Geçtiğimiz 25 Ekim 2022 Çarşamba günü, Barselona (Barcelona) sakinleri nadir görülen bir doğa olayına, kısmi güneş tutulmasına tanıklık etti. Ancak bu astronomik gösteri, şehrin doğal akciğeri sayılan Collserola Parkı'nda (Parc de Collserola) beklenmedik bir kaosa yol açtı. Binlerce kişi, tutulmayı daha iyi gözlemlemek amacıyla parkın yasaklı bölgelerine akın edince, özellikle Torre Baró mahallesi sakinleri için hayat felç oldu ve yetkililerin uyarıları ile parktaki kısıtlamalar tamamen göz ardı edildi.
Bu yoğun insan akını, sadece bir doğa olayına duyulan merakın ötesinde, Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) Güvenlikten Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Albert Batlle'nin "Collserola'ya gitmeyin" çağrısına rağmen gerçekleşti. Dahası, park, Afrika domuz vebası (pesta porcina africana) salgını nedeniyle yaklaşık beş aydır halka kapalıydı ve bu kısıtlamalar, hastalığın yayılmasını engellemek amacıyla hayati öneme sahipti. Ancak tutulmanın cazibesi, tüm bu önlemleri ve uyarıları gölgede bıraktı.
Torre Baró sakinleri, yaşanan bu durum karşısında büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yaşadı. Mahalle sakini Montse Cutando, "Dağdan binlerce insan iniyordu, şaşkına döndüm" diyerek o günkü durumu özetledi. Mahalleli, idari birimlerin ve emniyet güçlerinin, böylesi bir olaya karşı daha iyi bir öngörüye sahip olması ve kısıtlayıcı önlemlere rağmen vatandaşların bu noktalara yönelebileceğini hesaba katması gerektiğini savundu. Bu olay, şehirdeki kalabalık yönetimi ve halk sağlığı kısıtlamalarına uyum konularında önemli dersler çıkarılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Collserola'da Yaşanan İzolasyon ve Ulaşım Felci
Torre Baró bölgesinde Collserola'ya doğru hareket eden devasa insan kalabalığı nedeniyle, mahalleye erişim sağlayan Canelles ve Roquetes'ten gelen iki ana yol tamamen kullanılamaz hale geldi. Montse Cutando, "Yolların ortasında insan selaları vardı, hiçbir araba ve otobüs geçemiyordu. Torre Baró'da izole olmuştuk" sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. Özellikle mahallenin üst kısımlarına, kaleye kadar ulaşım sağlayan tek toplu taşıma aracı olan 182 numaralı otobüs hattının günün büyük bir bölümünde çalışmaması, sakinler için ciddi sorunlara neden oldu. Bu durum, acil durumlar veya günlük ihtiyaçlar için dışarı çıkmak isteyen mahalle sakinlerini zor durumda bıraktı.
Sakinler, Roquetes'in tüm yüksek yollarının yanlış park edilmiş motosikletlerle ve kaldırımlara taşan araçlarla dolu olduğunu belirterek, durumu "bir felaket" olarak nitelendirdi. Montse, polisin ancak akşam yedide iki devriye ile olay yerine geldiğini, ancak o saatte zaten her yerin insanlarla dolup taştığını ifade etti. "Kontrol etmek imkansızdı, sadece çift sıra park eden bazı araçlara veya birkaç motosiklete ceza kestiler" sözleriyle emniyet güçlerinin yetersiz müdahalesini eleştirdi. Bu durum, Barselona gibi büyük bir metropolde beklenmedik kalabalıkların yönetimi konusunda ciddi bir planlama eksikliğini ortaya koydu.
Afrika Domuz Vebası ve Collserola'nın Önemi
Collserola Parkı, Barselona ve çevresi için sadece bir yeşil alan değil, aynı zamanda Avrupa'nın en büyük metropol parklarından biri ve zengin biyoçeşitliliğiyle öne çıkan, şehrin doğal bir akciğeri konumundadır. Yaklaşık 8.000 hektarlık bir alanı kaplayan bu doğal park, Akdeniz iklimine özgü bitki örtüsü ve yaban hayatına ev sahipliği yapmaktadır. Şehir sakinleri için yürüyüş, bisiklet ve doğa sporları gibi aktiviteler için vazgeçilmez bir kaçış noktasıdır. Ancak parkın beş ay boyunca kapalı kalmasının temel nedeni olan Afrika domuz vebası (PPA), ciddi bir halk sağlığı ve ekonomik tehdit oluşturmaktadır.
PPA, evcil ve yaban domuzlarını etkileyen, yüksek bulaşıcılığa ve ölüm oranına sahip viral bir hastalıktır. İnsanlara bulaşmasa da, domuz popülasyonları üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir ve et endüstrisi için büyük ekonomik kayıplara yol açabilir. Avrupa'da ve özellikle İspanya'da bu hastalığın yayılmasını önlemek için katı önlemler alınmaktadır. Collserola'nın kapatılması da, hastalığın yaban domuzları aracılığıyla yayılmasını engellemek ve ekosistemi korumak amacıyla alınan zorunlu bir karardı. Bu bağlamda, güneş tutulması sırasında parktaki kısıtlamaların toplu olarak ihlal edilmesi, sadece bir kural ihlali olmaktan öte, potansiyel bir biyogüvenlik riskini de beraberinde getirmiştir.
Gelecek İçin Dersler ve Yönetim Zorlukları
Barselona'da yaşanan bu olay, özellikle büyük şehirlerde doğal afetler, astronomik olaylar veya salgınlar gibi özel durumlarda kalabalık yönetimi ve halkın kısıtlamalara uyumu konusunda önemli dersler sunmaktadır. Torre Baró sakinlerinin yaşadığı izolasyon ve mağduriyet, yetkililerin kriz anlarında daha proaktif ve kapsamlı iletişim stratejileri geliştirmesi gerektiğini göstermiştir. Gelecekte benzer olayların yaşanmaması için, halka açık alanlardaki kısıtlamaların nedenleri konusunda daha şeffaf ve etkili bilgilendirme yapılması, alternatif gözlem noktaları sunulması ve emniyet güçlerinin daha erken ve yeterli sayıda müdahale etmesi gerekmektedir.
Bu durum, aynı zamanda çevre koruma ile halkın doğal alanlara erişim hakkı arasındaki hassas dengeyi de gündeme getirmektedir. Salgın hastalıklar gibi durumlarda, ekosistemlerin ve halk sağlığının korunması adına alınan kısıtlamalara uyum, toplumsal sorumluluğun bir parçasıdır. Türkiye'de de milli parklar ve doğal sit alanları, özellikle yaz aylarında veya özel etkinliklerde yoğun ziyaretçi akınına uğrayabilmektedir. Bu tür olaylar, hem İspanya hem de Türkiye gibi ülkelerde doğal alanların sürdürülebilir yönetimi ve halkın çevre bilincinin artırılması gerektiğine dair önemli bir uyarı niteliğindedir. Barselona örneği, doğa olaylarının bile iyi yönetilmediğinde toplumsal yaşamda ciddi aksaklıklara yol açabileceğini acı bir şekilde ortaya koymuştur.



