Barselona, Avrupa'nın en dinamik ve yenilikçi şehirlerinden biri olarak biliniyor. Ancak son dönemde alınan bir karar, şehirdeki mikro-hareketlilik (micromobility) sektörünü derinden sarsacak gibi görünüyor. Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni, 4 Haziran'da yaptığı açıklamayla, şehirdeki özel paylaşımlı bisiklet (bicisharing) hizmetlerinin lisanslarının yenilenmeyeceğini ve 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren bu bisikletlerin Katalan başkentinde faaliyet gösteremeyeceğini duyurdu. Bu ani karar, hem hizmet sağlayıcılarını hem de şehir sakinlerini şaşkına çevirdi.
Karar, Lime, Bolt ve Dott gibi uluslararası devlerin de aralarında bulunduğu birçok operatör için büyük bir şok etkisi yarattı. Şirketler, belediyenin bu tutumunu değiştirmeyeceklerini kabul etseler de, umutlarını Barselona'daki bir sonraki belediye dönemine bağlamış durumdalar. Operatörler, yaklaşan yerel seçimlerin ardından yeni seçilecek yönetimin veya mevcut yönetimin değişen siyasi dengelerle birlikte bu yasağı "affedeceği" (İspanyolca'da indulto) ve kendilerine yeniden faaliyet izni vereceği beklentisi içindeler. Bu süre zarfında binlerce bisikletin depolara çekilmesi gerekecek, bu da hem operasyonel maliyetleri artıracak hem de sürdürülebilir ulaşım hedeflerine gölge düşürecektir.
Belediye Başkanı Collboni'nin, İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) üyesi olarak göreve gelmesinin ardından aldığı bu karar, şehrin ulaşım politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Kararın ardındaki temel gerekçeler arasında, paylaşımlı bisikletlerin kaldırımlarda yarattığı düzensiz parklanma sorunları, şehir estetiğine olumsuz etkileri ve kamuya ait Bicing sistemine haksız rekabet oluşturduğu iddiaları bulunuyor. Ancak operatörler, bu hizmetlerin şehir içi trafiği azaltma, karbon emisyonlarını düşürme ve vatandaşlara uygun fiyatlı, çevre dostu bir alternatif sunma potansiyelini vurgulayarak karara itiraz ediyor.
Barselona'nın Bisiklet Vizyonu ve Mikro-Hareketlilik Tartışmaları
Barselona, yıllardır Avrupa'nın bisiklet dostu şehirlerinden biri olma hedefiyle çeşitli projeler yürütüyor. Şehir, bisiklet yollarını genişletmek, bisiklet kullanımını teşvik etmek ve sürdürülebilir ulaşım altyapısını güçlendirmek için önemli yatırımlar yaptı. Bu vizyonun en önemli parçalarından biri de, belediye tarafından işletilen ve abonelik sistemiyle çalışan Bicing adlı paylaşımlı bisiklet ağıydı. Özel operatörlerin piyasaya girmesiyle birlikte, Bicing'e ek olarak daha esnek ve serbest dolaşım sağlayan (dockless) paylaşımlı bisikletler de popüler hale gelmişti.
Ancak, özel şirketlerin sunduğu bu hizmetlerin hızlı büyümesi, beraberinde bazı sorunları da getirdi. Özellikle kaldırımlarda düzensiz park edilmiş bisiklet yığınları, yayalar için engeller oluşturdu ve şehir yönetiminin düzenleme çabalarını zorlaştırdı. Benzer tartışmalar, Barselona'da daha önce paylaşımlı scooter'lar için de yaşanmış ve belediye, bu araçların kaldırımlarda kullanımını yasaklayarak ciddi kısıtlamalar getirmişti. Bu durum, Collboni yönetiminin paylaşımlı bisikletlere yönelik aldığı kararın, mikro-hareketlilik araçlarına yönelik genel bir düzenleme ve kontrol stratejisinin parçası olabileceğini düşündürüyor.
Avrupa'nın birçok büyük şehrinde benzer mikro-hareketlilik çözümleri yaygın olarak kullanılıyor. Paris, Roma ve Madrid gibi şehirler de paylaşımlı bisiklet ve scooter hizmetlerini ya tamamen yasaklama ya da çok sıkı kurallara bağlama yoluna gitti. Bu kararlar genellikle kamu düzeni, yaya güvenliği ve yerel toplu taşıma sistemleriyle entegrasyon gibi faktörler göz önünde bulundurularak alınıyor. Barselona'nın aldığı bu karar da, Avrupa genelindeki bu eğilimin bir yansıması olarak değerlendirilebilirken, aynı zamanda sürdürülebilir ulaşım hedefleri ile şehir düzeni arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getiriyor.
Gelecek Senaryoları ve Türkiye İçin Çıkarımlar
Barselona'daki paylaşımlı bisiklet operatörlerinin "af" umudu, gelecek belediye seçimleri veya siyasi dengelerdeki olası değişikliklere dayanıyor. Ancak bu, kesinliği olmayan bir beklenti. Belediyenin kararı kesinleştirmesi halinde, bu durum Barselona'nın şehir içi ulaşım yapısında önemli bir boşluk yaratabilir. Özel paylaşımlı bisikletler, özellikle turistler ve kısa mesafeli yolculuklar için pratik ve ekonomik bir alternatif sunuyordu. Bu hizmetlerin ortadan kalkması, şehirdeki bisiklet kullanım oranlarını düşürebilir ve toplu taşımaya veya özel araç kullanımına yönelimi artırabilir, bu da çevresel hedeflerle çelişebilir.
Türkiye'deki büyük şehirlerde de benzer paylaşımlı bisiklet ve scooter sistemleri hızla yaygınlaşıyor. İstanbul, İzmir, Ankara gibi metropollerde yerel yönetimler, bu hizmetleri teşvik ederken aynı zamanda parklanma, güvenlik ve lisanslama konularında düzenlemeler getirme çabası içinde. Barselona'da yaşanan bu gelişme, Türk belediyeleri için de önemli bir emsal teşkil edebilir. Şehir yönetimlerinin, mikro-hareketlilik araçlarının faydaları ile şehir düzeni ve kamu güvenliği arasındaki dengeyi nasıl kuracağı, gelecekteki ulaşım politikaları için kritik bir soru işareti olmaya devam ediyor. Barselona örneği, sürdürülebilir ulaşım çözümlerinin entegrasyonunda dikkatli planlama ve güçlü bir yasal çerçeveye duyulan ihtiyacı bir kez daha gözler önüne sermektedir.


