🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Avrupalıların Dörtte Biri ABD'yi Rakip Görüyor: Trump Dönemi Güven Erozyonu

10 Haziran 2026, Çarşamba
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Avrupalıların Dörtte Biri ABD'yi Rakip Görüyor: Trump Dönemi Güven Erozyonu

Avrupa kamuoyunda ABD'ye yönelik algı, özellikle Donald Trump'ın başkanlık dönemi boyunca önemli ölçüde değişti. Son yayımlanan bir ankete göre, Avrupalı vatandaşların en az dörtte biri, ABD'yi artık bir "müttefik" yerine "rakip veya düşman" olarak görüyor. Bu çarpıcı sonuç, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) adlı düşünce kuruluşunun Çarşamba günü açıkladığı bir araştırmayla ortaya çıktı ve Transatlantik ittifakın geleceğine dair ciddi soru işaretleri doğurdu. Anket, Trump yönetiminin Avrupa Birliği'ne yönelik tarife tehditleri, NATO'dan çekilme sinyalleri, Grönland'ı satın alma gibi sıra dışı önerileri ve Ortadoğu'daki tek taraflı politikalarının ardından geldi.

ECFR'nin raporu, Trump'ın "Önce Amerika" (America First) sloganıyla yürüttüğü politikaların Avrupa'daki geleneksel müttefikler arasında derin bir güvensizlik yarattığını gözler önüne seriyor. Bu politikalar, NATO'nun geleceğine dair belirsizlikler yaratmakla kalmayıp, küresel ticaret dengelerini de altüst etti. Özellikle AB'ye yönelik çelik ve alüminyum tarifeleri, Avrupa ekonomilerinde endişe yaratırken, iklim değişikliği anlaşmasından çekilme ve İran nükleer anlaşmasından ayrılma gibi adımlar, Avrupa'nın stratejik çıkarlarıyla doğrudan çelişti. Bu gelişmeler, Avrupalıların ABD'yi sadece bir "müttefik" olarak görmekten uzaklaştığını, aksine potansiyel bir "rakip" veya hatta "düşman" olarak algılamaya başladığını gösteriyor.

Anket sonuçları, Avrupa genelinde ABD'ye yönelik algının farklılık gösterebileceğini de işaret ediyor. Örneğin, Doğu Avrupa ülkelerinde Rusya tehdidi nedeniyle ABD'ye olan güvenlik bağımlılığı daha yüksekken, Batı Avrupa'da, özellikle Fransa ve Almanya gibi ülkelerde, ABD'nin tek taraflı adımlarına karşı daha eleştirel bir duruş sergilendiği biliniyor. İspanya gibi ülkelerde ise kamuoyu, genel olarak Avrupa Birliği'nin ortak dış politika çizgisini takip etme eğiliminde olup, ABD'nin belirli politikalarına mesafeli yaklaşabiliyor. Bu durum, Avrupa içinde dahi ABD'ye yönelik ortak bir stratejik vizyon geliştirmenin ne kadar zorlu olduğunu ortaya koyuyor.

Transatlantik İlişkilerde Tarihsel Dönüm Noktası

ABD ile Avrupa arasındaki ilişkiler, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından NATO'nun kuruluşuyla birlikte Batı dünyasının temel direklerinden biri haline gelmişti. Soğuk Savaş boyunca Sovyetler Birliği'ne karşı ortak bir cephe oluşturan bu ittifak, demokrasi, insan hakları ve serbest pazar ekonomisi gibi ortak değerler üzerine inşa edilmişti. Ancak 2000'li yılların başından itibaren, özellikle Irak Savaşı gibi konularda Avrupa ile ABD arasında görüş ayrılıkları yaşanmaya başladı. George W. Bush dönemindeki "eski Avrupa" ve "yeni Avrupa" ayrımı, ilişkilerdeki ilk çatlakların habercisiydi. Barack Obama dönemi, bu çatlakları onarmaya yönelik çabalarla geçse de, Donald Trump'ın gelişiyle birlikte Transatlantik köprüler adeta dinamitlendi.

Trump'ın NATO'yu "eskimiş" olarak nitelemesi, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları yönündeki sert talepleri ve AB'yi "ticaret düşmanı" olarak ilan etmesi, Avrupa'da büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yarattı. Bu süreç, Avrupa'nın kendi "stratejik özerkliğini" geliştirme arayışlarını hızlandırdı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Angela Merkel gibi liderler, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi ve dış politikada daha bağımsız hareket etmesi gerektiği çağrılarını sıklaştırdı. Bu durum, ABD'nin küresel liderlik rolündeki erozyonun ve Avrupa'nın kendi kaderini tayin etme isteğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Türkiye ve Transatlantik İlişkilerin Geleceği

Avrupa ile ABD arasındaki bu gerilim, Türkiye'yi de yakından ilgilendiren bir konu. NATO'nun önemli bir üyesi olan Türkiye, hem Avrupa hem de ABD ile karmaşık ilişkilere sahip. Trump döneminde ABD ile Türkiye arasında yaşanan S-400 krizi, Suriye politikaları ve Halkbank davası gibi konular, ilişkileri ciddi şekilde zorladı. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkiler de Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve insan hakları gibi konularda zaman zaman gerginlikler yaşadı. Bu bağlamda, Avrupalıların ABD'ye yönelik değişen algısı, Türkiye için hem zorluklar hem de potansiyel fırsatlar barındırıyor.

Avrupa'nın stratejik özerklik arayışı, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini yeniden tanımlaması ve ortak çıkar alanları bulması için bir zemin sunabilir. Aynı zamanda, ABD'nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinin zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel ve küresel politikalarını şekillendirirken daha geniş bir hareket alanı bulmasına olanak tanıyabilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin hem Avrupa hem de ABD ile dengeli ve yapıcı ilişkiler kurma becerisine bağlı olacaktır. Biden yönetiminin işbaşına gelmesiyle birlikte Transatlantik ilişkilerde bir "normalleşme" beklentisi olsa da, Trump döneminin yarattığı güvensizlik ve algı erozyonunun kısa sürede tamamen ortadan kalkması beklenmiyor. Avrupalıların dörtte birinin ABD'yi "rakip" olarak görmesi, kalıcı bir stratejik düşünce değişiminin işaretçisi olabilir.

Etiketler:
#abd#avrupa#trump#uluslararas-ilikiler#gven-erozyonu
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat