İspanya'nın Barselona (Barcelona) kentinde, Alzheimer ve diğer demans türleriyle yaşayan yaklaşık yirmi hasta, dansı güçlü bir terapötik araç olarak keşfettikleri dördüncü 'Dit-Dit' ('Parmak-Parmak') dans projesine katıldı. Ace Alzheimer Center Barcelona Vakfı ve Fundació Castell de Peralada tarafından ortaklaşa düzenlenen bu yenilikçi girişim, katılımcıların fiziksel, zihinsel ve duygusal refahlarını artırmayı hedefliyor. Ocak ayında başlayan ve toplam 42 seanstan oluşan projenin son etkinliği, Barselona'daki Espacio La Caldera'da gerçekleştirildi ve hastalar, aileleriyle birlikte CondeGalí dans grubunun rehberliğinde unutulmaz anlar yaşadı.
Bu özel kapanış seansında, Ace Merkezi'nin hastalarının %80'ini oluşturan Alzheimer hastaları, farklı evrelerdeki demans hastalarıyla birlikte, dansın birleştirici gücüyle hareket etti. CondeGalí dans grubunun liderliğinde, katılımcılar bedensel yorumlama ve hareket yoluyla grup üyeleriyle bağlantı kurma üzerine çalıştılar. 'Dit-Dit' adı, projenin temel felsefesini yansıtıyor; rehberli doğaçlama ve fiziksel temas aracılığıyla iletişimi ve bakımı teşvik etmek. Projenin koordinatörü Judit Jordana, etkinliğin adının, hastalar arasındaki fiziksel temasın ve iki parmak arasındaki basit bir bağlantının bile ne kadar anlamlı olabileceğini vurguladığını belirtti.
Ace Gündüz Bakım Ünitesi Direktörü Amèrica Morera, bu dinamik yaklaşımın hastaların yaşam kalitesinde önemli bir iyileşme sağladığını gözlemlediklerini ifade etti. Morera, hastaların seanslara katılmak için birbirlerini teşvik ettiklerini ve bu durumun, aktivitenin onlar üzerindeki olumlu etkisini gösterdiğini söyledi. Hastaların daha mutlu ve neşeli olduklarını belirten Morera, anları hatırlamasalar bile, dansın onlara hem aktivite sırasında hem de sonrasında genel bir refah hissi verdiğini vurguladı. Bu projenin, 2023 yılından bu yana yaklaşık yüz kullanıcıya fayda sağladığı da aktarıldı.
Dans Terapisinin Bilimsel Temelleri ve Faydaları
Dansın, Alzheimer ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklarla mücadelede etkili bir terapötik araç olarak kullanılması, son yıllarda bilimsel araştırmalarla da desteklenmektedir. Hareketin, bilişsel işlevleri, hafızayı ve motor becerileri geliştirdiği bilinmektedir. Dans, beynin farklı bölgelerini aynı anda aktive ederek nöroplastisiteyi (beynin kendini yeniden düzenleme yeteneği) teşvik eder. Özellikle yaşlı bireylerde denge ve koordinasyonun geliştirilmesi, düşme riskini azaltmada kritik bir rol oynar. 'Dit-Dit' projesinde olduğu gibi, katılımcıların "daha mutlu" olmaları ve "denge"lerinin gelişmesi, dansın sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik faydalarının da güçlü bir göstergesidir.
Amèrica Morera, farklı yaşlardaki hastaların denge becerilerini geliştirdiğini ve bu alanda "özgür olabildiklerini" vurguladı. Demans hastalarının bazen duygularını ifade edemedikleri için davranış bozuklukları yaşayabildiklerini belirten Morera, dansın onlara kendilerini ifade etme ve içsel dünyalarını dışa vurma fırsatı sunduğunu ifade etti. Bu tür sosyal ve fiziksel aktiviteler, hastaların izolasyonunu azaltarak sosyal etkileşimi artırır ve depresyon riskini düşürür. Katılımcıların, projeyi "neşe" kelimesiyle tanımlamaları, bu terapinin duygusal faydalarının ne kadar derin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye'de Alzheimer ve Dans Terapisi Uygulamaları
Dünya genelinde Alzheimer hastalığı, yaşlanan nüfusla birlikte giderek artan bir sağlık sorunu haline gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünya çapında 55 milyondan fazla insan demansla yaşıyor ve bu sayının 2050 yılına kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor. Türkiye'de de Alzheimer Derneği gibi kuruluşlar, hastalığın farkındalığını artırmak, hastalar ve ailelerine destek sağlamak amacıyla önemli çalışmalar yürütmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte Alzheimer ve demans vakalarının sayısı da yükseliş eğilimindedir.
İspanya'da uygulanan 'Dit-Dit' projesi gibi dans ve sanat terapisi yaklaşımları, Türkiye'deki demans bakım merkezleri ve huzurevleri için de ilham verici olabilir. Türkiye'de de bazı özel ve kamu kuruluşları, demans hastalarına yönelik müzik, resim ve hareket terapileri uygulamaktadır. Ancak Barselona'daki bu projenin sistematik yapısı, aile katılımına verdiği önem ve gözlemlenen somut faydaları, benzer programların yaygınlaşması için bir model teşkil edebilir. Dansın evrensel dili, kültürel farklılıkları aşarak her coğrafyada demans hastalarının yaşam kalitesini artırma potansiyeline sahiptir ve bu tür projeler, hastalığın getirdiği zorluklarla mücadelede umut ışığı olmaya devam edecektir.



