FC Barcelona'nın finansal durumu, kulübün geleceğine dair endişeleri artırırken, kulüp çevresinin önemli figürlerinden finans uzmanı Marc Ciria Roig, mevcut başkan Joan Laporta yönetimini sert bir dille eleştirdi. Ciria, Laporta'nın kulübün varlıklarını satarak günü kurtarmaya çalıştığını ve bu durumun uzun vadede kulübe zarar verdiğini iddia ederek, "Laporta'ya oy vermek para kaybetmektir" başlığıyla dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Barselona (Barcelona) doğumlu olan Marc Ciria, daha önce Josep Maria Bartomeu yönetimini de eleştirmiş, ancak son seçimlerde Laporta'ya destek vermişti. Şimdi ise Laporta'nın yönetimindeki şeffaflık eksikliği ve "başkanlıkvari" tutumundan duyduğu hayal kırıklığıyla, "Moviment 42" hareketinin liderliğini üstlenerek Mart 2025'teki olası kulüp seçimlerinde aday olmayı hedefliyor.
Ciria'nın eleştirilerinin temelinde, Laporta yönetiminin kulübün günlük zararlarını karşılamak için sürekli olarak varlık satışı yapması yatıyor. Bu "ekonomik kaldıraçlar" veya İspanyolca tabiriyle "palancas", kulübün kısa vadede finansal fair play kurallarına uymasını sağlasa da, uzun vadeli gelir kaynaklarını tüketmesi nedeniyle ciddi endişelere yol açıyor. Marc Ciria, bu stratejinin bir sürdürülebilirlik sağlamadığını, aksine kulübün geleceğini ipotek altına aldığını savunuyor. Özellikle Barça Studios hisselerinin ve gelecekteki televizyon yayın haklarının bir kısmının satılması gibi adımlar, kulübün taraftar ve üyeleri arasında tartışmalara neden olmuştu.
Finans uzmanı Ciria'nın Laporta'ya yönelik hayal kırıklığı, sadece ekonomik kararlarla sınırlı değil. Kendisi, Laporta'nın yönetim tarzını "opaklık" ve "başkanlıkvari" olmakla suçluyor. Bu eleştiri, kulüp yönetiminde şeffaflığın ve üyelerin (socios) katılımının önemine vurgu yapıyor. FC Barcelona gibi üyeler tarafından yönetilen bir kulüpte, başkanın tek taraflı kararlar alması ve finansal bilgilerin yeterince paylaşılmaması, kulübün demokratik yapısına aykırı bulunuyor. Ciria liderliğindeki "Moviment 42" de tam da bu noktada devreye girerek, kulübün yönetim modelinde köklü bir değişim ve daha şeffaf bir yapı talep ediyor.
FC Barcelona'nın Finansal Çıkmazı ve "Palancas" Stratejisi
FC Barcelona, son yıllarda Avrupa futbolunun en büyük finansal krizlerinden birini yaşıyor. Eski başkan Josep Maria Bartomeu döneminde biriken devasa borçlar, COVID-19 pandemisinin getirdiği gelir kaybı ve yüksek maaş bütçesi, kulübü zorlu bir sürece soktu. Joan Laporta, 2021'de ikinci kez başkan seçildiğinde, kulübü bu finansal darboğazdan çıkarma sözü vermişti. Ancak Laporta'nın bu vaadi yerine getirmek için başvurduğu "palancas" (ekonomik kaldıraçlar) stratejisi, kulübün geleceği üzerinde tartışmalara yol açtı.
Bu "palancas" genellikle gelecekteki gelirlerin (örneğin televizyon yayın hakları veya Barça Studios'un bir kısmı) satılması anlamına geliyordu. Bu adımlar, kulübün La Liga'nın sıkı finansal fair play kurallarına uymasını ve yeni oyuncu transferleri yapmasını sağladı. Ancak eleştirmenler, özellikle Marc Ciria gibi finans uzmanları, bu stratejinin uzun vadede kulübün gelir potansiyelini düşürdüğünü ve gelecekteki yönetimleri daha da zor bir duruma soktuğunu belirtiyor. Kulübün Camp Nou stadının yenilenmesi projesi Espai Barça için alınan büyük krediler de kulübün borç yükünü artıran diğer önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye ve İspanya Kulüplerinde Yönetim ve Finans Tartışmaları
FC Barcelona'nın yaşadığı bu finansal sıkıntılar ve yönetim tartışmaları, Türkiye'deki büyük futbol kulüplerinin karşılaştığı sorunlarla da benzerlikler taşıyor. Türkiye'de de birçok kulüp, yüksek borç yükü, transfer harcamaları ve sürdürülebilir olmayan finansal modeller nedeniyle zor zamanlar geçiriyor. Kulüp başkanlarının "kurtarıcı" rolü üstlenerek tek taraflı kararlar alması, şeffaflık eksikliği ve gelecekteki gelirlerin ipotek altına alınması gibi durumlar, hem İspanya'da hem de Türkiye'de futbol kamuoyunun yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor.
Marc Ciria'nın Laporta yönetimine yönelik eleştirileri, kulüp üyeleri (socios) veya Türkiye'deki adıyla "kongre üyeleri" tarafından yönetilen kulüplerde hesap verebilirliğin ve şeffaflığın ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu tür tartışmalar, sadece bir kulübün finansal sağlığını değil, aynı zamanda futbolun genel yönetim felsefesini ve taraftar-kulüp ilişkisini de derinden etkiliyor. FC Barcelona örneği, büyük bir kulübün hem sportif başarıyı hem de finansal sürdürülebilirliği aynı anda nasıl sağlayabileceği konusunda önemli bir ders niteliği taşıyor. Ciria'nın adaylık çabaları da, kulübün geleceğine yön verecek yeni bir vizyon arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.



