Barselona'nın hareketli Antiga Esquerra de l'Eixample bölgesinde yer alan, bir zamanlar şehrin sosyal ve ekonomik yaşamında önemli bir rol oynayan Uniò Cooperatista Barcelonesa (Barselona Kooperatif Birliği) binası, tam beş yıldır kapalı ve atıl durumda bekliyor. Bu tarihi yapı, son olarak 2021 yılında, COVID-19 aşılaması için geçici bir merkez olarak kullanılmıştı. Ancak bu kısa süreli canlanmanın ardından, binanın geleceği belirsizliğini koruyor ve yerel halk ile şehir yönetimi arasında önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Binanın sahibi olan Barselona Piskoposluğu (Bisbat), yapıyı satma niyetindeydi ve Hospital Clínic (Klinik Hastanesi) bu mülkü satın almak için ciddi bir ilgi göstermişti. Hastane, mevcut binayı yıkarak yerine altı katlı ve iki bodrum katlı modern bir araştırma tesisi inşa etmeyi planlıyordu. Ancak bu yıkım planı, mahalle sakinlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının büyük tepkisine yol açtı. “Plataforma Salvem la Uniò Cooperatista Barcelonesa” (Barselona Kooperatif Birliği'ni Kurtar Platformu) öncülüğünde örgütlenen mahalleli, tarihi yapının korunması için yoğun bir mücadele başlattı.
Mahalleli örgütlenmesinin başarısı, 2023 yılında binanın "C seviyesi" olarak kataloglanmasıyla (koruma altına alınmasıyla) somutlaştı. Bu kataloglama, yapının tiyatro salonu, cephesi, tiyatroya inen merdivenleri ve zemin katındaki boşluklar gibi belirli bölümlerinin korunmasını zorunlu kılıyor. Platformun temsilcisi Xavier Becerril'in belirttiği gibi, bu koruma kararı, yıkım ve inşaat izinlerini fiilen bloke etti. Tarihi ve mimari değer taşıyan bu unsurların korunması zorunluluğu, Hospital Clínic'i satın alma planından vazgeçmeye ikna etti ve böylece bina, yıkımdan kurtulmuş oldu. Ancak bu gelişme, yapının atıl durumuna bir çözüm getirmemiş, aksine gelecekteki kullanımına dair yeni bir belirsizlik yaratmıştır. Şu anda, binanın bir ek binası Càritas (Katolik Yardım Kuruluşu) tarafından savunmasız ailelere gıda dağıtımı için kullanılmaya devam etmektedir.
Barselona'nın Kentsel Miras ve Toplumsal Alan Tartışmaları
Uniò Cooperatista Barcelonesa binasının durumu, Barselona gibi tarihi dokusu zengin ve hızla gelişen büyük şehirlerde kentsel mirasın korunması ile modernizasyon ve gelişim ihtiyaçları arasındaki gerilimi açıkça ortaya koymaktadır. Barselona, son yıllarda artan turist akını ve gayrimenkul fiyatlarındaki yükselişle birlikte, tarihi yapıların akıbeti ve kamusal alanların kullanımı konusunda sık sık tartışmalara sahne olmaktadır. Bu tür binalar, sadece mimari değerleriyle değil, aynı zamanda taşıdıkları sosyal ve kültürel hafızayla da şehir kimliğinin önemli bir parçasıdır. Mahalle dernekleri (asociaciones vecinales), İspanya'da kentsel planlama süreçlerinde oldukça aktif ve etkili bir rol oynamaktadır. Bu dernekler, genellikle yerel halkın çıkarlarını savunarak, kent konseyleri ve büyük yatırımcılar karşısında önemli bir denge unsuru oluştururlar. Türkiye'de de benzer şekilde, tarihi dokunun korunması, kentsel dönüşüm projeleri ve kamusal alanların ticarileşmesi gibi konularda sivil toplum kuruluşları ve mahalle inisiyatifleri önemli mücadeleler vermektedir. Özellikle İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde, tarihi binaların yıkılıp yerine modern yapıların inşa edilmesi veya kamusal alanların özel mülkiyete geçmesi gibi durumlar, sıkça gündeme gelmekte ve toplumsal tepkilere yol açmaktadır. Bu durum, Barselona örneğinde olduğu gibi, yerel halkın kendi yaşam alanlarına sahip çıkma ve kentin geleceğine dair söz sahibi olma arayışının evrensel bir karşılığı olduğunu göstermektedir.
Kooperatifçilik Hareketi ve Sosyal Mirasın Önemi
Uniò Cooperatista Barcelonesa, sadece bir bina olmanın ötesinde, Barselona'nın zengin kooperatifçilik ve işçi hareketi tarihinin somut bir anıtıdır. 20. yüzyılın başlarında, özellikle de İspanya İç Savaşı öncesinde ve sonrasında, kooperatifler Katalonya'da ve Barselona'da büyük bir sosyal ve ekonomik güç haline gelmişti. Bu kooperatifler, işçilerin ve yoksul ailelerin gıda, barınma, eğitim ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak için bir araya geldiği, dayanışma temelli oluşumlardı. Tiyatro salonları, kütüphaneler ve toplantı odaları gibi mekanlar sunarak, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve siyasi birer merkez görevi görüyorlardı. Bu bağlamda, Uniò Cooperatista binası da, şehrin kolektif hafızasında önemli bir yer tutmaktadır. Mahalle sakinlerinin bu binayı bir "kültür ve topluluk alanı" olarak yeniden canlandırma arzusu, sadece bir boşluğun doldurulması değil, aynı zamanda bu zengin sosyal mirasın gelecek nesillere aktarılması ve günümüzün toplumsal ihtiyaçlarına adapte edilmesi anlamını taşımaktadır. Bu tür kooperatif yapıları, günümüzde de sosyal girişimcilik ve dayanışma ekonomisi modelleriyle yeniden ilgi görmekte, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal kapsayıcılık için önemli potansiyeller sunmaktadır.
Geleceğe Yönelik Çözüm Arayışları ve Toplumsal Katılım
Antiga Esquerra de l'Eixample'deki yerel kuruluşlar, 3.000 metrekareden fazla alana sahip bu binanın mahalle için bir "donanım" (equipament), yani bir kamu hizmeti veya topluluk tesisi olarak kullanılmasını arzu ediyor. Xavier Becerril, "Bu, dernekler için çok az donanıma sahip bir mahalle, birçok derneğin gelişebileceği kendi alanı yok" diyerek, binanın "topluluk kültürü" için bir alan olma potansiyelini vurguluyor. Platform, Barselona Belediyesi'ne (Ajuntament de Barcelona) binayı satın alma olasılığını sunmuş olsa da, belediye özellikle Piskoposluk tarafından istenen 10 milyon Euro'yu aşan fiyat ve binanın rehabilitasyon maliyetleri nedeniyle bu teklife sıcak bakmamıştır. Bu durum, yerel yönetimlerin bütçe kısıtlamaları ve öncelikleri ile sivil toplumun ihtiyaçları arasındaki ayrımı bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Ancak mahalle dernekleri "havlu atmış" değil. Şu anda Barselona Piskoposluğu'na sunulmak üzere, binayı kültürel ve toplumsal bir merkez olarak yeniden işlevlendirmeyi hedefleyen detaylı bir proje hazırlıyorlar. Bu proje, tarihi yapıyı korurken, aynı zamanda mahalle sakinlerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir bir model sunmayı amaçlıyor. Uniò Cooperatista Barcelonesa'nın geleceği, Barselona'nın kentsel gelişme vizyonu, miras koruma politikaları ve toplumsal katılımın gücü açısından önemli bir emsal teşkil edecektir. Bu durum, Türkiye'de de benzer atıl durumdaki tarihi binaların, yerel halkın katılımıyla nasıl yeniden canlandırılabileceği ve şehirlere değer katabileceği konusunda ilham verici bir örnek olabilir. Nihayetinde, bir şehrin gerçek zenginliği, sadece yeni ve modern yapılarla değil, aynı zamanda geçmişinden gelen değerleri koruyarak ve onları güncel ihtiyaçlara adapte ederek geleceğe taşımasıyla ölçülür.


