İspanya Yüksek Mahkemesi (Tribunal Supremo - TS), Barselona Metrosu'nda (Metro de Barcelona) çalışan ve emekli olan bir işçinin asbest maruziyeti nedeniyle kalıcı tam iş göremezlik hakkını onaylayan karara yapılan itirazı reddetti. Bu karar, İspanya'da emekli bir metro çalışanının asbeste bağlı hastalık nedeniyle kalıcı tam iş göremezliğinin ilk kez yasal olarak tanınması açısından büyük bir emsal teşkil ediyor. Karar, Katalonya Yüksek Adalet Divanı'nın (Tribunal Superior de Justícia de Catalunya - TSJC) geçtiğimiz yılın Mayıs ayında verdiği hükmün Yüksek Mahkeme tarafından onanmasıyla kesinleşti.
Dava konusu olan Rafael Rubio, Barselona'daki Vilapicina atölyelerinde 40 yılı aşkın süre mekanik tornacı olarak görev yapmıştı. Rubio'ya 2013 yılında asbestozis, plevral plaklar ve pulmoner amfizem teşhisi konuldu. İşçinin hukuki temsilciliğini üstlenen Col·lectiu Ronda tarafından yapılan açıklamaya göre, TSJC'nin kararı, Rubio'nun akciğer hastalığının işyerindeki "kronik asbest maruziyeti"nden kaynaklandığını açıkça belirtmişti. Mahkeme, bu bağlantıyı destekleyen çok sayıda kanıtın bulunduğunu vurguladı ve işçinin sağlık sorunlarının mesleki kökenini net bir şekilde ortaya koydu.
Yüksek Mahkeme'nin de desteklediği TSJC kararı, Barselona Metrosu'nda yıllarca asbest içeren malzemelerin kullanıldığını ortaya koydu. Özellikle trenlerin motorlarında ve fren balatalarında asbest bulunması, bu tehlikeli maddenin liflerinin ortama, bilhassa tünellere yayılmasına neden oluyordu. Bu durum, Rafael Rubio gibi uzun yıllar bu ortamlarda çalışan işçilerin sağlığı için ciddi riskler oluşturduğunu gözler önüne serdi. İşverenlerin, çalışanlarını asbest gibi bilinen tehlikelerden koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin ağır sonuçları bu davayla bir kez daha tescillenmiş oldu.
Yüksek Mahkeme'nin Barselona Metrosu'nun temyiz başvurusunu "inadmitido a trámite" (incelemeye değer bulmayarak reddetmesi), Katalonya Yüksek Adalet Divanı'nın kararının kesinleştiği anlamına geliyor. Bu, Rafael Rubio'nun kalıcı tam iş göremezlik (incapacidad permanente total) hakkının yasal olarak tanındığı ve artık geri dönülemez olduğu anlamına geliyor. İspanya hukukunda kalıcı tam iş göremezlik, bir çalışanın kendi mesleğini yapmasını engelleyen ancak başka bir işte çalışmasına izin verebilecek ciddi bir sağlık durumu için verilen bir statüdür. Bu kararın ardından, Rubio'nun maruz kaldığı zarar ve ziyan için açtığı tazminat davasının bu hafta içinde görülmesi bekleniyor. Bu tazminat davası, işçinin çektiği acıların ve yaşadığı sağlık sorunlarının maddi karşılığını talep etme hakkını temsil ediyor ve işverenin sorumluluğunu daha da derinleştirecek nitelikte.
Asbest Tehlikesi ve Küresel Mücadele
Asbest, lifli yapısıyla bilinen, ısıya ve kimyasallara dayanıklı, ucuz bir mineraldir. Geçmişte inşaat, gemi yapımı, otomotiv ve yalıtım gibi birçok sektörde yaygın olarak kullanılmıştır. Ancak, asbest liflerinin solunması; asbestozis, mezotelyoma (akciğer zarı kanseri), akciğer kanseri ve diğer ciddi solunum yolu hastalıklarına neden olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu hastalıkların belirtileri genellikle maruziyetten 20 ila 50 yıl sonra ortaya çıkar, bu da tanı ve hukuki süreçleri karmaşık hale getirir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl yüz binlerce insanın asbestle ilişkili hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini tahmin etmektedir.
İspanya, asbest kullanımını 2002 yılında tamamen yasaklamış olsa da, bu tehlikeli maddenin geçmişteki yaygın kullanımı nedeniyle hala ciddi bir miras sorunuyla karşı karşıyadır. Özellikle eski binalar, altyapılar ve kamu hizmetleri, asbest içeren malzemeler barındırmaya devam etmektedir. Barselona Metrosu örneği, bu eski altyapılarda çalışan işçilerin on yıllar sonra bile maruziyetin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldığını çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Ülke genelinde asbestle ilgili davalar ve tazminat talepleri, bu küresel sağlık sorununun İspanya'daki boyutunu gözler önüne sermektedir. İspanya'da asbestle mücadele eden sivil toplum kuruluşları ve sendikalar, bu tür kararların, mağdurların hak arayışında hayati bir rol oynadığını belirtmektedir.
Türkiye de asbest tehlikesinden nasibini almış ülkelerden biridir. Ülkemizde asbest kullanımı 2010 yılında yasaklanmış olsa da, özellikle kırsal bölgelerde "beyaz toprak" olarak bilinen doğal asbest yatakları ve geçmişteki yaygın kullanım, halk sağlığı için ciddi riskler oluşturmaya devam etmektedir. İnşaat sektöründeki eski binaların yıkımı ve yenilenmesi sırasında asbestin güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi, Türkiye'nin de öncelikli gündem maddelerinden biridir. Barselona'daki bu karar, Türkiye'deki benzer durumlar için de emsal teşkil edebilecek önemli bir hukuki gelişme olarak değerlendirilebilir; zira iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve işveren sorumluluğu prensipleri evrensel niteliktedir ve Türkiye'de de asbest mağdurlarının hak arayışları sürmektedir.
Emsal Teşkil Eden Kararın Etkileri
İspanya Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, yalnızca Rafael Rubio için değil, aynı zamanda Barselona Metrosu'nda veya İspanya'daki diğer endüstrilerde asbeste maruz kalmış binlerce eski çalışan için de büyük önem taşıyor. Emekli bir işçinin, maruziyetin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra bile asbeste bağlı hastalığı nedeniyle kalıcı tam iş göremezlik hakkının tanınması, benzer durumdaki diğer mağdurlar için umut ışığı olmuştur. Bu karar, işverenlerin geçmişteki ihmallerinin hukuki sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacaklarını ve iş sağlığı ve güvenliği standartlarına uymamanın ciddi maliyetleri olabileceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu tür davaların artması, şirketlerin ve kurumların geçmişteki asbest kullanımıyla ilgili kayıtlarını gözden geçirmeleri ve potansiyel riskleri belirlemeleri konusunda baskı oluşturacaktır.
Ayrıca, bu karar, kamu hizmeti veren kurumların, özellikle eski altyapıları yönetirken, çalışanlarının sağlığını koruma sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Asbestin sökümü ve bertarafı süreçlerinin ne kadar hassas ve maliyetli olduğunu göz önüne aldığımızda, bu tür hukuki emsaller, gelecekteki risk yönetim stratejileri ve kurumsal sorumluluk anlayışı üzerinde derin etkiler yaratacaktır. İşçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşları için de bu karar, asbest mağdurlarının hak arayışlarında önemli bir dayanak noktası sağlayacak ve benzer davaların açılmasına zemin hazırlayacaktır. Rafael Rubio'nun mücadelesi, iş sağlığı ve güvenliğinin sadece bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda temel bir insan hakkı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır ve bu karar, bu hakkın korunması adına atılmış önemli bir adımdır.



