Barselona ve genel olarak Catalunya (Katalonya) bölgesinde, çocuk koruma sisteminin temel taşlarından biri olan koruyucu aile modelinde ciddi bir eksiklik yaşanıyor. Bu durum, savunmasız durumdaki birçok çocuğun ve gencin, bir aile ortamının sıcaklığı ve istikrarı yerine, kurumsal bakım merkezlerinde büyümesine neden oluyor. Drecera adlı çocuk koruma ve aile hizmetleri kuruluşu, bu kritik soruna dikkat çekmek ve koruyucu aile sayısını iki katına çıkarmak amacıyla "Sobren maletes, falten llars" (Bavullar çok, yuvalar az) başlıklı yeni bir kampanya başlattı. Kampanyanın temel mesajı, her çocuğun sevgi dolu bir ortamda yaşamayı hak ettiği ve bu hakkın sağlanması için toplumun daha fazla sorumluluk alması gerektiği yönünde.
Şu anda Katalonya'da 787 koruyucu aile bulunuyor ve Drecera'nın hedefi bu sayıyı ikiye katlamak. Drecera psikoloğu Clara Camacho, yerel bir televizyon programı olan bàsics'e verdiği röportajda, koruyucu ailelik konusundaki farkındalığın evlat edinmeye kıyasla daha düşük olduğunu vurguladı. Camacho, kurumsal merkezlerin de çocuklara bakım ve koruma sağladığını kabul etmekle birlikte, bir ailenin sunduğu istikrarlı ortamın ve ebeveyn referans figürlerinin bir çocuğun gelişim sürecindeki önemini özellikle belirtti. Özellikle 0-6 yaş arasındaki çocukların kurumsal merkezlerde kalmaması gerektiğinin altını çizen Camacho, bu yaş grubundaki çocukların aile ortamına olan ihtiyacının hayati olduğunu ifade etti.
Katalonya Özerk Hükümeti'nin (Generalitat de Catalunya) verilerine göre, şu anda devlet koruması altında 8.932 çocuk ve ergen bulunuyor. Bu çocukların yaklaşık %60'ı hala kurumsal bakım merkezlerinde yaşarken, sadece %40'ı koruyucu ailelerin yanında ikamet ediyor. Bu istatistikler, aile temelli bakımın ne kadar yetersiz kaldığını açıkça gözler önüne seriyor. En endişe verici verilerden biri ise, 2025 yılı sonu itibarıyla, koruyucu aile eksikliği nedeniyle 280'den fazla 6 yaş altı çocuğun hala kurumsal merkezlerde yaşamasıydı. Bu rakam, 2018'den bu yana iki katına çıkmış durumda. Ayrıca, Drecera, koruyucu ailelik onayı almış ancak uygun aile bulunamadığı için merkezlerden ayrılamayan yaklaşık 400 çocuk olduğunu belirtiyor.
Koruyucu Aileliğin Önemi ve Arka Plan
Koruyucu ailelik, biyolojik ailesi tarafından bakımı geçici veya kalıcı olarak sağlanamayan çocuklara, aile ortamında büyüyebilme fırsatı sunan kritik bir sosyal hizmet modelidir. İspanya'da ve özellikle Katalonya gibi özerk topluluklarda, çocuk koruma hizmetleri büyük ölçüde bölgesel hükümetlerin sorumluluğundadır. 1996 tarihli Çocukların Yasal Korunması Hakkında Organik Yasa (Ley Orgánica 1/1996 de Protección Jurídica del Menor) gibi yasal düzenlemeler, çocukların üstün yararını gözeterek, mümkün olduğunca aile ortamında büyümelerini teşvik eder. Bu yasal çerçeve, kurumsal bakımın son çare olması gerektiği ilkesini benimser.
Psikologlar ve çocuk gelişim uzmanları, özellikle erken çocukluk döneminde (0-6 yaş), birincil bir bakıcı figürüyle güvenli bir bağlanma kurmanın çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi için vazgeçilmez olduğunu belirtirler. Kurumsal ortamlarda büyüyen çocukların, aile ortamında büyüyenlere kıyasla daha yüksek oranlarda gelişimsel gecikmeler, bağlanma sorunları ve psikolojik travmalar yaşama riski taşıdığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu nedenle, Drecera'nın küçük yaştaki çocukların kurumsal merkezlerden çıkarılmasına yönelik çağrısı, bilimsel bulgularla da desteklenmektedir. Türkiye'de de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, benzer bir yaklaşımla koruyucu aile hizmetlerini yaygınlaştırmaya çalışmakta, çocukların aile ortamında büyümesinin önemini vurgulamaktadır.
Toplumsal Etki ve Geleceğe Yönelik Adımlar
Koruyucu aile sayısındaki bu eksiklik, yalnızca çocukların bireysel yaşamlarını değil, aynı zamanda toplumun genel refahını da olumsuz etkileyen derin sonuçlara sahiptir. Sevgi ve istikrar dolu bir ortamda büyüyemeyen çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde daha fazla zorlukla karşılaşabilir, bu da eğitim, istihdam ve sosyal uyum gibi alanlarda sorunlara yol açabilir. Bu durum, uzun vadede toplumsal maliyetleri artırabilir ve suç oranlarından ruh sağlığı sorunlarına kadar çeşitli sosyal problemlere zemin hazırlayabilir.
Drecera'nın "Sobren maletes, falten llars" kampanyası, bu sorunla mücadelede önemli bir adım teşkil etmektedir. Kampanya, sadece koruyucu aile sayısını artırmayı değil, aynı zamanda toplumda koruyucu ailelik kavramına yönelik farkındalığı ve anlayışı geliştirmeyi de hedeflemektedir. Potansiyel koruyucu ailelerin başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması, onlara yeterli eğitim ve destek sağlanması, finansal yardımların artırılması gibi adımlar, bu hedefe ulaşmada kilit rol oynayacaktır. Her çocuğun sevgi, güven ve istikrar dolu bir yuvayı hak ettiği gerçeğiyle yüzleşmek ve bu hakkı sağlamak, çağdaş bir toplumun en temel sorumluluklarından biridir. Unutulmamalıdır ki, bir çocuğa uzatılan yardım eli, sadece o çocuğun değil, tüm toplumun geleceğine yapılan değerli bir yatırımdır.
