Barselona'nın Sant Martí (San Martin) bölgesindeki Camp de l’Arpa (Kamp de l'Arpa) mahallesinde yer alan Plaça de Sant Josep de Calassanç (San Josep de Kalasanç Meydanı), uzun süredir halk arasında bilinen adıyla, Plaça de les Tortugues (Kaplumbağalar Meydanı) olarak resmen adlandırılacak. Bu karar, Mart ayında Sant Martí bölge meclisinde Esquerra Republicana (Katalonya Cumhuriyetçi Solu), Junts (Katalonya İçin Birlikte), Barcelona en Comú (Ortak Barselona) ve PSC (Katalonya Sosyalist Partisi) gibi siyasi partilerin olumlu oylarıyla onaylandı. Bu geniş siyasi mutabakat, kararın yerel halk nezdindeki güçlü karşılığını ve toplumsal desteğini açıkça ortaya koyuyor.
Meydanın isminin değiştirilmesi önerisi, Clot – Camp de l’Arpa Komşuluk Derneği ve aynı mahallenin Tarih Atölyesi tarafından güçlü bir şekilde desteklendi. Tarih Atölyesi'nden Rosa Martell, "Bu durumda halkın hafızası ağır basıyor; kimse burayı Sant Josep de Calassanç Meydanı olarak bilmiyor" sözleriyle, yerel halkın kolektif belleğinin ve günlük yaşam pratiklerinin resmi isimler üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Bu durum, şehirlerin kimliğinin sadece idari kararlarla değil, aynı zamanda sakinlerinin aidiyet duygusu ve ortak deneyimleriyle şekillendiğini gösteren önemli bir örnek teşkil ediyor.
Barselona gibi tarihi ve kültürel zenginliklere sahip şehirlerde, sokak ve meydan isimleri genellikle önemli şahsiyetleri, tarihi olayları veya coğrafi özellikleri yansıtır. Ancak zamanla, bazı yerler halk arasında farklı, daha samimi ve genellikle o mekanın kendine özgü bir özelliğine atıfta bulunan isimlerle anılmaya başlar. Plaça de les Tortugues örneği, resmi adlandırmaların katı kurallarına rağmen, halkın yarattığı isimlerin ne kadar kalıcı ve güçlü olabileceğini kanıtlıyor. Bu tür kararlar, yerel yönetimin vatandaşların taleplerine ve kültürel miraslarına ne kadar değer verdiğinin bir göstergesi olarak da okunabilir.
Meydanın Adını Veren Çocuk Oyunları ve Nostalji
Meydanın "Kaplumbağalar Meydanı" olarak anılmasının kökeni, 1950'li yılların sonlarında buraya yerleştirilen kaplumbağa şeklindeki çocuk oyunlarına dayanıyor. Bu oyunlar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde popüler hale gelen bir fikrin Barselona'ya uyarlanmış haliydi. Rosa Martell'in aktardığına göre, bu oyun alanında "büyük, içine çocukların girebileceği delikleri olan bir kaplumbağa ve üzerine tırmanabilecekleri daha küçük birkaç çimento kaplumbağa" bulunuyordu. Bu basit ama yaratıcı oyun elemanları, o dönemin çocukları için adeta bir cennet niteliğindeydi.
Meydanın hemen karşısında yaşamış olan Anna Elias Campos, o günleri büyük bir nostaljiyle anarak, "Burası bizim kalemizdi, salıncağımızdı, kaydırağımızdı, her şeyimizdi... Şimdiki gibi bu kadar çok ekipman yoktu" ifadelerini kullandı. Bu sözler, kaplumbağa figürlerinin sadece birer oyun aracı olmanın ötesinde, bir neslin çocukluk anılarının, hayal güçlerinin ve sosyal etkileşimlerinin merkezi haline geldiğini gösteriyor. O yıllarda, günümüzdeki gibi modern ve çeşitli oyun parkurlarının bulunmadığı düşünüldüğünde, bu çimento kaplumbağalar, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminde önemli bir rol oynamış olmalı.
Ancak 1980'li yıllarda, çocuk oyun alanlarına yönelik yeni güvenlik standartları ve yönetmelikler yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeler kapsamında, çimento kaplumbağaların çocuklar için tehlikeli olduğu değerlendirilerek meydandan kaldırılmasına karar verildi. Fiziksel olarak ortadan kalksalar da, kaplumbağa figürleri Clot ve Camp de l’Arpa mahallelerinin sakinlerinin kolektif hafızasında silinmez bir iz bırakmıştı. Bu anıyı yaşatmak amacıyla, heykeltıraş Joan Bennàssar tarafından kaplumbağa kabuğunu andıran bir heykel yapılarak meydana yerleştirildi. Bu heykel, geçmişle günümüz arasında bir köprü kurarak, meydanın ruhunu ve tarihini sembolik olarak koruma altına aldı.
Hafızanın Önemi ve Kent Kimliğine Etkisi
Bu isim değişikliği kararı, sadece bir tabelanın yerini almaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Kent kimliğinin ve halkın ortak hafızasının ne kadar değerli olduğunu vurgulayan bu adım, Barselona'nın katılımcı demokrasi anlayışının da bir yansıması. İspanya genelinde, özellikle Franco dönemiyle bağlantılı isimlerin değiştirilmesi gibi "Tarihi Bellek Yasası" (Ley de Memoria Democrática) kapsamında birçok cadde ve meydan ismi yeniden düzenlenirken, bu özel durum, siyasi ideolojilerden bağımsız olarak, yerel halkın kendi tarihini ve anılarını sahiplenme arzusunu gösteriyor. Türkiye'de de benzer şekilde, şehir isimleri veya sokak isimleri zaman zaman tartışma konusu olabilmekte, eski isimlerin korunması veya yeni isimlerin verilmesi konusunda yerel halkın ve tarihçilerin görüşleri önem arz etmektedir. Örneğin, İstanbul'daki "Çiçek Pasajı" gibi halk arasında yaygınlaşmış isimler, resmi adları ne olursa olsun, kentin belleğinde yaşamaya devam eder.
Clot Camp de l’Arpa Tarih Atölyesi'nin talepleri sadece isim değişikliğiyle sınırlı değil. Atölye, meydanın geçmişini daha da somutlaştırmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla, eski kaplumbağa figürlerinden bazılarının bulunarak tekrar meydana yerleştirilmesini talep ediyor. Bu girişim, sadece nostaljik bir arzu olmaktan öte, kentsel mekanların sadece işlevsel yapılar olmadığını, aynı zamanda yaşayan birer hafıza deposu olduğunu gösteriyor. Eski kaplumbağaların geri getirilmesi, meydanın kimliğini güçlendirecek, çocuklara geçmişle bağlantı kurma fırsatı sunacak ve sembolik olarak bir neslin oyun alanını yeniden canlandıracaktır. Bu tür projeler, şehir planlamasında sadece estetik ve işlevselliği değil, aynı zamanda toplumsal belleği ve aidiyet duygusunu da göz önünde bulundurmanın önemini vurgular.
Sonuç olarak, Plaça de Sant Josep de Calassanç'ın resmen Plaça de les Tortugues adını alması, Barselona'nın Camp de l’Arpa mahallesinde halkın kolektif hafızasının ve yerel kimliğin zaferidir. Bu karar, bir şehrin ruhunun sadece anıtlarla değil, aynı zamanda çocukların oyunlarıyla, komşuların sohbetleriyle ve nesiller boyu aktarılan hikayelerle de inşa edildiğini hatırlatıyor. Gelecekte, bu tür kararların, kent sakinlerinin şehirleriyle kurdukları duygusal bağları daha da güçlendirmesi ve kentsel mekanların sadece birer geçiş alanı değil, aynı zamanda yaşayan birer toplumsal bellek mekanı olarak algılanmasına katkı sağlaması bekleniyor.



