Avrupa Birliği (AB), işgal altındaki Cisjordanya (Batı Şeria) bölgesinde Filistinlilere yönelik artan şiddet olaylarına karışan bazı Yahudi yerleşimcilere ve Hamas üyelerine karşı yaptırım kararlarını genişletti. Bu Pazartesi günü alınan kararla, şiddet eylemlerinde bulunan kişilere mal varlığı dondurma ve seyahat yasakları gibi kısıtlayıcı tedbirler uygulanacak. AB dış ilişkiler ve güvenlik politikası yüksek temsilcisi Kaja Kallas, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Şiddet ve aşırıcılık sonuçları beraberinde getirir" diyerek, bu adımın uluslararası hukuka ve insan haklarına saygının bir gereği olduğunu vurguladı.
AB'nin bu hamlesi, İsrail'in Benjamin Netanyahu liderliğindeki hükümetine doğrudan yaptırım uygulama konusunda çekinceli davranmaya devam ederken, bölgedeki gerilimi tırmandıran unsurlara odaklanma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Karar, özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da tırmanan yerleşimci şiddetine bir yanıt niteliği taşıyor. Avrupa Birliği, bu yaptırımlarla, bölgedeki istikrarsızlığa katkıda bulunan ve iki devletli çözüm umutlarını zedeleyen eylemlerin önüne geçmeyi hedefliyor.
Yaptırım listesine eklenen kişiler ve kuruluşlar hakkında detaylı bilgi henüz tam olarak açıklanmasa da, bu kişilerin Filistinlilere yönelik saldırılar, toprak gaspları ve mülk tahribatı gibi eylemlere karıştıkları biliniyor. Karar, aynı zamanda Hamas üyelerine yönelik de benzer kısıtlamalar getirerek, AB'nin çatışmanın her iki tarafındaki aşırılık yanlılarına karşı net bir duruş sergilediği mesajını veriyor. Bu dengeli yaklaşım, AB'nin bölgedeki tüm aktörlere uluslararası hukuka uyma çağrısının bir yansıması olarak görülüyor.
Batı Şeria'daki Yerleşimci Şiddetinin Arka Planı ve Uluslararası Tepkiler
Cisjordanya (Batı Şeria), 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail işgali altında bulunuyor ve uluslararası hukuka göre buradaki Yahudi yerleşimleri yasa dışı kabul ediliyor. Bölgede yaşayan Filistinliler, uzun süredir yerleşimcilerin şiddetine, topraklarına el konulmasına ve hareket özgürlüklerinin kısıtlanmasına maruz kalıyor. Özellikle son aylarda, Gazze'deki savaşın başlamasıyla birlikte Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırılarda ciddi bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, 7 Ekim'den bu yana yerleşimci şiddetinde rekor seviyelerde artış gözlemlenmiş, bu saldırılar Filistinli sivillerin can ve mal güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmiştir.
AB'nin bu yaptırım kararı, uluslararası toplumun Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetine karşı artan endişesini yansıtıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de daha önce benzer adımlar atarak, şiddet yanlısı bazı yerleşimcilere yaptırımlar uygulamıştı. Bu uluslararası baskı, İsrail hükümetinin yerleşimci şiddetini kontrol altına alma ve uluslararası hukuka uyma konusunda daha fazla sorumluluk alması yönünde bir çağrı olarak yorumlanabilir. Ancak, İsrail hükümeti genellikle bu tür yaptırımları iç işlerine karışma olarak değerlendirmekte ve yerleşim faaliyetlerini genişletme politikasını sürdürmektedir. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez gibi bazı Avrupalı liderlerin İsrail ile Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması yönündeki önerileri ise, AB içinde henüz geniş destek bulamamıştır; bu da AB'nin İsrail'e yönelik politikalarında daha temkinli adımlar atmayı tercih ettiğini göstermektedir.
Yaptırımların Etkisi ve Türkiye ile Bölgesel Bağlam
AB'nin bu yaptırımlarının, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini ne ölçüde durduracağı veya azaltacağı merak konusu. Uzmanlar, bu tür yaptırımların genellikle sembolik bir mesaj taşıdığını ancak uzun vadede İsrail'in yerleşim politikaları üzerinde somut bir değişiklik yaratma potansiyelinin sınırlı olabileceğini belirtiyor. Ancak, bu adımlar, uluslararası hukukun ihlal edildiği durumlarda cezasızlık kültürünün oluşmasını engelleme ve sorumluları hesap vermeye zorlama açısından önemli bir diplomatik araç olarak görülebilir. Ayrıca, bu yaptırımlar, uluslararası toplumun iki devletli çözüm ilkesine olan bağlılığını ve Filistin halkının haklarına verdiği önemi bir kez daha ortaya koymaktadır.
Türkiye, İsrail-Filistin çatışması konusunda tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen bir duruş sergilemektedir. AB'nin şiddet yanlısı yerleşimcilere yönelik yaptırım kararı, Türkiye tarafından da olumlu karşılanabilecek bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesini ve Filistinlilere yönelik şiddeti sürekli olarak kınamakta ve uluslararası hukuka uygun bir çözüm çağrısı yapmaktadır. Bu çerçevede, AB'nin bu adımı, Türkiye'nin de uzun süredir dile getirdiği endişelerle örtüşmekte ve bölgesel barışın tesisi için atılan önemli bir adım olarak görülebilir. Gelecekte, AB'nin bu tür kısıtlayıcı tedbirleri daha da genişletip genişletmeyeceği veya İsrail hükümetine yönelik daha doğrudan adımlar atıp atmayacağı, bölgedeki gelişmelerin seyrine bağlı olacaktır.



