmadığını merak konusu yapıyor.
Barselona'da Değişen Siyasi Dengeler ve Oy Oranları
Ajuntament de Barcelona'nın yayınladığı son Baròmetre anketine göre, Barselona'daki partilerin tahmini oy oranları şu şekilde sıralanıyor:
- PSC (Katalonya Sosyalist Partisi): %13
- ERC (Katalonya Cumhuriyetçi Solu): %11,1
- BComú (Barselona Ortakları): %4,7
- AC (Aliança Catalana - Katalan İttifakı): %3,3
- Vox: %2,7
- Junts per Catalunya (Katalonya İçin Birlikte): %2,6
- CUP (Halk Birliği Adaylığı): %2,3
Bu oranlar, şehirdeki siyasi yelpazenin ne denli parçalı olduğunu ve gelecek seçimlerde istikrarlı bir koalisyon kurmanın ne kadar zorlu olabileceğini gözler önüne seriyor. PSC'nin liderliği, son altı aya kıyasla ERC'nin farkı kapatmasıyla daha az belirginleşmiş durumda. Yarım yıl önce PSC'nin çok daha rahat bir farkla önde olduğu belirtilirken, şimdi ERC'nin sadece 1,9 puan geride olması, sosyalistler için bir uyarı niteliği taşıyor. BComú da oylarında belirgin bir düşüş yaşasa da üçüncü sıradaki yerini koruyor. PP ise destek oranını artırarak dikkat çekiyor. Aşırı sağcı Vox ve radikal sol CUP'un oy oranları ise benzer seviyelerde seyrediyor.
Arka Plan: 2023 Seçimleri ve Katalan Siyasetinin Karmaşıklığı
Barselona'daki mevcut siyasi tabloyu anlamak için 2023 yerel seçimlerine ve Katalonya'nın genel siyasi dinamiklerine bakmak gerekiyor. 2023 seçimlerinde Junts per Catalunya lideri Xavier Trias, en çok oyu alarak seçimi kazanmış, ancak belediye başkanlığını elde edememişti. Bu durum, İspanya ve Katalonya siyasetinde sıkça görülen bir koalisyon dinamiğinin sonucuydu. Trias'ın bağımsızlık yanlısı duruşu nedeniyle, PSC, BComú ve PP partileri bir araya gelerek Jaume Collboni'yi belediye başkanı seçmişlerdi. Bu stratejik hamle, bağımsızlık yanlısı bir belediye başkanının Barselona'yı yönetmesini engellemek amacıyla yapılmıştı.
Katalonya'da siyaset, bağımsızlık yanlısı (independentista) ve İspanya birliğini savunan (constitucionalista) bloklar arasında keskin bir çizgiyle ayrılmıştır. Junts ve ERC gibi partiler bağımsızlık yanlısı hareketi temsil ederken, PSC, PP ve Vox gibi partiler İspanya'nın birliğini savunur. BComú ise sol eğilimli bir parti olup, genellikle Katalan halkının kendi kaderini tayin hakkını destekler ancak tam bağımsızlık konusunda net bir tavır sergilemez. Bu ideolojik ayrım, Barselona gibi önemli bir şehirde koalisyonların kurulmasını veya dağılmasını doğrudan etkiler. Anketlerdeki bu değişimler, seçmenlerin hem yerel yönetim performansı hem de Katalonya'nın genel siyasi geleceği hakkındaki düşüncelerini yansıtıyor olabilir.
Junts'un yaşadığı düşüş, bağımsızlık yanlısı seçmenlerin bir kısmının hayal kırıklığına uğradığını veya alternatif arayışlara girdiğini gösterebilir. Özellikle Aliança Catalana gibi daha radikal bağımsızlık yanlısı ve aşırı sağcı bir partinin yükselişi, Katalan milliyetçiliği içindeki kutuplaşmanın derinleştiğine işaret ediyor. Bu durum, Katalonya'daki siyasi yelpazenin sağ kanadında yeni bir güç odağının oluştuğunu ve geleneksel bağımsızlık yanlısı partilerin seçmenlerini konsolide etmekte zorlandığını gösteriyor.
Sonuç ve Gelecek Etkileri
Barselona'daki son anket sonuçları, 2027 yerel seçimlerinin oldukça çekişmeli geçeceğine işaret ediyor. PSC'nin liderliği sürdürmesi, mevcut belediye başkanı Collboni için bir avantaj olsa da, ERC'nin yakın takibi ve Junts'un dramatik düşüşü, siyasi dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Junts'un bu denli gerilemesi, partinin geleceği ve Katalan bağımsızlık hareketinin Barselona'daki temsiliyeti açısından ciddi soruları beraberinde getiriyor. Bu durum, bağımsızlık yanlısı seçmenlerin oylarının daha küçük partilere dağılmasına veya sandığa gitmeme eğilimine yol açabilir.
Ayrıca, Aliança Catalana gibi aşırı sağcı bir partinin yükselişi, Barselona siyasetinde yeni bir dinamik yaratıyor. Bu durum, şehrin politik diskurunda daha radikal söylemlerin yer bulmasına neden olabilir ve koalisyon görüşmelerini daha da karmaşık hale getirebilir. Gelecek seçimlerde, hiçbir partinin tek başına çoğunluğu elde edemeyeceği ve yine çoklu koalisyonların kurulmasının kaçınılmaz olacağı öngörülüyor. Bu da Barselona'nın yönetiminde istikrarı sağlamanın zorlu bir süreç olmaya devam edeceğini gösteriyor. Türk siyasetinde de benzer şekilde parçalı meclis yapılarının ve koalisyon zorluklarının yaşandığı düşünüldüğünde, Barselona'daki bu gelişmeler, yerel yönetimlerdeki siyasi dinamiklerin ne denli evrensel sorunlar barındırdığını bir kez daha ortaya koyuyor.

