Barselona (Barcelona)'daki önemli kültür sanat merkezlerinden Mercat de les Flors, 2026-2027 sezonu için iddialı bir programla sahne sanatları dünyasına damga vurmaya hazırlanıyor. Kurumun yeni direktörü María José Cifuentes'in "Dans ederek duvarlar yıkılır" sloganıyla duyurduğu bu sezon, modern dünyada yıkılması gereken engelleri ve dansın birleştirici gücünü merkeze alıyor. Cifuentes, dans ve hareketin, bizi ayıran sosyal sınırları aşarak bir buluşma ve demokrasi alanı yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor.
Cifuentes'e göre, "beden, insan ilişkilerini sürdürmek için bize kalan birkaç şeyden biri." Bu bağlamda dans dili, "düşünsel ve rasyonel" bir dünyada "duyarlı bilgi" ile yeterince bağlantı kuramayan günümüz insanı için temel bir araç niteliği taşıyor. Yeni sezon, kontrol eden, tüketen ve çöken duvarlar teması etrafında şekilleniyor; sanatçılar dansı "kutuplaşmaya karşı kolektif bir direniş pratiği" olarak sunuyorlar. Bu felsefi yaklaşım, aynı zamanda fiziksel bir boyuta da sahip.
Mercat de les Flors'un Yenilenme Süreci ve Mekan Dışı Programlar
Mercat de les Flors binasındaki kapsamlı yenileme çalışmaları, başlangıçta Şubat 2027 olarak planlanan geçici kapanışı Mayıs 2027'ye ertelemiş olsa da, kurumun salonlarını iki yıl boyunca kullanılamaz hale getirecek. Bu durum, 2026-2027 sezonu programının Mercat de les Flors'un duvarlarının dışına taşmasına yol açtı ve Barselona'nın dört bir yanındaki farklı kültürel mekanlarla işbirlikleri doğurdu. Teatre Lliure, TNC (Teatre Nacional de Catalunya), Gran Teatre del Liceu ve SAT! (Sant Andreu Teatre) gibi köklü kurumların yanı sıra, MNAC (Museu Nacional d'Art de Catalunya), El Born CCM, Palau Victòria Eugènia, Antic Teatre ve La Bonnemaison gibi farklı mekanlarla da işbirlikleri araştırılıyor. Bu süreç, dansın şehirle daha geniş bir etkileşim kurması için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Mekan dışı programların açılışını, ünlü koreograf Marco Morau ve topluluğu La Veronal, Trilogia de la vida adlı site-specific (mekana özel) eseriyle Saló del Tinell'de yapacak. Sezonun dikkat çeken diğer özel mekan projeleri arasında, Pablo Lilienfeld ve Federico Vladimir'in senkronize yüzme ve dansı birleştiren Dragón, descansa en el lecho marino adlı eseri Montjuïc (Montjuik) Belediye Havuzları'nda; Aina Alegre'nin popüler festivalleri merkeze alan Parades & Désóbeissances adlı çalışması ise Montjuïc Kalesi'nde sahnelenecek. Bu tür projeler, dans sanatının geleneksel sahne mekanlarının dışına çıkarak, şehrin tarihi ve kamusal alanlarını birer performans alanına dönüştürme potansiyelini gözler önüne seriyor.
Uluslararası Yıldızlar ve Yerel Yetenekler
Yaklaşık 2 milyon Euro bütçeli Mercat de les Flors sezonu, uluslararası sahnenin büyük isimlerini ağırlarken, yerel Katalan (Catalunya) yaratıcılığına da güçlü bir vurgu yapıyor. Kidd Pivot ve Crystal Pite, Assembly Hall ile topluluk hissini ele alacak; Norveçli topluluk Carte Blanche, How Romantic adlı dans maratonuyla izleyici karşısına çıkacak. Ünlü şarkıcı Rosalía ile yaptıkları işbirlikleriyle tanınan (La)Horde kolektifi ise Ballet National de Marseille ile birlikte Après moi le déluge adlı eserlerini sunacak. Sezonda ayrıca Marlene Monteiro Freita, Mamela Nyamza ve Sydney Dance Company gibi önemli isimler de yer alacak.
40'tan fazla yapımı içeren programın yarısından fazlasını kadın sanatçılar yönetiyor ve 23 Katalan projesiyle yerel yaratıcılığa büyük destek veriliyor. Núria Guiu, Candela Capitán, Guillem Jiménez ve Ester Guntín gibi isimlerin eserleri sahnelenecek. Ayrıca, CÈL·LULA adlı yaratım destek projesinin son edisyonunda, WAN (We are Novias) topluluğu "go-go dancer" figürünü araştıran bir çalışma sunacak. Bu çeşitlilik, Mercat de les Flors'un hem küresel dans trendlerini takip ettiğini hem de yerel yeteneklerin gelişimine yatırım yaptığını gösteriyor.
Dansın Toplumsal Rolü ve Geleceği
Mercat de les Flors'un bu yenilikçi sezonu, sadece Barselona'nın kültürel yaşamına değil, aynı zamanda dans sanatının toplumsal rolüne dair önemli bir tartışma başlatıyor. Direktör Cifuentes'in belirttiği gibi, "dans, kutuplaşmaya karşı kolektif bir direniş pratiği" olarak işlev görebilir. Günümüz dünyasında artan ayrışmalar ve gerilimler karşısında, dansın bedensel ifade ve ortak deneyim yoluyla insanları bir araya getirme potansiyeli, her zamankinden daha değerli hale geliyor.
Bina yenileme çalışmaları nedeniyle yaşanan bu "duvarların dışına taşma" durumu, aslında dansın kendi sınırlarını zorlaması için bir katalizör görevi görüyor. Şehrin farklı noktalarında, beklenmedik mekanlarda sahnelenecek performanslar, dansın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak ve sanat ile kamusal alan arasındaki etkileşimi güçlendirecek. Bu süreç, Mercat de les Flors'u sadece bir dans evi olmaktan çıkarıp, tüm Barselona'yı bir dans sahnesine dönüştüren, dinamik ve kapsayıcı bir kültürel merkez haline getirme vizyonunu destekliyor. Türkiye'deki benzer kültür sanat kurumları için de ilham verici olabilecek bu yaklaşım, sanatın toplumsal bağlamda nasıl daha etkin kullanılabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.


