Barselona merkezli Arrels Vakfı, kentte sokakta yaşayan evsizlerin karşılaştığı acı verici gerçekleri gözler önüne serdi. Vakfın yayımladığı rapora göre, 2025 yılında Barselona'da sokakta kalan bireylerin %83,3'ü çeşitli türde saldırı veya ayrımcılığa maruz kaldı. Bu çarpıcı veri, evsizliğin sadece barınma sorunu olmaktan öte, derin bir toplumsal şiddet ve ötekileştirme problemi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Arrels Vakfı'nın hazırladığı "Mağduriyet ve Aporofobi" (Victimización y Aporofobia) başlıklı rapor, 2025 yılında 670, 2023 yılında ise 685 evsiz vatandaşla yapılan anketlere dayanıyor. Raporda yer alan bilgilere göre, 2023'te bu tür durumları yaşadığını beyan edenlerin oranı %86,9 iken, 2025'te oran %83,3'e düşse de, bu düşüş sorunun ciddiyetini değiştirmekten çok uzak. Her 10 evsizden yaklaşık 8'inin şiddet veya ayrımcılıkla yüzleştiği gerçeği, kent yaşamında evsizlere yönelik önyargıların ve hoşgörüsüzlüğün ne denli yaygın olduğunu gösteriyor.
Evsizlerin maruz kaldığı saldırılar ve ayrımcılıklar genellikle sözlü taciz, hakaret, aşağılama gibi psikolojik şiddet biçimlerini içerse de, fiziksel saldırılar, eşyalarının çalınması veya zarar görmesi gibi daha somut vakalar da yaşanıyor. Bu tür eylemler, evsiz bireylerin zaten kırılgan olan durumlarını daha da kötüleştirerek, ruhsal sağlıklarını olumsuz etkiliyor ve topluma yeniden entegrasyon çabalarını baltalıyor. Saldırıların failleri genellikle genel halktan kişiler olsa da, bazen güvenlik görevlileri veya kamu hizmeti çalışanları tarafından da ayrımcılığa uğradıkları belirtiliyor.
Arrels Vakfı, Barselona'da evsizlerin temel haklarını savunmak ve onlara destek olmak amacıyla 1987'den bu yana faaliyet gösteren önemli bir sivil toplum kuruluşudur. Vakıf, evsizlere barınma, gıda, tıbbi bakım, sosyal danışmanlık ve iş bulma konularında kapsamlı hizmetler sunarak, onların sokaklardan kurtulup onurlu bir yaşama dönmeleri için çabalıyor. Bu rapor da, vakfın evsizlerin yaşadığı zorluklara dikkat çekme ve kamuoyunu bilinçlendirme misyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor.
Arka Plan ve Küresel Bağlam
İspanyol filozof Adela Cortina tarafından ortaya atılan "aporofobi" terimi, yoksullara veya yoksulluk durumundaki insanlara karşı duyulan nefret, tiksinti veya korkuyu ifade eder. Bu kavram, evsizlere yönelik ayrımcılığın temelinde yatan derin önyargıları anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Barselona gibi gelişmiş bir Avrupa şehrinde bile bu denli yüksek oranda aporofobi kaynaklı mağduriyetin yaşanması, sorunun sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve ahlaki boyutları olduğunu gözler önüne seriyor. İspanya genelinde evsiz sayısının on binlerle ifade edildiği, Barselona'da ise bin civarında kişinin sokakta yaşadığı tahmin ediliyor. Bu durumun başlıca nedenleri arasında ekonomik krizler, konut fiyatlarının yüksekliği, işsizlik, akıl sağlığı sorunları ve aile içi parçalanmalar yer alıyor.
Evsizlik, sadece İspanya'nın değil, tüm dünyanın ortak sorunlarından biridir. Türkiye'de de büyük şehirlerde evsizlik ve sokakta yaşayan bireylerin maruz kaldığı sosyal dışlanma, damgalanma ve ayrımcılık vakaları gözlemlenmektedir. Her ne kadar "aporofobi" terimi Türkiye'de yaygın olarak kullanılmasa da, yoksulluk nedeniyle dışlanma ve aşağılanma deneyimleri, evsiz bireylerin günlük yaşamının acı bir parçasıdır. Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler de evsizlere yönelik barınma, gıda ve sosyal destek hizmetleri sunarak bu soruna çözüm bulmaya çalışmaktadır. Ancak, Arrels Vakfı'nın raporu, bu tür hizmetlerin yanı sıra toplumsal farkındalığın ve empati kültürünün ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Toplumsal Etkileri ve Çözüm Önerileri
Evsiz bireylerin sürekli olarak saldırı ve ayrımcılığa maruz kalması, onların fiziksel ve zihinsel sağlıkları üzerinde yıkıcı etkiler yaratır. Bu durum, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete gibi psikolojik sorunlara yol açarken, aynı zamanda topluma güvenlerini yitirmelerine ve daha da içe kapanmalarına neden olur. Toplumsal dışlanma, evsizlerin iş bulma, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal hayata katılım gibi temel haklarından mahrum kalmalarını pekiştirir, böylece bir kısır döngü oluşur.
Arrels Vakfı ve benzeri kuruluşlar, bu tür sorunlarla mücadele etmek için çeşitli çözüm önerileri sunmaktadır. Bunların başında, evsizlere yönelik kamuoyu farkındalığını artıracak kampanyalar düzenlenmesi, "Önce Konut" (Housing First) gibi bütüncül barınma modellerinin yaygınlaştırılması ve sosyal hizmetlere erişimin kolaylaştırılması gelmektedir. Ayrıca, evsizlere yönelik ayrımcılığı ve şiddeti önleyecek yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi ve bu tür suçları işleyenlere karşı daha caydırıcı tedbirlerin alınması da büyük önem taşımaktadır. Toplumun her kesiminin, evsizliğin bireysel bir başarısızlık değil, kolektif bir toplumsal sorun olduğu bilinciyle hareket etmesi, bu dramatik tabloyu değiştirmek için atılacak ilk ve en önemli adımdır.

