Uluslararası güvenlik ve dış politika konularında tanınmış bir uzman ve deneyimli bir Litvanyalı diplomat olan Eitvydas Bajarūnas, Avrupa'yı Rusya'nın hibrit savaş tehdidi konusunda sert bir dille uyardı. Vladímir Putin'in Ukrayna'ya karşı başlattığı geniş çaplı işgalin ardından üç ay boyunca Moskova'daki Litvanya diplomatik misyonunun en üst düzey pozisyonunda görev yapan Bajarūnas, Avrupa'ya yönelik artan Rus tehdidi bağlamında kritik değerlendirmelerde bulundu. Diplomat, Rusya'nın Batı'ya açık bir mesaj gönderdiğini ve Ukrayna'ya verilen desteğin bedelsiz kalmayacağını, Avrupa'nın da bir tür savaşla karşı karşıya kalacağını ima ettiğini belirtti.
Eitvydas Bajarūnas, İsveç, Birleşik Krallık ve Rusya'da büyükelçi olarak görev yapmış, bu sayede hem Batı ittifakının hem de Rusya'nın iç dinamiklerinin derinlemesine bir analizine sahip nadir isimlerden biri. Özellikle Moskova'daki görevi sırasında, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının başlangıcına tanıklık etmesi, onun uyarılarına ayrı bir ağırlık katıyor. Bajarūnas, Rusya'nın sadece askeri güçle değil, aynı zamanda siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları, enerji şantajı ve ekonomik baskı gibi hibrit yöntemlerle Avrupa'yı istikrarsızlaştırmaya çalıştığını vurguluyor.
Hibrit savaş, geleneksel askeri çatışma ile sivil hedeflere yönelik saldırıları, siber saldırıları, propaganda ve ekonomik baskıyı birleştiren çok boyutlu bir stratejidir. Rusya, bu taktikleri uzun süredir kullanmakla birlikte, Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte Avrupa'ya karşı daha yoğun ve belirgin bir şekilde uygulamaya başlamıştır. Bu stratejinin temel amacı, Batı toplumlarının birliğini bozmak, Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatmak ve Avrupa ülkelerini kendi iç sorunlarıyla boğuşturarak dikkatlerini dağıtmaktır. Bajarūnas'ın uyarısı, bu stratejinin Avrupa'nın genel güvenliği için oluşturduğu ciddi riski gözler önüne seriyor.
Litvanya gibi Baltık ülkeleri, Rusya'nın hibrit tehditlerine karşı Avrupa'nın en ön saflarında yer alıyor. Tarihsel olarak Sovyet işgali altında kalmış olmaları ve Rusya ile uzun sınırlara sahip olmaları nedeniyle, bu ülkeler Rusya'nın niyetleri konusunda son derece hassas ve uyanıklar. Litvanya, Rusya'dan gelen siber saldırılar, dezenformasyon operasyonları ve hatta askeri provokasyonlar gibi tehditlerle sürekli karşı karşıya kalıyor. Bu durum, NATO'nun Doğu kanadındaki varlığını güçlendirme ve bölgesel savunma kapasitelerini artırma çabalarını daha da kritik hale getiriyor.
Rusya'nın Hibrit Tehdidi ve Avrupa'nın Yanıtı
Rusya'nın hibrit savaş taktikleri, Avrupa genelinde farklı şekillerde hissediliyor. Örneğin, İspanya gibi Batı Avrupa ülkeleri, özellikle siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları aracılığıyla hedef alınabiliyor. Kritik altyapılara yönelik siber saldırı girişimleri, seçim süreçlerine müdahale çabaları ve toplumsal kutuplaşmayı artırmaya yönelik propaganda faaliyetleri, İspanya'da da gözlemlenen Rus etkisinin bazı örnekleridir. İspanya, NATO üyesi olarak Ukrayna'ya destek veren ülkeler arasında yer alıyor ve bu durum onu da Rusya'nın dolaylı hedeflerinden biri haline getiriyor. Ülke, enerji güvenliği konusunda da Avrupa'nın genelinde yaşanan dalgalanmalardan etkileniyor.
Türkiye ise Rusya-Ukrayna savaşında benzersiz ve karmaşık bir konumda bulunuyor. Bir yandan NATO üyesi olarak Batı ittifakının bir parçası olan Türkiye, diğer yandan Rusya ile enerji, ticaret ve bölgesel meselelerde önemli bağlara sahip. Karadeniz'deki jeopolitik konumu, Türkiye'yi hem Rusya'nın hem de Ukrayna'nın önemli bir muhatabı haline getiriyor. Türkiye de siber güvenlik tehditleri ve dezenformasyon kampanyaları gibi hibrit savaş unsurlarına karşı tetikte olmak zorunda. Ankara, savaşın başından bu yana hem Kiev hem de Moskova ile iletişim kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışsa da, Avrupa'daki genel güvenlik endişelerinden ve Rusya'nın caydırıcı mesajlarından etkilenmektedir.
Geleceğe Yönelik Tehditler ve Birlik Çağrısı
Eitvydas Bajarūnas'ın uyarıları, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu tehditlerin sadece Ukrayna ile sınırlı olmadığını, tüm kıtayı etkileyebileceğini açıkça ortaya koyuyor. Rusya'nın Ukrayna'ya verdiği Batı desteğini "bedelsiz" bırakmayacağı mesajı, Avrupa'nın savunma kapasitelerini güçlendirmesi, siber güvenliğe daha fazla yatırım yapması ve dezenformasyonla mücadele mekanizmalarını geliştirmesi gerektiğinin altını çiziyor. Avrupa Birliği ve NATO üyesi ülkelerin, bu hibrit tehditlere karşı ortak bir cephe oluşturarak dayanışma ve direnç göstermesi hayati önem taşıyor.
Sonuç olarak, Litvanyalı diplomatın sözleri, Avrupa'nın güvenlik mimarisinin ciddi bir sınavdan geçtiğini ve Rusya'nın uzun vadeli stratejisinin sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlaştırmayı hedeflediğini gösteriyor. Avrupa'nın bu karmaşık ve çok yönlü tehdide karşı birlik içinde hareket etmesi, Ukrayna'ya desteğini sürdürmesi ve kendi savunma kapasitelerini güçlendirmesi, kıtanın gelecekteki güvenliği ve istikrarı için belirleyici olacaktır. Rusya'nın "bedelsiz kalmayacak" mesajı, Avrupa başkentlerinde ciddiyetle ele alınması gereken bir uyarı niteliğindedir.



