Barselona, bu hafta sonu aşırı sağcı ve göçmen karşıtı bir hareket olan Save Europe Act'in kışkırtıcı eylemine sahne olacak. Ancak şehrin antifaşist kolektifleri, bu xenofobik söyleme karşı koymak için harekete geçti. Barselona Antifaşist Koordinasyon (Coordinadora Antifeixista de Barcelona) ve SomAntifeixistes adlı gruplar, Cumartesi günü Plaça Sant Jaume (Sant Jaume Meydanı) şehrin sembolik merkezinde, aşırı sağcıların planladığı gösteriden bir saat önce, saat 18:00'de bir karşı miting düzenleyeceklerini duyurdu. Bu çağrı, Barselona'nın ırkçılık karşıtı kimliğini vurgulayarak, yabancı düşmanlığına "dur" demeyi hedefliyor.
Antifaşist grupların yaptığı açıklamaya göre, Save Europe Act, Avrupa genelinde aşırı sağcı çevreler tarafından desteklenen ve "yeniden göç" (remigració) olarak adlandırılan bir politikayı savunuyor. Bu politika, düzensiz göçmenlerin sistematik olarak kendi ülkelerine geri gönderilmesini öngörüyor ve temelinde demografik değişim endişeleri yatıyor. Barselona'nın uzun süredir çeşitli kültürlere ev sahipliği yapan ve kapsayıcılığı savunan bir şehir olarak, bu tür ayrımcı ve dışlayıcı söylemlere karşı durması, tarihi ve sosyal dokusunun bir yansıması olarak görülüyor.
Aşırı Sağın Yükselişi ve İspanya Bağlantısı
Antifaşist kolektifler, Save Europe Act hareketinin İspanya'daki aşırı sağcı siyasi parti Vox ile doğrudan bağlantılı olduğunu iddia ediyor. Vox'un lideri Santiago Abascal'ın bu hareketle ilişkisi olduğu belirtilirken, aynı zamanda Hazte Oír ve CitizenGO gibi aşırı muhafazakar kuruluşların da bu girişime destek verdiği ifade ediliyor. Bu durum, İspanya'da ve Avrupa genelinde aşırı sağın yükselişinin ve farklı gruplar arasında ideolojik bağların güçlenmesinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Antifaşist gruplar, bu "gerici söylemin" ilerlemesine karşı Barselona'daki tüm antifaşist kolektifleri ve örgütleri birleşmeye ve organize bir şekilde yanıt vermeye davet etti.
İspanya, son yıllarda aşırı sağcı Vox partisinin siyasi arenada önemli bir yer edinmesiyle dikkat çekiyor. 2018'deki ilk büyük başarısından bu yana, Vox hem ulusal hem de bölgesel seçimlerde koltuk sayısını artırarak İspanyol siyasetini derinden etkiledi. Partinin göçmen karşıtı, milliyetçi ve muhafazakar söylemleri, özellikle kırsal kesimlerde ve ekonomik sıkıntılar yaşayan bölgelerde destek buldu. Save Europe Act gibi hareketlerin İspanya'yı ilk duraklarından biri olarak seçmesi, Vox'un yarattığı siyasi iklimin bu tür ideolojiler için verimli bir zemin oluşturduğuna işaret ediyor.
Siyasi Tepkiler ve Yasaklama Çağrıları
Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) ve Katalonya Özerk Hükümeti (Generalitat) yetkililerine, Save Europe Act'in Plaça Sant Jaume'daki gösterisini engellemeleri yönünde çağrılar yapıldı. Comuns partisinin sözcüsü ve belediye başkan adayı Gerardo Pisarello, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Barselona'nın "beyaz üstünlüğünün ve kökenleri nedeniyle toplu sınır dışı etmeleri savunanların megafonu haline gelemeyeceğini" vurguladı. Pisarello, Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni'ye seslenerek, "şehrin aşırı sağın mezarı olacağını" gösterme zamanının geldiğini belirtti. Bu çağrı, demokratik haklar ile nefret söylemi arasındaki ince çizgiyi ve yetkililerin bu tür durumlarda nasıl bir denge kurması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.
İspanya'da toplanma ve ifade özgürlüğü anayasal güvence altında olsa da, nefret söylemi ve şiddeti kışkırtan eylemler yasal sınırlamalara tabidir. Barselona gibi büyük bir şehirde, farklı siyasi görüşlerin çatışması sıkça yaşanır. Ancak aşırı sağcı grupların "yeniden göç" gibi politikaları savunması, özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu Katalonya (Catalunya) bölgesinde ciddi endişelere yol açıyor. İspanya'da 2023 itibarıyla yaklaşık 6 milyon yabancı uyruklu kişi yaşamaktadır ve bunların önemli bir kısmı Avrupa Birliği dışından gelmektedir. Düzensiz göçmen sayısı da on binlerle ifade edilmekte olup, bu durum aşırı sağın söylemlerine zemin hazırlamaktadır.
Etki Analizi ve Gelecek Perspektifi
Bu tür karşıt gösteriler, Barselona'nın siyasi ve sosyal dinamiklerini yansıtan önemli olaylardır. Bir yandan demokratik hakların korunması, diğer yandan ise nefret söyleminin yayılmasının engellenmesi arasında hassas bir denge kurulması gerekmektedir. Save Europe Act'in Barselona'da yapacağı eylem ve buna karşı antifaşistlerin tepkisi, sadece yerel bir olay olmanın ötesinde, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ popülizmine ve göçmen karşıtı politikalara karşı verilen mücadelenin bir parçasıdır. Bu olay, Barselona'nın ırkçılık karşıtı duruşunu pekiştirme ve toplumsal dayanışmayı güçlendirme potansiyeli taşırken, aynı zamanda siyasi kutuplaşmanın derinleşmesine de yol açabilir.
Türk okuyucular için bu gelişmeler, Avrupa'da ve özellikle Akdeniz kıyılarında yaşanan göçmen krizinin ve buna bağlı olarak ortaya çıkan siyasi tepkilerin anlaşılması açısından önem arz etmektedir. Türkiye de benzer göçmen akınları ve aşırı sağcı eğilimlerle mücadele eden bir ülke olarak, İspanya'daki bu olayları yakından takip edebilir. Barselona'da yaşanacak bu ideolojik çatışma, Avrupa'nın gelecekteki siyasi ve sosyal yönünü belirleyecek tartışmaların bir yansıması olarak öne çıkmaktadır. Şehrin, aşırı sağcı söylemlere karşı duruşu, demokratik değerlerin ve insan haklarının savunulması açısından kritik bir mesaj niteliğindedir.



