Barselona'da cinsel şiddet mağdurlarına psikolojik, hukuki ve sosyal destek sağlayan köklü bir sivil toplum kuruluşu olan AADAS (Associació d'Assistència a Dones Agredides Sexualment), kamu sübvansiyonlarının ödenmesindeki gecikmeler nedeniyle ciddi bir likidite kriziyle karşı karşıya. Üçüncü sektördeki pek çok kuruluş gibi, AADAS da bu durumun yapısal bir sorun haline geldiğini ve günlük olarak sundukları hayati hizmetleri riske attığını belirtiyor. Bu bürokratik engeller, şeffaflık amacıyla uygulanan ancak derneklerin işleyişini felç eden süreçler nedeniyle, Barselona ve Catalunya (Katalonya) genelinde sosyal hizmetlerin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Tam 35 yıldır faaliyet gösteren AADAS, cinsel şiddet mağdurlarına feminist, topluluk odaklı ve kesişimsel bir bakış açısıyla ücretsiz destek sunuyor. Her yıl yaklaşık 350 kişiye ulaşan dernek, özellikle uzun ve travmatik yargı süreçleriyle yüzleşmek zorunda kalan mağdurlara yıllarca süren kapsamlı bir refakat sağlıyor. Bu hizmetler, mağdurların iyileşme süreçlerinde kritik bir rol oynarken, aynı zamanda adalet arayışlarında yalnız kalmamalarını temin ediyor. Ancak, bu kadar önemli bir misyon üstlenen bir kuruluşun, temel finansman sorunlarıyla boğuşması, İspanya'daki sivil toplum kuruluşlarının karşılaştığı zorlukların çarpıcı bir örneğini teşkil ediyor.
Bürokratik Çıkmaz ve Likidite Krizi
AADAS yetkilileri, idareler tarafından onaylanan fonların kendilerine ulaşmasının çok uzun sürdüğünü ve bu durumun derneği maaşları, kirayı ve faturaları ödemek için kredi çekmek zorunda bıraktığını ifade ediyor. Geçtiğimiz yıl, likidite eksikliği nedeniyle çalışanların Ağustos ayı maaşlarını alamadıkları belirtildi. Yaz öncesinde yaklaşık 160.000 Euro tutarında onaylanmış alacakları bulunan dernek, Temmuz sonunda bu miktarın büyük bir kısmını alarak Coop57 gibi etik finansman sağlayan bir kuruluştan aldığı krediyi geri ödeyebildi. Ancak bu durum, mevcut sübvansiyon sisteminin dernekleri sürekli olarak kaynakları olmadan çalışmaya ve paralar gelene kadar masrafları kendi imkanlarıyla karşılamaya zorladığı gerçeğini değiştirmiyor.
Mevcut sübvansiyon sistemi, süreçlere şeffaflık kazandırma hedefiyle tasarlanmış olsa da, dernekleri bitmek bilmeyen bir idari döngüye sokuyor. Belgelerin sunulması, kararların beklenmesi, taleplere yanıt verilmesi, denetimler ve gerekçelendirmeler gibi adımlar, derneklerin asıl işi olan doğrudan bakım ve refakat hizmetlerine ayıracakları zamanı tüketiyor. AADAS, bu durumun "çok külfetli" olduğunu ve profesyonellerin ruh sağlığını dahi olumsuz etkileyerek hizmetin sürekliliğini tehlikeye attığını vurguluyor. Hatta, bu tür bürokratik zorluklar nedeniyle Barselona'da bazı derneklerin (örneğin 23 yıllık bir geçmişe sahip olan 9 Barris Acull) kapandığına dikkat çekiliyor.
Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi ve Türkiye Bağlantısı
İspanya'da ve özellikle Catalunya (Katalonya) özerk bölgesinde, üçüncü sektör kuruluşları kamu hizmetlerinin tamamlayıcısı ve çoğu zaman vazgeçilmez bir parçasıdır. Cinsel şiddet mağdurlarına yönelik uzmanlaşmış destek, hem Katalan hem de ulusal mevzuatta bir hak olarak tanınmasına rağmen, bu hakkı sahada uygulayan derneklerin hayatta kalma garantisi bulunmuyor. AADAS gibi kuruluşlar, hastaneler, CUAP (Acil Bakım Merkezleri), sosyal hizmetler ve Mossos d'Esquadra (Katalan Polisi) gibi kamu ağı tarafından sürekli olarak mağdurlara yönlendiriliyor. Bu dernekler, devlet kurumlarına karşı çekingen veya korkulu olabilen kişiler için erişilebilir ve güvenilir bir kaynak görevi görüyor.
Bu durum, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının karşılaştığı sorunlarla benzerlikler taşıyor. Türkiye'de de kamu fonlarına erişim, bürokratik süreçlerin karmaşıklığı ve ödemelerdeki gecikmeler, özellikle kadın hakları, çocuk koruma ve dezavantajlı gruplara yönelik çalışan dernekler için önemli bir engel teşkil edebiliyor. Devletin sunamadığı veya eksik kaldığı hizmetleri sağlayan bu kuruluşlar, benzer şekilde finansal sürdürülebilirlik sorunlarıyla boğuşarak varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Her iki ülkede de, sivil toplum kuruluşlarının güçlendirilmesi, sosyal adaletin ve hizmet kalitesinin artırılması için hayati önem taşıyor.
Yönetime Çağrı ve Geleceğe Yönelik Talepler
AADAS, bu sorunların çözümü için gerçek bir siyasi taahhüt talep ediyor. Sübvansiyon ödemelerinde net süreler belirlenmesi, idari süreçlerin basitleştirilmesi ve derneklerle idareler arasında daha etkili bir iletişim kurulması gerektiği belirtiliyor. Bu tür kuruluşların kapanması, sadece hizmet verdikleri bireyler için değil, tüm toplum için büyük bir kayıp anlamına geliyor. Cinsel şiddet mağdurlarına yönelik desteğin kesilmesi, mağdurların iyileşme süreçlerini sekteye uğratacak, adalet arayışlarını zorlaştıracak ve toplumsal refahı olumsuz etkileyecektir. İdarelerin, şeffaflık adına yaratılan bürokratik engelleri aşarak, sivil toplum kuruluşlarının hayati çalışmalarını kolaylaştırması ve finansal sürdürülebilirliklerini sağlaması, toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak öne çıkıyor. Aksi takdirde, bu değerli hizmetler sunan derneklerin birer birer kapanması riski devam edecektir.


