İspanya'nın gözde şehirlerinden Barselona, 2023 yılının sonlarından itibaren sokaklarda ve belirlenmemiş alanlarda tasmasız köpek gezdiren hayvan sahiplerine yönelik para cezaları uygulamaya başlamış, bu kararla birlikte şehirdeki evcil hayvan sahiplenme kültürüne yeni bir soluk getirmişti. Bu düzenleme, hayvan refahını ve kamusal alanların düzenli kullanımını dengelemeyi amaçlayan kapsamlı bir stratejinin parçasıydı. Şehir yönetimi, bu yasağı dengelemek ve hayvan dostlarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla "Zonas de Uso Compartido" (ZUC) adını verdiği Ortak Kullanım Alanları'nı hayata geçirdi. Bu özel bölgeler, köpeklerin tasmasız olarak serbestçe dolaşabileceği ve sahipleriyle birlikte diğer şehir sakinleriyle uyum içinde bulunabileceği yegane yerler olarak belirlendi.
Başlangıçta, Barselona genelinde meydanlarda, parklarda ve bulvarlarda yer alan 110 adet çitsiz ve halka açık serbest gezinti alanı ile bu ağ oluşturuldu. Bu ZUC'lara ek olarak, halihazırda mevcut olan ve genellikle "pipicanes" olarak bilinen, çitlerle çevrili özel köpek tuvalet ve oyun alanları da hizmet vermeye devam etti. Ancak bu yeni düzenleme, "pipicanes"in aksine, köpeklerin daha geniş, açık ve doğal bir ortamda sosyalleşmesine olanak tanıyan bir model sundu. Son iki buçuk yıllık süreçte, Ajuntament de Barcelona (Barselona Belediyesi) gelen talepler ve geri bildirimler doğrultusunda bu ağa altı yeni ZUC alanı daha ekleyerek, iki alanın kapatılmasına rağmen toplamda 114 aktif Ortak Kullanım Alanı'na ulaştı. Ayrıca, hayvan sahiplerinin esnekliğini artırmak amacıyla en az 13 ZUC alanının çalışma saatleri de uzatıldı.
Bu genişleme, Barselona'nın modern bir metropol olarak hem insan hem de hayvan sakinlerinin yaşam kalitesini artırma vizyonunun bir yansımasıdır. ZUC'lar, köpeklerin fiziksel ve zihinsel sağlıkları için hayati önem taşıyan serbest koşma, oyun oynama ve diğer köpeklerle sosyalleşme imkanını sunar. Uzun süreli tasmalı gezintilerin kısıtlayıcı etkilerinden kurtulan köpekler, daha mutlu ve dengeli bir yaşam sürebilirken, sahipleri de evcil dostlarıyla kaliteli zaman geçirme fırsatı bulur. Ancak bu alanların başarısı, tüm kullanıcıların kurallara uyması, hijyen standartlarına dikkat etmesi ve diğer park kullanıcılarına karşı saygılı olmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Barselona'nın Hayvan Dostu Dönüşümü ve Arka Planı
Barselona, son yıllarda hayvan hakları ve refahı konusunda Avrupa'nın öncü şehirlerinden biri olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu adımların temelinde, 2023 yılında yürürlüğe giren ve İspanya genelinde hayvan refahını düzenleyen "Ley de Bienestar Animal" (Hayvan Refahı Yasası) bulunmaktadır. Bu yasa, evcil hayvanların sahiplenilmesi, terk edilmesi, kötü muamele görmesi gibi konulara sıkı kurallar getirerek, hayvanların birer mal değil, hissedebilen canlılar olduğu ilkesini vurgulamaktadır. Barselona Belediyesi, bu ulusal yasanın ruhuna uygun olarak kendi yerel düzenlemelerini de geliştirmiş ve şehirdeki evcil hayvan popülasyonunun artışına paralel olarak yeni çözümler üretmiştir.
Şehirdeki köpek sahiplenme oranları, özellikle pandemi döneminde belirgin bir artış göstermiştir. Barselona'da tahmini olarak 180.000'den fazla köpek yaşadığı düşünülmektedir ki bu da her 10 kişiden birinin köpek sahibi olduğu anlamına gelir. Bu istatistik, şehrin kamusal alanlarını hayvan dostu hale getirme ihtiyacını daha da pekiştirmiştir. Avrupa'daki diğer büyük şehirlerle kıyaslandığında, Barselona'nın bu alandaki çabaları dikkat çekicidir. Örneğin, Madrid ve Paris gibi şehirler de benzer düzenlemeler üzerinde çalışırken, Barselona'nın ZUC modelini genişletmesi, bu konuda bir referans noktası oluşturmaktadır. Türkiye'de ise büyük şehirlerde köpek parkları yaygınlaşmaya başlasa da, Barselona'daki gibi geniş ve çitsiz "ortak kullanım alanları" konsepti henüz o kadar yaygın değildir; genellikle "pet park" veya "köpek oyun alanı" adı altında daha çok kapalı ve özel alanlar tercih edilmektedir.
Uzmanlar, bu tür serbest gezinti alanlarının hem hayvanların hem de insanların yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkileri olduğunu belirtmektedir. Veteriner hekimler, köpeklerin tasmasız olarak koşup oynamasının obezite, davranış sorunları ve stres gibi sağlık problemlerini azalttığını vurgularken, şehir planlamacıları ise bu alanların sosyal etkileşimi artırdığını ve şehir sakinleri arasında topluluk bilincini güçlendirdiğini ifade etmektedir. Ancak, bu alanların bakımı, hijyeni ve diğer park kullanıcılarıyla potansiyel çatışmaların önlenmesi için sürekli denetim ve eğitim programlarının da önemli olduğu unutulmamalıdır. Barselona'nın bu konudaki yaklaşımı, dengeyi ve uyumu sağlamaya yönelik kapsamlı bir çabayı temsil etmektedir.
Gelecek Perspektifi ve Etkileri
Barselona'nın serbest köpek gezdirme alanlarını genişletme ve düzenleme çabaları, şehrin hayvan dostu bir metropol olma vizyonunu pekiştirmektedir. Bu adımlar, sadece köpek sahiplerinin değil, tüm şehir sakinlerinin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen daha geniş bir sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık stratejisinin bir parçasıdır. Gelecekte, bu tür alanların sayısının daha da artırılması, belki de mobil uygulamalar aracılığıyla ZUC'ların doluluk oranlarının takip edilmesi veya interaktif eğitim materyalleri sunulması gibi teknolojik çözümlerle desteklenmesi beklenebilir.
Bu uygulamanın uzun vadeli etkileri arasında, şehirdeki evcil hayvan terk edilme oranlarının azalması, hayvanların daha iyi sosyalleşmesi sayesinde davranış sorunlarının önüne geçilmesi ve dolayısıyla hayvan barınaklarının yükünün hafifletilmesi sayılabilir. Ayrıca, Barselona'nın bu alandaki öncü rolü, diğer İspanyol ve Avrupa şehirlerine de ilham kaynağı olabilir. Türkiye'deki büyükşehir belediyeleri için de Barselona modeli, şehir içinde hayvan refahını artırırken kamusal alanları daha etkin ve uyumlu kullanma konusunda değerli bir örnek teşkil etmektedir. Nihayetinde, bu tür düzenlemeler, insan ve hayvanın bir arada, karşılıklı saygı ve uyum içinde yaşayabildiği daha yaşanabilir şehirler inşa etme hedefine hizmet etmektedir.

